
Esas No: 2021/511
Karar No: 2022/1081
Karar Tarihi: 03.03.2022
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/511 Esas 2022/1081 Karar Sayılı İlamı
3. Ceza Dairesi 2021/511 E. , 2022/1081 K."İçtihat Metni"
İlk Derece Mahkemesi : İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.12.2017 tarih ve 2017/25 - 2017/193 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Kasten öldürme, Kasten yaralama, Tehdit
Hüküm : 1- Sanıklar ..., ... ve ...'nın; Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan; TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53/1-2-3-5, 58/9, 63. maddeleri uyarınca hükmolunan hapis cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi.
2-Sanıklar ... ve ...'ın;
a)-...'yu şehit etmekten; TCK'nın 37/1, TCK'nın 82/2-h, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 53/5, 58/9, 63.
b)-Katılanlar ..., ..., ..., ..., ...’ı öldürmeye teşebbüsten; TCK'nın 37/1, TCK'nın 82/2-h, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 35/2, TCK'nın 53/1-2-3, 53/5, 58/9, 63.
c) Katılan ... ve ...'u yaralama suçundan; TCK'nın 37/1, 86/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, 53/1-2-3, 53/5, 58/9.maddeleri gereğince hükmolunan hapis cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi.
d) ...'ın; Katılan ...'yi öldürmeye teşebbüsten; TCK'nın 37/1, 82/2-h, 3713 sy. 5/1, 35/2, 53/1-2-3, 53/5, 58/9, 63. maddeleri gereğince hükmolunan hapis cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi.
e) ... hakkında; Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'ı tehdit suçlarından, TCK'nın 44. madde gereğince ceza verilmesine yer olmadığı
3-) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın, Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan; TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1,TCK'nın 62, 53/1-2-3-5, 58/9, 63. maddeleri uyarınca hükmolunan hapis cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi.
4-) a- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,... hakkında; TBMM'yi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüsten ceza verilmesine yer olmadığı
b- ...'un; Katılan ...'a yaralama suçundan; TCK'nın 37/1, 86/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, 62 53/1-2-3, 58/9. maddeleri gereğince hükmolunan hapis cezasına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi.
5-) ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; TCK'nın 309. maddeleri gereğince hüküm kurulması karşısında Silahlı terör örgütüne üye olmaktan ceza verilmesine yer olmadığı
6-) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemekten,
TCK'nın 309. maddesi gereğince hüküm kurulması karşısında ceza verilmesine yer olmadığı
7-) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında; TCK'nın 309/1, 311, 312 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 220/6. maddesi delaleti ile TCK'nın 314/2. maddeleri gereğince açılan kamu davalarından BERAAT kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; temyiz edenin sıfatı bakımından 477 sayılı Kanun ile bazı Kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ... kurumuna yapılacak tüm atıfların Cumhurbaşkanlığı kurumuna yapılacağı göz önünde bulundurularak, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I) 1- Sanıklar ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
2- Katılanların temyiz istemlerinin incelenmesinde, T.C. Cumhurbaşkanlığı (Türkiye Cumhuriyeti Hükumetine İzafeten ...) ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının Anayasayı ihlal suçu dışındaki suçlardan, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun mağdurları ..., ..., ...,..., ..., ...’nın ve kasten öldürme suçunun mağdurları olan ..., ... ve ...’nun ise bu suç dışındaki diğer suçlar yönünden, diğer katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekillerinin ise atılı suçların niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmedikleri ve bu nedenle davaya katılma hakları bulunmadığından davaya katılmalarına ilişkin verilen kararlar hukuki değerden yoksun olup hükmü temyiz yetkisini vermediğinden; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ise, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karara yönelik olarak yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesinin ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan anılan suçlar yönünden temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Diğer temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. BÖLÜM: DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN ORGANİZASYONU VE PLANLANMASINA YÖNELİK OLARAK YAPILAN HAZIRLIK TOPLANTILARI:
Ayrıntıları Dairemizin 25.06.2020 Tarihli 2019/11498 E. – 2020/3604 K. Sayılı kararında açıklandığı üzere,
12 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinde Kurmay Yarbay ... ile Kurmay Albay ... ve Kurmay Binbaşı ...'nun katıldığı ve Kurmay Albay ... tarafından yönetilen bir toplantı gerçekleştirildiği, bu toplantıda Kurmay Albay ...'nin, İstanbul'a ilişkin planlamalarının yapıldığını, hangi birliklerin nereleri kontrol altına alacağını, enterne edilecek askeri personelin kimler olduğunu, aralarındaki haberleşme için bir WhatsApp grubu kurulması gerektiğini ve İstanbul Maltepe'deki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığından gelişmeleri takip ederek Ankara'daki Genelkurmay Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezine bilgi aktarımında bulunmalarını söylediği,
Bu toplantıyı müteakiben Kurmay Yarbay ... ile Kurmay Albay ... ve Kurmay Binbaşı ...’nun, kendilerine verilen İstanbul'da yapılması gerekenleri organize etme görevini yerine getirmek amacıyla 13 Temmuz 2016 günü saat 04.00 sıralarında Ankara'dan İstanbul'a doğru hareket ettikleri ve darbe girişiminin İstanbul ayağındaki eylem ve faaliyetlerin koordine edilmesi noktasında görevli sanık Kurmay Albay ...'nin de 13 Temmuz 2016 günü Ankara'dan İstanbul'a geldiği,
13 Temmuz 2016 günü saat 19.00 ile 14 Temmuz 2016 günü saat 01.30 arasında İstanbul Maltepe'deki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında toplantı yapıldığı, Kurmay Albay ...'nin koordinesinde geçen söz konusu bu toplantıda darbe girişimine yönelik hazırlıkların ne seviyede olduğu, ne kadar personel, araç ve gereç sevk edileceği, ifşa olunmaması için personelin hangi gerekçelerle birliklerine çağrılmaları ve görev alanlarına sevk edilmeleri gerektiği gibi konuların konuşulduğu, sorumluluk alanlarının belirlendiği, Kurmay Albay ...'nin darbe girişiminin 15 Temmuz gecesinde gerçekleşeceğini söylediği, Tuğgeneral ...'nun birlik komutanlarına sorumluluk bölgelerinde sivil şekilde keşif yapmaları yönünde talimat verdiği, Kurmay Albay ... tarafından "ateş açana ateşle karşılık verileceği"nin tebliğ edildiği,
Kurmay Yarbay ... ile firari Kurmay Albay ... ve Binbaşı ...’nun, 14 Temmuz 2016 günü öğle saatlerinde Esenler'deki Topkule Kışlasında bulunan 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında firari Tugay Komutanı Tuğgeneral ...'in ev sahipliğinde tugayın birlik komutanlarının da katıldığı ve aynı konuların gündemde olduğu bir toplantı daha gerçekleştirdikleri,
14 Temmuz 2016 günü saat 21.00'de Hava Harp Okulundaki şeref salonunda bir başka toplantının gerçekleştirildiği, bu toplantının koordinatörlüğünü Tuğgeneral ..., Tuğgeneral ... ve Kurmay Albay ...'nin yaptığı, toplantıda darbe girişiminin 15 Temmuz'u 16 Temmuz'a bağlayan gece saat 03.00'te icra edileceğinin tebliğ edildiği, Kara Harp Akademisindeki kurmay subay öğrencilerin takviye personel olarak görevlendirilmesine karar verildiği,
Kurmay Albay ...'nin gerçekleştirilen toplantılar sonrasında Ankara'ya döndüğü ve darbe girişimi esnasında Akıncı Üstünde olduğu anlaşılmıştır.
