Abaküs Yazılım
19. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/805
Karar No: 2019/5337
Karar Tarihi: 28.11.2019

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2019/805 Esas 2019/5337 Karar Sayılı İlamı

19. Hukuk Dairesi         2019/805 E.  ,  2019/5337 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

    Taraflar arasındaki asıl menfi tespit-alacak, birleşen istirdat davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl dava ile birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/247 esas ve 2011/358 karar sayılı dava dosyasında ıslah edilen miktar yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, asıl davaya ve birleşen davaya ilişkin verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden karar verilmesine yer olmadığına yönelik hükümlerin süresi içinde asıl ve birleşen dosya davacısı vekili ile asıl ve birleşen dosya davalısı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
    - K A R A R -
    Asıl davada davacı vekili, davacı şirketin yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen ... A.Ş.’nin ... Şubesi’nde mevduat hesabı sahibi olduğunu, bu hesaba 11.05.1999 günü 5.000.000,00 USD tutarında bir kredi açılarak paranın davalılardan ...’nun yönetiminde bulunduğu dava dışı ... Ltd. Şti. adlı şirkete aktarıldığını, bunun dolanlı kaynak aktarımı kabul edildiğini ve TMSF ile ... Şirketler Grubu arasında yapılan protokolde davacı şirketin asıl borçlu olarak gösterildiğini iddia ederek borcun, ... Şirketler Grubu’nun asıl sorumlu olduğu borçlardan olduğunun kabulüne, protokolde davacı şirket aleyhine yer alan “asıl borçlu” ibaresinin kaldırılmasına, borçlu olunmadığının tespitine, ödenen meblağın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Asıl davada davacı, yargılama aşamasında davalı TMSF hakkındaki davasından feragat etmiştir.
    Asıl davada davalı ... vekili, ayrı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerle davacı arasındaki ilişkinin davalıyı ilgilendirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece 27.01.2009 tarihinde davalı TMSF hakkındaki davanın feragat nedeniyle, diğer davalı ... hakkındaki davanın ise kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 2010/4261 esas ve 2010/7580 karar sayılı ve 16.06.2010 tarihli ilamı ile; “Kesin hükümden söz edilebilmek için her iki davanın taraflarının, konularının ve dayanılan hukuki sebebin aynı olması gerekir. (HUMK. m. 237). Somut olayda kesin hüküm teşkil ettiği belirtilerek davanın reddine esas alınan İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/84–872 E.K. sayılı dosyasında bu davanın davalısı ...’nun taraf sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece her iki dava bakımından, dava konularının aynı ve taraflar bakımından sıkı bir ilişkinin olup olmadığı üzerinde durularak ve eğer bu yönde bir irtibatın bulunduğu saptanırsa, önceki hükmün güçlü delil olduğu nazara alınarak bir hüküm kurulmak gerekir. Yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. “ Gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
    Dairemizce verilen 2010/4261 esas ve 2010/7580 karar sayılı ve 16.06.2010 tarihli bozma ilamından sonra İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/247 esas ve 2011/358 karar sayılı dava dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
    Birleşen davada davacı vekili, TMSF’nin cebri baskısı altında imzalanan protokollerle krediden kaynaklanan ana para, faiz, masraf, yargılama gideri ve vekalet ücretinden ibaret borcun tek başına ve tamamen 7.343.041,76 USD olarak en son 2010 yılının Mayıs ayında davacı şirket tarafından ödendiğini, 11.05.1999 tarihinde ... A.Ş. ... Şubesi nezdinde davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından fiilen kullanılan krediye bağlı olarak TMSF’ye ödenen bu miktardan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 USD’nin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesine göre faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.04.2013 tarihinde davasını 7.343.041,76 USD olarak ıslah etmiştir.
    Birleşen davada davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti., davaya cevap vermemiştir.
