10. Hukuk Dairesi 2015/7903 E. , 2015/6843 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücûan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında, davalı ... ...Sigorta A.Ş. hakkındaki dava reddedilip diğer davalılar yönünden istem kısmen hüküm altına alınmıştır.
Hükmün, davacı ... Başkanlığı avukatı ile davalı ... Anonim ... Sigorta Şirketi avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, temyiz yoluna başvuran taraflar vekillerinin sair itirazlarının reddi gerekir.
2-) 2005 yılında gerçekleşen trafik-iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan davacı Kurum zararının davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan alınmasına ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Sürücü ... ve ... … A.Ş.’ne husumet yöneltilerek açılan davada mahkemece yapılan yargılamada verilen kabul kararının Dairemizce 04.10.2012 gün ve 9109/17397 sayılı ilam ile bozulduğu, davalı ... … A.Ş. vekili cevabı kapsamında kazayı yapan aracın kaza günü itibarıyla hangi şirket tarafından sigortalandığının belirlenmesi gerektiği yönündeki bozma ilamına uyan mahkemece yapılan araştırma sonunda aracın ... … A.Ş. değil, ... Anonim ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalandığının saptanması üzerine Kurumca bu kez ikinci dava açılarak anılan Şirket’e husumet yöneltildiği ve sonrasında davalar birleştirilerek ıslahla istem sonucunun artırıldığı anlaşılmakta olup mahkemece, ıslah dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı Kanunun 176. maddesinde, taraflardan her birinin, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, aynı davada, tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği, 177. maddesinde, ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği, 179. maddesinde, ıslahın, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğuracağı belirtilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 45. maddesi gereğince Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları, benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlayıcı olup 04.02.1948 gün ve 1944/10 Esas - 1948/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda, dava açıldıktan sonra konusunda, nedeninde, kanıtlarda ve benzeri işlerde yönteme ilişkin olmak üzere yapılmış olan yanlışlıkları düzeltmek ve eksiklikleri tamamlamak amacıyla, yargı kararına gerek olmaksızın yapılabilen ıslah işleminin bir kereye özgü yapılabileceğine ve Yargıtay’ca karar bozulduktan sonra olanaksız olduğuna hükmedilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararları, konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı ve sonuçlarıyla bağlayıcı nitelik taşımaktadırlar.
Islah, iyi niyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni kanıtlar sunabilmesine olanak tanıyan bir işlem niteliğinde olup istisnai nitelikteki bu yolun bozmadan sonraki aşamalara da yaygınlaştırılması, bozmaya uyulmasıyla kazanılan hakları ihlal edebileceği gibi, davanın tamamen ıslah edildiği durumlarda, işin sonuçlandırılmasını da güçleştirebileceğinden ıslahla ilgili kuralların, yargılamanın sadeliği, basitliği ve çabukluğunu amaçlayan diğer usul hukuku ilkeleriyle bağdaşacak şekilde yorumlanması, bozmadan sonra ıslahın olanaksız olduğu sonucuna varılması zorunludur. Söz konusu 177. maddedeki, “tahkikatın sona ermesine kadar” ifadesinden, kanun koyucunun tahkikatın bitmesinden itibaren hüküm tarihine kadar geçen yargılama evresinde ıslaha izin vermediği sonucu çıkarılabilmekte ise de önemle belirtilmelidir ki çekişmeli yönlere ilişkin taraf kanıtlarının toplanmasıyla sona eren tahkikat evresi, bozmanın içerik ve kapsamına göre, bazı durumlarda bozmadan sonra da gerçekleşebilmektedir. Bozmadan sonra ıslahın olanaksız olduğu yönündeki İçtihadı Birleştirme Kararı ile benimsenen kural, 177. maddeyle birlikte değerlendirildiğinde, bir davadaki istem/istemler hakkında mahkemece tahkikat (tarafların duruşmaya çağrılmaları, çekişmeli yönlere ilişkin kanıtların toplanması ve değerlendirilmesi) yapılarak, bunların ortaya koyduğu sonuç çerçevesinde bir hükmün kurulduğu ve Yargıtay"ın ilgili Dairesi’nin de kurulan bu hükmü herhangi bir nedenle usul ve yasaya aykırı bularak bozduğu durumlarla sınırlı içerikte olup mahkemece, davadaki taleplerden biri veya daha fazlası hakkında açıklanan şekilde tahkikat yapılmadığı, bu konuda olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği, kurulan hükmün de bu eksiklik nedeniyle bozulduğu durumlar söz konusu Karar’ın kapsamı dışındadır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, bozma öncesi verilen karar, bozmanın içeriği, bozma sonrası yapılan araştırmayla belirlenen maddi gerçeklik, ikinci dava açılarak birleştirme
yapılması karşısında ıslah öncesinde tahkikat evresinin sona erdiğinden söz edilemeyeceği belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu ıslah dikkate alınmaksızın karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile değiştirilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde yer alan, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı yönündeki hüküm ile 6111 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesindeki, Kanunun yayım tarihinden önce gerçekleşen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağına ilişkin düzenlemeye aykırılık oluşturacak şekilde mahkemece, sağlık hizmet bedellerine (tedavi giderlerine) yönelik istemin de karara bağlanması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, temyiz yoluna başvuran taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalı ... Anonim ... Sigorta Şirketi’ne geri verilmesine, 09.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.