2: BÖLÜM : SOMUT OLAY
A- 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda Gerçekleşen Eylemler Albay, Kurmay Yarbay ve Binbaşı rütbesindeki asker şahıslar 14 Temmuz 2016 günü saat 10.00-11.00 sıralarında 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda, 11.07.2016 ile 18.07.2016 tarihleri arasında resmi izinli olmasına rağmen kışlaya gelen Tugay Komutanı Tuğgeneral ...’in makam odasında hazır bulunmuşlar, darbe girişimine ilişkin olarak geliş amaçlarını ...’e aktarmışlardır.
Toplantıda ...’e darbe girişiminin 15 Temmuz tarihinde olacağı, bunun emir komutada yer alan personele de söylenebileceği bildirilmiştir.
... aynı gün makam odasında Kurmay Albay ..., Kurmay Yarbay ... ve Binbaşı ... ile saat 10:00-11:00 sularında toplantı yapmış, akabinde toplanma emri vermiş, emir üzerine Tugay Komutan yardımcısı sanık Albay ... toplantıya katılacak kişileri çağırmış, 14 Temmuz günü ikinci toplantı yapılmıştır. Toplantıya sanıklar ... ve ...’ın da aralarında olduğu rütbeliler katılmıştır.
Toplantıda darbenin 15 Temmuz günü yapılacağı, haberleşmenin cep telefonları ile, aksi bir durumda ise telsizle yapılacağı, ateş edilmesi halinde ateşle karşılık verileceği kararlaştırılmış, personelin mesailerinin uzatılması için bahaneler aranmış, mesai saatlerini uzatabilmek adına kışlada silah kaybolduğu haberi yayılarak personelin kışla dışına çıkması yasaklanmış, silahın akşam saatlerinde bulunmasından sonra da personelin çıkışına izin verilmemiş ve tüm personel hazır kıta halinde bekletilmiştir.
Yine aynı toplantıda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi, Bayrampaşa Çevik kuvvet ile Atatürk Havalimanı’nın ele geçirilmesi konuları planlanmış, personel ve birliklerin nereye, ne kadar kuvvetle gideceği, araçların hazırlanması, depolarının dolu olması, bakımlarının yapılması, tüm personelin tam teçhizatlı olarak hazır olması, muhabere için telsizlerin hazırlanması ve bakımlarının yapılması, mühimmatın hazırlanması ve bakımlarının yapılması, askerlerin atışlarının yaptırılması kararlaştırılmıştır.
Darbe girişimini yönünde alınan kararların icrası için Tugay Komutanı ... ve Tugay Komutan yardımcısı sanık ... tarafından verilen emirleri takiben, 13.07.2016 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanarak komutanlıktaki görevini devretmiş olmasına rağmen Tank Tabur Komutanı ... eski görevinde bırakılmıştır.
... 15 Temmuz günü sabah saatlerinde kendisine bağlı görev yapan Bölük komutanları ile bir toplantı gerçekleştirmiş, saat 11.30 sıralarında da Tank Tabur Karargahında ikmal astsubayını çağırarak liste vermiş listede 24 adet tank topu, 16.000 adet MG3, 18.500 adet HK 33 piyade tüfeği istenmiş, listeki malzemelerin araç içinde hazır edilmesi, bunlar için araç ve personel alınması talimatı vermiştir.
... sonrasında saat 12.20 sularında akademi giriş sınavı hazırlık kursunda olduğu için ilk toplantıya katılmayan ...’yı arayarak kışlaya çağırmış, kışlada yeni bir toplantı yapılmış, bu toplantıda girişimde hangi tankların görev alacağı, tankların kim tarafından kullanacağı, personelin kimlerden oluşacağı, mühimmatların niteliği ve miktarları konularını içeren listeler bölük komutanlarına dağıtılmış, tanklar olağan dışı şekilde mazot ikmali yapılarak kışla içinde yürütülmüştür.
20.00 sıralarında Kurmay Yarbay ...’nin darbe girişimine bir saat içinde başlanacağını, bu durumun birlik komutanlarına iletilmesi talimatını vermesiyle emir, birlik komutanlarına iletilmiş ve darbe girişimi fiilen başlamıştır.
...’nin talimatlarıyla Kurmay Binbaşı ... tarafından Yurtta Sulh adlı Whatsapp grubu kurulmuş, darbe girişiminin İstanbul ayağında görevlendirilen rütbeliler bu gruba eklenmiştir.