    Birleşen davada davalı ... vekili, derdestlik itirazında bulunmuş, esas bakımından ise davacının talep ettiği alacaktan davalının bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, ıslah edilen miktar yönünden ise zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 05.11.2013 tarihinde, ... A.Ş. ile davacı şirket arasında yapılan 5.000.000 USD’lik kredi sözleşmesinin yazılı yapılmamış olmasına karşın geçersiz olmadığı, dava konusu olayda davacı ile ... A.Ş. arasında ne bir kredi sözleşmesi imzalandığı, ne de davacı şirketten kredi tutarı karşılığında teminat talep edildiği, kredinin davacı tarafından alındığı, bu durumda kredi sözleşmesinin tarafının ve borçlusunun davacı şirket olduğu, tahsis edilen bu kredinin davacı şirket tarafından kullanılması gerekse de, kredi ile temin edilen miktarın ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aktarıldığı, yapılan bu aktarımın ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ni kredinin tarafı ve asıl borçlusu haline getirmeyeceği, davacı şirketin ... A.Ş.’nden 5.000.000 USD değerinde kredi kullandığı, bu tutarı kendi bünyesinde tutmayarak aynı gün davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. hesabına geçirdiği, davalı ..."nun bu şirketin ve ... A.Ş.’nin çoğunluk pay sahibi sıfatına sahip olduğu, davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin de ... Şirketler Grubu bünyesinde bir şirket olup kendi adına alamadığı krediyi kredi müşterisi olan davacı şirket üzerinden temin ettiği, bu kapsamda davacı şirketin banka hakim hissedarının rızası ile yasaya karşı hileye ortaklık ettiği, bu olguların İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kesinleşen kararı ile tespit edildiği, davacı şirket ile davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin borçtan sorumlu olduklarının kabul edildiği, kredi ile temin edilen tutarın davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olduğu, bu esas içinde davacı şirketin tasarruf edemediği kredi tutarı yönünden davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne karşı talep hakkının bulunduğu, Bankacılık Yasası hükümlerine göre ... A.Ş.’nin davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne kredi kullandırmaması gerekirken bankanın hakim ortağı davalı ..."nun davacı şirket üzerinden dolanlı olarak kredi kullandırması nedeniyle ..."nun tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınarak sorumluluktan kurtulamayacağı, BK’nın 73. maddesi kapsamında davacının TMSF kurumuna ödediği tazminat tutarını birleşen dosya yönünden ödeme tarihinden itibaren davalılardan faizi ile talep hakkının bulunduğu, birleşen davada zamanaşımı def’inde bulunan davalı ... yönünden BK’nun 73. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinden sonra ıslah talebinde bulunulduğu gerekçeleriyle asıl davada davalı TMSF yönünden 2007/701 esas ve 2009/4 karar sayılı ve 27.01.2009 tarihli hüküm ile feragat nedeniyle davanın reddine yönelik karar kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden yerinde görülmeyen davanın reddine, birleşen davada davanın davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. yönünden kabulü ile, toplam 7.343.041,76 USD’nin adı geçen şirketten 11.05.2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre yürütülecek faizi ile birlikte tahsiline, davalı ... yönünden ise kısmen kabulü ile 10.000,00 USD’nin 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre 11.05.2010 tarihinden itibaren yürütülecek faizi ile birlikte tahsiline, davalı ...’ndan ıslah ile talep edilen miktara yönelik davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosya davacısı ile birleşen dosya davalısı ... vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 2014/18747 esas ve 2015/6597 karar sayılı ve 05.05.2015 tarihli ilamı ile; “1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin asıl ve birleştirilen davalara yönelik tüm temyiz itirazlarının, birleştirilen davanın davalısı ..."nun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-) Birleştirilen davada davalı ... vekilinin derdestlik itirazı yönünden ise; asıl dava devam ederken aynı konuda birleştirilen istirdat davasının açılmış olması karşısında derdestlik itirazının yerinde olmadığı yönündeki yerel mahkeme kabulünün yeterince gerekçelendirilmemiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.” Gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, iş bu bozma kararına karşı asıl ve birleşen dosya davacısı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuş, Dairemizin 2016/13551 esas ve 2018/3743 karar sayılı ve 04.07.2018 tarihli ilamı ile; “1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan davacı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. 2-Birleşen davaya yönelik davacı vekilinin karar düzeltme istemine gelince; Birleştirilen davada davacı vekilinin zamanaşımına ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/84–872 E.K. sayılı kararında belirtildiği üzere dava konusu kredinin ... A.Ş.’den davacı tarafından alındığı, davacı ... Enerji ... A.Ş. yetkilisinin talimatıyla diğer davalı ... şirketinin banka hesaplarına aktarıldığı dolayısıyla davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kullanma ödüncüne dayalı sözleşme ilişkisi olduğu ve BK’nın 125. maddesi (6098 sayılı TBK’nın 146. maddesi) uyarınca bu alacak on yıllık zamanaşımına tabi olup mahkemece bu zamanaşımı süresi dikkate alınmaksızın olayda uygulanma olanağı olmayan BK’nın 73. maddesinde) öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dikkate alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş bu nedenlerle Dairemizin 16.06.2010 günlü 2010/4261 esas, 2010/7580 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak davacının birleşen dosyaya yönelik zamanaşımı itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekmiştir.” Gerekçesiyle yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminin reddine, (2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yerel mahkeme kararının birleşen davaya yönelik hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yargılamaya kesinleşmeyen yönlerden devam olunduğu, asıl davada verilen hükmün ve birleşen davada davalı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. hakkında verilen hükmün kesinleştiği, birleştirilen davada davalı ...’ndan ıslah ile talep edilen miktar yönünden kredinin çekildiği 11.05.1999 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle asıl dava ile birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/247 esas ve 2011/358 karar sayılı dava dosyasında ıslah edilen miktar yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, asıl davaya ve birleşen davaya ilişkin verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosya davacısı vekili ile asıl ve birleşen dosya davalısı ... vekilince temyiz edilmiştir.
