16. Hukuk Dairesi 2017/3207 E. , 2020/4978 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... İlçesi Merkez Mahallesi çalışma alanında bulunan 459 ada 1 parsel sayılı 3.165,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek dere yatağı taşlık vasfıyla ve 460 ada 2 parsel sayılı 3.165,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, yine devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 459 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 28.08.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 2.555,26 metrekarelik bölümü ile çekişmeli 460 ada 2 parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli fen bilirkişi raporunda (D) harfiyle gösterilen 85,12 metrekarelik bölümün ifraz edilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 28.08.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda çekişmeli 459 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümü üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, mahallinde yapılan keşif neticesinde ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümünün imar-ihya edilmediği, üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulmadığı ve hali arazi olduğu belirtilmiş olup, dosyadaki fotoğrafların da bu durumu teyit ettiği gözetildiğinde, taşınmazın bütünü itibariyle imar-ihya edilmediği, taşınmaz üzerindeki kullanımın ekonomik amacına uygun kullanım olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu haliyle, taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddesindeki şartların davacı lehine gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan çekişmeli taşınmaz tapuda davalı Hazine adına kayıtlı olduğuna göre, tapu kayıt maliki olmayan davalı ...’nın eldeki davada taraf sıfatı da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Mahkemece, 451 ada 1 sayılı parsel yönünden davalı ... hakkındaki davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle, Hazine aleyhine açılan davanın da esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre Hazine adına olan tapu kaydı iptal edilmeksizin tescil hükmü kurulmuş olması da isabetsiz olup, davalı ... ile Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
2- Çekişmeli 460 ada 2 sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; 460 ada 2 sayılı parsel hali arazi vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. mahkemece bu bölüm üzerinde de davacı yararına edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Ne var ki, mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın (D) harfiyle gösterilen bölümünün imar-ihya edildiği, bahçe vasfında marjinal tarım arazisi niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de; taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen 1 adet ceviz, 1 adet kayısı, 1 adet zeytin fidanı ve 2 adet kavak ağaçlarının taşınmazın (D) harfiyle gösterilen bölümünde mi yoksa (C) harfiyle gösterilen bölümünde mi kaldığı hususunda ve taşınmaz bölümünün toprak yapısı ve niteliği, zirai durumu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi, taşınmaz bölümünde imar-ihyanın hangi tarihte başlanıldığı-tamamlandığı hususlarında değerlendirme yapılmamış; keşif sırasında dinlenen tespit bilirkişisi ... bölgede 1962 yılında sel afeti yaşandığını, afetin yaşanmasından önce taşınmaz üzerinde ekim yapıldığını, afet yaşandıktan sonra davacının taşınmaza üzüm-incir-darı ve pirinç ektiğini beyan ettiği halde, davacı tanığı ...’un, 1962 yılında yaşanan afetten sonra taşınmazın mevcut hale geldiğini ve taşınmaz üzerinde ekim-dikim yapılmadığını ifade etmiş olması nedeniyle, beyanlar arasında oluşan çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen, jeoloji ve 3 kişilik ziraat mühendisi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılarak, yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, taşınmazın dere yatağı olup olmadığı ve sınırındaki derenin yatak değiştirip değiştirmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisine taşınmazı komşu parseller ile birlikte gösteren keşfi takibe elverişli krokili rapor düzenlettirilmeli, jeolog bilirkişi ve ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliği, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresi, taşınmazın hangi bölümünde hangi bitki örtüsünün hakim olduğunu, üzerinde ağaç bulunmakta ise yaşlarını, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını veya dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyorsa derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmeli ve bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, yine kayıt maliki olmayan ... hakkındaki davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğinin göz ardı edilmesi ve kabule göre de; dava, tapu iptali ve tescil davası olduğu halde, çekişmeli taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptaline karar verilmeden tescile karar verilmesi de isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.