66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda ... ve ...’ın talimatlarıyla hazırlanan ZMAlar garajlar bölgesinden 20.52 sıralarında konvoy halinde kalkmışlar, ..., land rover jip ile önden Topkule kışlasına gitmiş, ZMAlar da 20.58 sularında Topkule kışlasına varmışlardır. Burada ... ve ... araçlarından inerek ...’in yanına gitmiş, ... kışladan hemen çıkmalarını emretmiştir.
Bu sırada 3 askeri araç çevik kuvvete takviye amacıyla ayrıca hazırlanmış, hazırlıklar yetişmeyince ... tarafından kendilerine hazır olduklarında çevik kuvvete gelmeleri emredilmiştir.
Tanklar Topkule kışla nizamiyesinde çıkışa hazır şekilde bekletilmiştir.
Kışladan önce sanıklar ... ve ekibi askeri Land ile 21.30-21.40 sıralarında çıkış yapmışlardır. Çıkış yaparlarken ... sanıkları el sallayarak uğurlamıştır.
Çevik kuvvetin A kapısını gören kamerasına göre araçlar 22:17’de peş peşe çevik kuvvete varmışlardır.
B- Sanıkların Eylemleri
1- ... yönünden;
Olay tarihinde Kurmay Albay rütbesiyle Tugay Komutan Yardımcısı olarak görev yapan sanık, darbe girişiminin organizesine yönelik yapılan toplantılara katılmış, darbe girişimine yönelik olarak kendisine verilen görevleri icra etmek üzere hazırlıklara başlamış, astlarına mühimmat, araç ve personel hazırlanmasını emretmiş, normal şartlarda yapılmayan bir atış olan 11 numaralı atışı taburda bulunan tüm askerlere öğleden sonra başlayıp 19.00’a kadar sürecek şekilde yaptırtmış, 21:00 sıralarında ...’ı arayarak, tank taburunun tüm araçları ile personelini idari test alanında hazır kıta bekletmesini emretmiştir.
... çevik kuvvete gitmek üzere kışladan çıkış yapmış, ... tarafından çevik kuvvetin tüm kapılarına ulaşım sağlanabilen Rami Kavşağı’nda indirilerek diğer araçlara yol göstermesi emredilen er ...’ün olduğu yere gelmiş, eri aracına alarak yine ... tarafından Bayrampaşa Merkez’de bırakılan er ...’in bulunduğu yere bırakmış ve arkadan gelen tanklara yol göstermelerini emretmiştir.
Çevik kuvvete vardıklarında ...’nin talimatları ile ... telsiz ile her aracın çevik kuvvetin giriş kapılarını kapatacak şekilde yerleştirilmesini emretmiş, ... da aynı emri ...’a telsiz ile vermiştir.
..., 22.40 sularında çevik kuvvet C kapısına gelmiş, yanındakileri araçtan indirmiş, kendisi aracın içinde kalmıştır. Sanıklardan ... araca yaklaşıp ... ile konuşmuştur. ... ...’a eliyle işaret ederek kapıda bulunan ZMAnın çekilmesini emretmiş, 22.50’de ZMA çekilmiştir.
... 22.43 sıralarında araçtan inerek elinde bulunan megafonla polislere rütbelilerini sormuş, “bakın arkadaşlar biz polislerle sırt sırta çok çalıştık, sizinle bir derdimiz yok, bu ülkedeki haksızlıklara hukusuzluklara karşı yurtta sulh ekibi olarak dur demeye geldik” şeklinde beyanda bulunmuş, polis memurlarının yani darbe yapıyorsunuz demesi üzerine “hayır hayır darbe değil, silahlarınızı bırakın bizim tarafımıza geçin” demiş, polislerin reddetmesi üzerine amirlerinin beş dakkika içinde gelmemesi halinde tankı ateşleyeceğini söylemiştir. Sonrasında ..., diğer sanıklar ..., ... ve ...’ya dönüp “adaletsizlik oluyor bunlara dur dememiz lazım asker olarak emre itaat edip üzerimize düşeni yapmamız lazım” demiştir. Bu sırada ... ve ...’nın silahlarını çapraz tutuşta tutarak ...’yi polise karşı koruduğu tespit edilmiştir.
Saat 22.46’da tugay komutanlığından kalkan ilk tank çevik kuvvetin C kapısına geldiğinde ... ve yanındakiler tanka yaklaşmış, ... eliyle ileriyi işaret edince B kapısına doğru transit geçmiş, 22.47’de ise ikinci tank gelmiştir. Sanık ...’ın komutasında olan ikinci tank, ... ve yanındakilerin yer göstermesiyle C kapısına namlusu caddeyi gösterecek şekilde park etmiş, ...’nin emriyle caddeye bakan namluyu çevik kuvvet istikametine çevirmiştir.
... ve yanındakiler araçla sanık ...’ın bulunduğu B kapısına geçmişlerdir.
Olay tarihinde çevik kuvvet Şube müdürü görevini yürüten ... ve nöbetçi amir olan ... içtima alanından B kapısına, ... ve ...’nin yanına gelmiş, ..., megafonla darbe olduğunu, teslim olmalarını, işbirliği yapmalarını aksi halde zor kullanacaklarını, çok kan döküleceğini, ...’a gerekirse onları öldüreceğini ancak ilk ateş edenin kendileri olmayacağını söylemiş, bu konuşmalar sırasında ...’in ... ve ...’ın yanında olduğunu, ... ve polis memurlarına silah doğrulttuğu tespit edilmiştir.
Halkın olay yerine gelmeye başlamasıyla saat 00.16 sıralarında ...’nin jipi ile C kapısına gelinmiş, araçtan ... ve ekibi inmiş, rütbeli ve erlere yürür halde talimat vermiş ve A kapısına doğru yaya olarak ilerlemişlerdir. A kapısına gelmeden ..., sanıklardan ...’e landin bulunduğu yerin kesilip B kapısı tarafına halk ve araç girişini engelleme görevi vermiş, 5-6 er ile landin gittiği yer kontrol altına alınmış, B kapısı tarafına halkın ve araçların girişi engellenmiştir. 00.22 civarında beş sivilin ... ve erlerle tartışmaya başladığı görülmüştür.