    Dava dosyasının incelenmesinden her ne kadar Dairemizin 2016/13551 esas ve 2018/3743 karar sayılı ve 04.07.2018 tarihli ilamının (2) nolu bendinde, “Dairemizin 16.06.2010 günlü 2010/4261 E. 2010/7580 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak davacının birleşen dosyaya yönelik zamanaşımı itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekmiştir.” Denilmiş ise de, burada 2010/4261 esas ve 2010/7580 karar sayılı ve 16.06.2010 tarihli ilamın maddi hata ile yazıldığı, kaldırılmasına karar verilen Dairemiz ilamının 2014/18747 esas ve 2015/6597 karar sayılı ve 05.05.2015 tarihli ilam olduğu anlaşılmıştır. Zira asıl ve birleşen davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulan ilam, Dairemizin 2014/18747 esas ve 2015/6597 karar sayılı ve 05.05.2015 tarihli ilamıdır. Bu çerçeve içinde değerlendirme yapılmıştır.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle asıl davadaki netice-i talep ile birleşen davadaki netice-i taleplerin birbirinden farklı olması nedeniyle asıl davanın birleşen dava yönünden derdestlik oluşturmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
    2-Mahkemece, asıl davaya ve birleşen davaya ilişkin verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. HMK’nın 297. maddesinde hükmün kapsamının ne olacağı düzenlenmiştir. Bozmaya uyulmuş olmakla usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle hem asıl dava, hem de birleşen dava yönünden tüm yönleriyle tarafların hak ve borçlarını gösterir şekilde yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece bu husus gözetilmeden asıl ve birleşen dava ayrı ayrı gösterilmeksizin, asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı tarafların tüm hak ve borçlarını gösterir şekilde gerekçe oluşturularak yeniden hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
    3-Asıl ve birleşen davacı vekilinin temyizine gelince; her ne kadar mahkemece birleşen davada kredinin çekildiği 11.05.1999 tarihinden ıslah tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle ıslah edilen miktar yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş ise de, bu kabul doğru olmamıştır. Zira davacının birleşen rücuen alacak davasına dayanak yaptığı TMSF"ye ödemelerinin en son tarihi, 2010 yılının Mayıs ayıdır. Bu husus tarafların da kabulündedir. Birleşen rücuen alacak davası bakımından zamanaşımı süresi, en son ödemenin yapıldığı 2010 yılının Mayıs ayından itibaren başlayacaktır. Hal böyle olunca, anılan bu tarihten itibaren birleşen davada ıslah tarihine göre on yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği ortadadır. Bu sebeple mahkemece anılan bu maddi olgu gözetilmeksizin birleşen davada ıslah edilen miktar yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün asıl ve birleşen davacı vekilinin temyizi ile bu yönden bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca asıl ve birleşen dosya davalısı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün asıl ve birleşen dosya davalısı ... vekilinin temyizi ile BOZULMASINA, (3) nolu bend uyarınca asıl ve birleşen dosya davacısı ... Enerji ve Maden İnş. İşl. A.Ş. vekilinin temyizi ile BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen dosya davacısı ile asıl ve birleşen dosya davalısı ..."na iadesine, 28/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi