10. Hukuk Dairesi 2014/28023 E. , 2015/7091 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz ödenen faiz tutarının iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
27.11.2001 tarihli giriş bildirgesi ile 16.08.2001 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak tescil edilen davacının, giriş bildirgesinde 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılığına yönelik sicil numarasını bildirdiği, anılan sigortalılık süreleri gözetilmeksizin Kurumca 1. basamaktan tescil işleminin yapıldığı, tahsis talebi sonrası, 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılık sürelerinin basamak intibakında dikkate alınması sonucu davacı aleyhine prim borcu ve gecikme zammı tahakkuk ettirildiği, davacının gecikme zammı tutarından sorumlu olmadığı gerekçesi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Kanunun 51. Maddesinin 3. Fıkrasında, “Ancak, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra Bağ-Kur kapsamına girenler, bu Kanunun 50 nci maddesinde belirtilen aylık gelir basamaklarından, diğer sosyal güvenlik kurumlarında geçirdiği süre intibak ettirilmek suretiyle en yakın basamaktan aşağısını, onikinci basamaktan yukarısını seçemezler.” hükmüne yer verilmiş iken, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile anılan maddede yapılan değişiklikle, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile 619 sayılı KHK’nın iptali sonrası 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 26. Maddesi ile değişik anılan fıkrada, “Ancak, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tâbi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
1479 sayılı Kanunun 52’nci maddesinde ise, sigortalının altı, yedi, sekiz, dokuz, on, on bir ve on ikinci basamaklarda en az iki tam yılını doldurmadıkça, yazılı talepte bulunmadıkça ve sırası dışında basamak yükseltemeyeceği öngörülmüş, 01.10.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile “Sigortalının bu Kanuna göre seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği ilk on iki basamakta bekleme süresi bir yıl, on üçüncü basamaktan itibaren, her bir basamakta bekleme süresi iki yıldır.
İlk on bir basamakta sıra itibariyle basamak yükseltilmesi, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılır. On ikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için, sigortalının yazılı talepte bulunması ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olması şarttır.
Sigortalılar, Kurumca yükseltildikleri tarihten veya yazılı talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından itibaren, basamak yükseltme farkı ile yükseltildikleri basamak üzerinden primlerini öderler.” şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, davacının giriş bildirgesinde farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi çalışmalarını bildirdiği de gözetildiğinde, Kurumca, farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi sigortalılık süreleri intibak ettirilerek tescil basamağının belirlenmesi gerekir. Kurumun bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu, geç intibak işlemi yapılarak, davacının basamak farkından kaynaklanan prim borcundan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yok ise de, Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan geç prim borcu tahakkukku nedeni ile, anılan prim borçlarının süresinde ödenmediği gerekçesi ile davacının gecikme zammından sorumlu tutulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.