Saat 00:37 sularında ... ve ekibi A kapısı istikametinden yaya olarak geri gelmişler, park halindeki jipe binmişler, 00:40 civarlarında 4-5 sivil vatandaş slogan atarak B kapısına doğru ilerlemiş, saat 00.48 civarında ... ve ekibi B kapısına gelmiştir.
Kalabalığın artmasıyla ..., kendine ait hattan ...’i aramış, 82 sn lik bir görüşme yapmıştır. Görüşme sonlanınca Yurtta Sulh Whatsapp grubuna “66. tugay komutanlığını devraldım, çekilmiyoruz, Allah Yardımcımız olsun” yazmış, ... saat 00.58’de “Allah yardımcınız olsun” şeklinde cevap vermiştir.
B kapısında yaşanan olaylar sırasında ...’ın ...’yu şehit etmesiyle birlikte sanıklardan ..., ...’yi arayarak bir vatandaşın vurulduğunu söylemiş, ... cevaben “vurulursa vurulsun, Kadir yarbay nerede” demiş ve oraya geleceğini söyleyerek telefonu kapatmış ancak halkın tepkisi üzerine A kapısı istikametine doğru uzaklaşmıştır.
2- ... yönünden;
Olay tarihinde Kurmay Yarbay sıfatıyla 1. Mekanize Piyade Tabur Komutanı olarak görev yapan sanık, Tugay Komutanlığı’nda darbe girişimine yönelik yapılan toplantılara katılmış, yapılan hazırlıkları denetlemiş, askerlere 11 nolu atışın yaptırılması talimatı vermiş, ZMAlara mühimmat getirtip yüklettirmiş, mühimmatların denenmesini emretmiş ancak bu denemenin tugayda yapılmasının tehlikeli olacağı gerekçesiyle deneme yapılamamıştır.
Sanık saat 21.00 sularında ... tarafından aranmış, tank taburunun tüm araçları ile personelini idari test alanında hazır kıta bekletilmesi emri üzerine emri astlarına iletmiş, garajlar bölgesinde toplanan personeli araçlara bindirmiştir.
..., diğer sanıklar ... ve ... ile land rover aracına binmiş, ...’e sanıklardan ...’i aramasını ve hemen gelmesini söylemesini emretmiş, ayrıca garajlar bölgesine gidip bir kaç personel almasını söylemiştir. ... ve ... bölgeye gidip sanıklar ..., ..., ...’ı alarak ...’ın yanına gelmişlerdir. ... bu kişileri kendi aracına bindirmiş, ... yanlarına sivil olarak gelmiş, ... erlerden aldığı silahların bir tanesini ...’e vermiş, ...’i de kendi landine almıştır.
Sanık ve ekibinin çevik kuvvete gitmek üzere kışladan çıkan ilk araçta yer aldıkları tespit edilmiş olup, Rami Kavşağı’na geldiklerinde ... aracında bulunan er ...’ü indirerek arkadan gelen tanklara yol göstermesini emretmiş, biraz ilerledikten sonra Bayrampaşa Merkez’de ise er ...’i U dönüşü yapılan noktaya bırakmış, aynı emri ona da vermiştir.
Kışladan ayrılan araçlar 22:17 sıralarında çevik kuvvete varmış, ...’ın Land aracı ile ... ve ... tarafından kullanılan ZMAlar ... önde olacak şekilde 22.19 ve 22.20’de peş peşe B kapısına gelmiştir. ..., ...’nin emriyle gelen araçların çevik kuvvetin kapılarını kapatacak şekilde yerleştirilmesi emrini vermiş, ZMAları yerleştirdikten sonra, sanıklar ... ve ...’e emir vererek ...’in kullandığı land araç ile ters istikamette giderek C ve A kapılarına gelmiş, ZMAların yerleşimlerini kontrol etmiş, sonrasında tekrar B kapısına gitmişlerdir.
Polis memurlarının erlere ne olduğunu sormaları ancak erlerin cevap verememeleri ve kendilerini rütbelilere yönlendirmeleri üzerine ..., ..., ... ve ... B kapısında nöbet tutan ... ve ... adlı polis memurlarının yanına gelmiş, ... kendilerine “hayırlı olsun ihtilal oldu Hukusi Akar’ı teslim aldık, cumhurbaşkanı tutuklandı, hükümet düştü, herkes silahlarını bıraksın teslim olsun dışarıya çıkmak isteyen silahlarını teslim edip çıkabilir” demiş ve yanındaki diğer sanıklara şubeye araç giriş çıkışı olmamasını emretmiştir. Çevik Kuvvet nöbetçi amiri ... B kapısına geldiğinde de ... kendisine ihtilal olduğunu, yerleşkeyi, personeli ve mühimmatlarını teslim etmesini söylemiştir.
... olaylar sırasında bir yandan Yurtta Sulh Konseyi adıyla kurulan Whatsapp grubuna çevik kuvvetteki gelişmeleri aktarmış, tankların gelmesiyle sanıklardan ...’ya bağırarak tankı nizamiyenin önüne çekmesini söylemiş ve tankların Bayrampaşa’da olduğu bilgisini gruba iletmiştir.
Tankın namlusu B kapısı nöbetçi kulübesine, ZMAnın üzerindeki uçaksavar ise çevik kuvvete döndürülmüş, ... yanındaki sanıklara doldur boşalt emri vermiş, sanıklar bu emri yerine getirmiştir. ... ...’ya en yetkililerini görmek istediğini söylemiş ve yerleşkenin kontrolünü kendilerine bırakmalarını istemiştir.
...’nin Şube Müdürü ...’a darbe olduğunu söyleyerek teslim olmalarını istediği sırada ...’ın ...’nin yanında yer aldığı belirlenmiştir.
Sanık ..., saat 23:24 sıralarında ...’ı arayarak vatandaşların kalabalık gruplar halinde geldiğini söylemiş, bunun üzerine ... yanına ... ve ...’i de alarak C ve A kapıların önünden polis merkezi önüne gitmiştir.
Saat 23:31 sularında ... ve ekibi land rover araçlarıyla C kapısına gelmişlerdir. ... araçtan inmiş, araç C kapısında duran ZMAnın önüne park edilmiş, ..., yanında bazı askerlerle A kapısına doğru hareket etmiş, bu askerler sonrasında C kapısına geri dönmüşlerdir.
...’ın aracı ...’in şoförlüğünde 23.37 civarında C kapısından A kapısına ters istikametten geçmiştir.
... ve ..., ...’ın emri ile tugay harekat merkezini arayarak çevik kuvvet şube müdürlüğüne yerleşme işleminin gerçekleştiğini bildirmişlerdir.
Halkın girişime tepki göstermesi ve çevik kuvvete gelmesi üzerine saat 23:38 sularında Polis Merkezi önüne aracıyla gelen ..., ZMA’nın üstüne çıkarak ...’nin getirdiği megafonla “vatandaşlarımız, sıkıyönetim ilan edildi, evinize gidin” demiş, tepkilerin artması üzerine askerlere havaya ateş açmanın serbest olduğunu söylemiş, askerler ateş etmemiş, bunun üzerine sanık, ...’in piyade tüfeğini alarak havaya 4-5 el ateş etmiş, tüfek elinden alındıktan sonra tabancasıyla ateş açmıştır. ...’ın tüfek ve tabancasıyla peş peşe rastgele açtığı ateşler sonucu ... şehit olmuş, ..., ..., ..., ..., ... ve ... yaralanmış, tank üzerine yaşanan arbedede ise sanıklardan ... ile birlikte aşağıya iterek ...’ın zırhlı araçtan düşüp BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına yol açmıştır. Yaşanan kargaşada ... ...’e “gerekirse şehadet şerbetini burada içeceğiz teslim olmak yok” demiştir.
3- ... yönünden;
13/07/2016 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanarak komutanlıktaki görevini devretmesine rağmen darbe girişimine ilişkin hazırlıkların icrasında görev almak üzere görevinde bırakılan Tank Tabur Komutanı ..., 15 Temmuz günü sabah saatlerinde kendisine bağlı görev yapan Bölük komutanları ile bir toplantı gerçekleştirmiş, saat 12.20 sularında akademi giriş sınavı hazırlık kursunda olduğu için ilk toplantıya katılmayan ve olay tarihinde 3. Tank Taburu Bölük Komutanı Tankçı yüzbaşı olarak görev yapan ...’yı arayarak kışlaya çağırmış, kışlada yine bir toplantı yapılmış, bu toplantıda hangi tankların görev alacağı, tankları kimin kullanacağı, personelin kimlerden oluşacağı, mühimmatların niteliği ve miktarı konularını içeren liste bölük komutanlarına dağıtılmıştır.
... bu toplantıda Bayrampaşa Çevik Kuvvet Yerleşkesinin ele geçirilmesi için 2 adet tank ve her tankta 4 adet personel bulunması hususunda planlama yapmış, birinci tankta tank komutanı olarak sanık ...’yı görevlendirmiştir.
..., ...’yı Çoban Çeşme Kavşağı’nın kapatılması için görevlendirmeyi amaçlasa da, sanık ve ekibinin hazır olmaması üzerine ...’yı iki tank ile beraber ...’ın emrine vermiştir.
Saat 22.46’da ... komutasındaki ilk tank C kapısına gelmiş, sanık ...’nin işaretiyle B kapısına doğru transit geçmiş, saat 22.51 civarında sanığın komutasındaki tank, namlusu çevik kuvveti gösterecek şekilde park etmiş, sanığın bu sırada tankın üstünde olduğu tespit edilmiştir.
..., ... ve ...’ın ifadelerine göre sanık ..., ...’ya tankın namlusunu barış durumuna getirmeyi önermiş, ... ise “sizin ekmeğinizi onlar mı veriyor” şeklinde cevap vermiştir.
... ...’ya bağırarak tankı nizamiyenin önüne çekmesini söylemiştir.
... tankın üzerinden ... ve ...’ın darbe girişimine ilişkin olarak çevik kuvvet personeliyle yaptığı konuşmaları görmüş, araç içinde bulunan ...’ya ne konuşulduğunu sormuş, ..., ... ve ...’ın polis memurlarına sıkıyönetim ilan edildiğini söylediğini, internette de durumun bu yönde olduğu yönünde haberler çıktığını tankın içindeki sanığa söylemiştir. Konuşma üzerine ... tanktan inerek ... ve ...’ın yanına gelmiş, çevik kuvvet nöbetçi amiri ...’ya emrinde bulunan 17 tank olduğunu, kendilerinin bu kadar zayıf olmadığını söylemiş, sen bizim yerleşkemizin yerini biliyor musun, biz buraya İstoç’tan geliyoruz size çok yakınız” şeklinde konuşmalar yapmıştır.
Sanık, tankın içinden inerek polis memurlarıyla sohbet etmeye başlayan ... ve ...’yı uyararak “bunlarla konuşmayın bunlar muhatabınız değil” demiştir.
Halkın gelmeye başlamasıyla B kapısı önündeki ZMA ve tankın etrafı sarılmış, ... tankın üzerine çıkmış, ...’ya tankı çalıştırma emri vermiş, ... tankı 00:56'da çalıştırmıştır. Bu sırada ... ve ... tank içindeki yerlerinden ayrılmamıştır.
01:02 sıralarında ...’ün yerinden çıkarak eli ile halka temas ettiği, ancak ...’nın ...’a emir verdiği, teslim olmasına engel olduğu, bunun üzerine ...’ın halktan biraz uzaklaştığı, 3-4 kişinin tanka çıktığı, ...’nın indirildiği, ...’nın tankı 01.08 sularında durdurduğu, 01:52 sıralarında tekrar çalıştırarak polis memurlarının eşliğinde B kapısından içeri soktuğu tespit edilmiştir.
4- ... yönünden;
Olay tarihinde üsteğmen sıfatıyla 1. Mekanize Piyade Taburu Bölük Komutanı olarak görev yapan sanık, ...’dan darbe girişmine hazırlıkların gerçekleştirilmesi amacıyla aldığı emir ve talimatlar doğrultusunda kışla içerisinde ve bölüğünde bulunan askerlere atış eğitimi yaptırmış, kışladan ayrılacak dört ZMA’dan birinin araç komutanı olarak görevlendirilmiştir.
Çevik kuvvet yerleşkesine vardıklarında ... ve ...’dan aldığı emir ve talimatlara uyarak ZMAların çevik kuvvetin her bir kapısını kapatacak şekilde konumlandırılması emrini iletmiştir. Kendisinin bulunduğu ve sanık ... tarafından kullanılan aracı B kapısına sıfır olacak ve üzerindeki uçaksavar çevik kuvveti gösterecek şekilde yanaştırmış, araçtaki erleri dışarı çıkartmıştır.
Kalabalığın gelmesiyle ..., saat 23:24 sıralarında ...’ı arayarak vatandaşların kalabalık gruplar halinde geldiğini, gelmesi gerektiğini söylemiş, ... yanına ... ve ...’i de alarak C ve A kapıların önünden polis merkezi önüne gitmişlerdir.Sanık, ...’ın olay yerinde vatandaşlar ile yapmış olduğu görüşme ve diyalogların tümüne şahit olmuş, kalabalığın artmasıyla ... ...’a tugay harekat merkezinin numarasını sormuş, ... 00:34’de ...’i arayıp ... ile görüştürmüştür.
Yaşanan arbedede ... bir kişinin şehit olmasına yol açmış, ..., ...’yi arayarak durumu kendisine iletmiş, yine ...’ın bir çok vatandaşı yaraladığı sırada da ...’ın yanında, ZMA’nın üzerinde beklemiştir.
5- ... yönünden;
Olay tarihinde araç bakımından sorumlu Astsubay olarak görev yapan sanık, 15 Temmuz 2016 günü doldur boşalt nöbetçi astsubayı olan Ahmet Pirim yerine ... tarafından görevlendirilmiş, üstteğmen ...’un kendisine tabur komutanının kendisini ismen çağırdığını söylemesi üzerine Bayrampaşa Çevik Kuvvet Yerleşkesine gidecek olan ZMAlardan birinde araç komutanı olarak görevlendirilmiştir.
...’ın emriyle Uzman Çavuş ... tarafından getirilen mühimmatları bölüklere dağıtmıştır.
ZMAlar Çevik kuvvete vardığında ...’in komutasında olan ZMA, çevik kuvvet C kapısına diklemesine girmiş, ..., ... ile görüşmelerinden sonra askerleri araçtan indirterek çapraz tutuşta konuşlandırmıştır. ...’in namluları neden kendilerine çevirdiklerini soran polis memuruna “sen çok konuşuyorsun” dediği, askerlerinin, çevik kuvvet personelini dışarı çıkarmadığı ve rütbelilerden bu şekilde emir aldıklarını söyledikleri tespit edilmiştir.
6- ... yönünden;
Olay tarihinde 2. Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı’nda tank komutanı astsubay çavuş olarak görev yapan ve ... tarafından nöbeti başka personele devredilerek, ikinci tankta yer alan kişiler arasında tank komutanı olarak görevlendirilen sanık, çevik kuvvete vardıklarında ....'in emirleri doğrultusunda tankı Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü C kapısı karşısına ve yola paralel şekilde park ettirdiği ve tankın namlusu Bayrampaşa Polis Merkezini gösterecek şekilde son ana kadar beklettiği tespit edilmiştir.
7- ... yönünden;
Olay tarihinde Uzman çavuş olarak görev yapan ve darbe girişimine hazırlık amacıyla Kartal'da bulunan 2.Zırhlı Tugay Komutanlığı'ndan astsubay ... tarafından getirilen Zırhlı Muharebe araçlarının 25 mm. top mühimmatları, sanığın da aralarında olduğu askerlerce Bayrampaşa Çevik Kuvvet Yerleşkesine gidecek olan zırhlı muharebe araçlarına yerleştirilmiştir.
Çevik kuvvete gidecek dört ZMAdan birinin araç komutanlığı ve şoförlüğü sanık tarafından yapılmıştır.
ZMAlar çevik kuvvete vardığında ...’ın kullandığı araç A kapısına, kapı dar olduğu için yanlamasına girmiştir. ... başta askerlerini araçtan indirmemiş, sanık ...’un gelip emir vermesi üzerine ise askerleri dışarıya çıkartmış, kapı ve yol güvenliği almaları için çapraz tutuşta bekletmiştir.
Polis memurları sanığın yanındaki erlere darbe olduğunu söylediğinde erler durumu sanığa iletmiş, sanık ise “siz karışmayın etrafınıza bakın silah sıkmayın” şeklinde cevap vermiştir.
8- ... yönünden;
Olay tarihinde ZMA sürücüsü uzman çavuş olarak görev yapan sanığın da aralarında olduğu personel, darbe girişimine hazırlık amacıyla Kartal'da bulunan 2.Zırhlı Tugay Komutanlığından astsubay ... tarafından getirilen Zırhlı Muharebe araçlarının 25 mm top mühimmatlarını Bayrampaşa Çevik Kuvvet Yerleşkesine gidecek olan zırhlı muharebe araçlarına yerleştirmiştir.
Sanık, ... komutasındaki ZMA’nın şoförlüğünü yapmış, çevik kuvvete vardıklarında aracı B kapısına sıfır olacak ve üzerindeki uçaksavar çevik kuvveti gösterecek şekilde yanaştırmış, araçtaki erleri dışarı çıkartmıştır.
...’nin ... ve ... ile arasında geçen diyaloglarına ve ...’ın darbe olduğu yönündeki söylemlerine şahit olmuştur.
9- ... ve ... yönünden;
Olay tarihinde tank nişancısı uzman çavuş olarak görev yapan sanıklardan ..., olay tarihinde yirmi dört saat nöbet izninde olmasına rağmen saat 18.00'da birliğe gelmiştir.
... tarafından çevik kuvvetin işgali için planlanan ilk tankta sanık ... tank şoförü, ... ise tank nişancısı olarak görevlendirilmiştir.
Birlikten çıkış yapacak her tank için 3 adet tank topu, tankta bulunacak personeller için tank başına 2000 adet MG 3 ve personel başına 150 adet HK 33 mühimmat sanık ...’ya zimmetlenmiştir.
Çevik kuvvete vardıklarında ..., ... ve ...’ın polis memurlarına sıkıyönetim ilan edildiğini söylediğini ...’ya iletmiş, internette de durumun bu yönde olduğu yönünde haberler çıktığını belirtmiş, yine de kendisine verilen emirleri uygulamaya devam etmiştir.
Sanık ... halkın darbe girişimine karşı çevik kuvvete gelmesi üzerine teslim olmaya çalışmış, ..., kendisini engelleyerek kendisine halkın tanka çıkmasını engelleme emri vermiş, sanık tanka çıkarak saat 01:07'ye kadar halkın kendisini ikna etmeye yönelik ısrarlarına rağmen emirlere uymaya devam etmiştir. Saat 01:02 sıralarında ...’ün yerinden çıkarak eli ile halka temas ettiği, bu sırada ...’nın sanığa emir verdiği, bunun üzerine halktan biraz uzaklaştığı, ilerleyen saatlerde halk tarafından tankın üzerinden indirildiği görülmüştür.
10- ... ve ... yönünden;
Olay tarihinde uzman çavuş olarak görev yapan sanıklardan ... olay tarihinde ani müdahale mangası nöbetçisi iken nöbet yeri değiştirilerek kışladan çıkış yapacak tanklardan birinde nişancı, ... ise tank şoförü olarak görevlendirilmiştir.
Birlikten çıkış yapacak araçlara yapılan mühimmat yüklemeleri, sanıkların da aralarında olduğu askerlerce yapılmıştır.
Sanıklar, bulundukları tankın namlusunu Bayrampaşa Polis Merkezini gösterecek şekilde konuşlandırmış, girişimin son anına kadar giriş çıkışlara engel olmuşlardır.
11- ... ve ... Yönünden;
Olay tarihinde ... 66. Mknz. Piyade Tugay Komutanlığı 1. Mknz Piyade Taburu 2. Bölük Karargahı idari işlerde yazıcı, ... ise aynı yerde evrak kısmında yazıcı olarak görev yapan sanıklardan ..., silah kaybolması üzerine kışlaya giriş çıkışlar yasaklanmış olsa da ...’ın emriyle 17.30 sularında powerbank almak üzere dışarı çıkmış, 21.00 sularında powerbankle kışlaya dönmüştür.
Çevik kuvvete vardıklarında, ...’ın emri ile tugay harekat merkezini arayarak çevik kuvvet şube müdürlüğüne yerleşme işleminin gerçekleştiğini bildirmişler, ayrıca valilik baskınına takviye amaçlı olarak gönderilen ... ile irtibata geçerek yine Valilik baskınında rol alan ...’nin telefon numarasını mesaj yolu ile göndererek ...’ın ... ile irtibata geçmesine yardımcı olmuşlardır.
..., ...’ın B kapısından ayrılmasını müteakip sanık ...’nin emir ve talimatları doğrultusunda B kapısında kalmış, Sanık ...’nin Bayrampaşa Polis Merkezi kapısına hareket etmesi dolayısıyla ...’nin aracının kaldırıldığı yerde, yanına bir kaç asker alarak trafiği kesmiş, araç ve vatandaşın B kapısına girişini engellemiştir.
...’in Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü B kapısından polis merkezi kapısına giden ...’a iştirak ettiği, ... aracını C kapısına park ettikten sonra sanığın araçtan indiği, kapıda bulunan erlerden birkaçını alarak yol güvenliğini sağladığı, yolu kontrol ettiği, daha sonra tekrar ...'ın yanına gelerek araca bindikleri, ...’a Bayrampaşa Polis Merkezine kadar iştirak ettiği, polis merkezi kapısında ...’ın yanına bulunduğu, sanık ...’ın Bayrampaşa Polis Merkezinde bulunduğu sırada ...’in Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü A kapısı ile polis merkezi kapısı arasında sürekli devriye attığı tespit edilmiştir.
... yaşanan münakaşalarda ...’ın elinden düşen tüfeği almış, bu tüfekle havaya ateş etmeye başlamıştır. Sivil araç, ...’yu alıp hastaneye götürmek üzere alandan ayrılırken ... elinde tüfekte bekleyerek erlere emirler vermeye devam etmiş, halkın tepkisi üzerine sanık ...’un kullandığı ZMA nın A kapısına doğru çekilmesi sırasında ZMAnın önünden silahlı olarak yürüdüğü tespit edilmiştir.
12- ..., ... ve ... Yönünden;
Olay tarihinde 66 Mknz Piyade Tugayı 1. Tabur 2. Bölükte uzman çavuş olan sanık ..., aynı tugay aynı taburda uzman çavuş olarak görev yapan ... 15:30 sularında ...’nin kendilerini yanına çağırması üzerine diğer tabur personeli ile birlikte 11 nolu atışı yapmışlar, çevik kuvvete gitmek üzere yola çıktıklarında sanıklar ..., ... ve 2. Mknz piyade Taburu’nda bakım astsubayı olarak görev yapan Sanık ... Rami kavşağında Bayrampaşa istikametine doğru trafiği durdurarak Aksaray istikametine vermişlerdir.
Çevik kuvvete vardıklarında ...’nin, polislere darbe girişimine yönelik sarf ettiği sözlere şahit olmuşlar, ...’ın bulunduğu kapıdan silah seslerinin gelmesiyle ...’un araması üzerine polis merkezi kapısına doğru yürürken ...’yi ortalarına alarak korumuşlardır.
Halkın çevik kuvvete gelmesiyle sanık ... yanında bulunan erlere üçerli yürüyüş kolunda toplanmalarını ve halkın üzerine yürümelerini, atışın serbest olduğunu söylemiş, erlerin dinlememesi üzerine emrini 3-4 kez tekrar etmiştir.
13- ... yönünden;
Sefa Salaman tarafından 2. Mknz Piyade Tugay Komutanlığından getirilen ZMA mühimmatlar, olay tarihinde 1. Mknz Piyade taburu 1. Bölükte uzman çavuş olarak görev yapan sanığa zimmetlenmiş, yine bu mühimmatların çevik kuvvete gidecek araçlara yüklenmesi sanığın da aralarında bulunduğu personelce yapılmış, ayrıca çevik kuvveti işgale giden ZMAlardan birinde Araç komutanı ve şoför olarak yer almıştır.
Halkın polis merkezine gelmesiyle halktan birinin cep telefonundan darbe girişimine ilişkin haberleri sanığa gösterdiği, sanığın buna rağmen ...’un emrinde kalmakta ısrar ettiği tespit edilmiştir.
... yaşanan münakaşalarda ... ile birlikte ...’ı zırhlı araçtan iterek düşmesine ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına yol açmıştır.
14- Erler yönünden;
Erlerin, ... ve ...’ye ait Land araçlara, darbe girişimini gerçekleştirmek üzere hazırlanan ZMA ve tanklara bindirildikleri, çevik kuvvete vardıklarında üslerinden aldıkları emirler doğrultusunda çevik kuvvetin kapılarını giriş çıkışlara engel olacak şekilde kapatarak çapraz tutuşta bekledikleri, halkın gelmeye başlamasıyla üslerinin halkın üzerine yürünmesi ve ateş açılması yönündeki emirlerini yerine getirmedikleri tespit edilmiştir.
3. BÖLÜM : KARAR
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 Tarih ve 2018/7103 Esas 2019/1953 Karar ve 25.06.2020 Tarih 2019/11498 Esas 2020/3604 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Somut olayın, devletin anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek amacıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca, işgal ettikleri kamu görevinin verdiği yetkiye istinaden tasarruf etme imkanını haiz bulundukları devlete ait silah ve mühimmatı kullanarak gerçekleştirilen bir silahlı darbe teşebbüsü olduğunda ve bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yoktur. Ancak aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlar ile aralarındaki geçitli/müterakki suç ilişkisi nedeniyle anılan kanunun 314/2. maddesinde yer alan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmaları imkanı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 5237 sayılı TCK'nın 220/5. maddesi gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, yönettiği örgütün gücünden yararlanarak talimat alanın iradesi üzerinde hakimiyet kuran yöneticinin, serbest iradesi ile hareket etmeyen ve bir suç örgütü mensubu olarak suç işleme kararının varlığının kabulünde zorunluluk bulunan fail arasında azmettiren-azmettirilen ilişkisinden bahsetme imkanı da bulunmamaktadır. Kanunun kabul ettiği sistemde, yöneticinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan, dolaylı fail olarak sorumlu tutulduğu görülmektedir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B maddesinde de TCK’nın 220/5. maddesine paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Bağlayıcı emrin yerine getirilmesi kapsamında astların hukuki sorumluluğu:
Ayrıntılarına Dairenin 09.12.2019 tarih ve 2019/6765-2019/8453 karar sayılı kararında yer verildiği üzere:
5237 sayılı TCK'nın benimsediği suç teorisine göre: tipe uygun ve hukuka aykırı fiil, failin kusurlu olması halinde ceza yaptırımı uygulanmasını gerektirir. Her ceza hukuku normu, temelde bir hakkı/bir değeri korur. Bu nedenle ceza hukuku normlarının belirlediği davranış modellerine aykırı düşen her fiil haksızlık içermektedir.
Kast suçun subjektif unsurunu, kusur ise iradenin oluşum süreci ile ilgili olarak, failin işlediği hukuka aykırı fiilden dolayı kınanabilirliğine ilişkin bir değer yargısını ifade etmektedir. Kınanabilirlik, failin hukuka uygun davranmak, haksızlık yapmamak imkan ve yeteneği varken, hukuka aykırı davranması, haksızlığı tercih/irtikap etmesi halidir. İnsan özgür iradeye sahip bir varlık olması nedeniyle, haklı olan bir davranışla haksızlık arasında bir tercih yapma veya haklı olan davranış lehine karar verme, davranışlarını hukuk düzeninin gereklerine göre yönlendirebilme, hukuk düzenin yasakladığı davranışlardan sakınma yeteneğini haizdir. Kusur yargısının temelini oluşturan insanın irade özgürlüğü ise, haksızlık bilincinin varlığını gerekli kılar.
Çünkü insanın haklı olan davranışları ile haksızlık arasında tercih yapabilmesi için bunu bilmesi şarttır. Fail, haksızlık bilincine sahipse ve özgür iradesiyle haksız olan bir davranışı tercih ediyor ise kusurludur.
Şu halde kasten işlenmiş, tipe uygun/haksızlık içeren fiil, olayda bir hukuka uygunluk sebebi varsa suç teşkil etmeyecek, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep varsa, suç oluşturmasına rağmen yaptırıma tabi tutulamayacaktır.
Hukuka aykırılık genel bir ifadeyle, hukuka (hakka) karşı gelmek (Heinrich l kn 305) onunla çatışma halinde olmak demektir. Suçun unsuru olarak hukuka aykırılık ise işlenen fiile hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi, bütün hukuk düzeni ile çelişki ve çatışma halinde bulunması anlamına gelmektedir. (Koca-Üzülmez, age, s. 252; Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, Av. Serra Karadeniz-LLM, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi, s. 450)
5237 sayılı TCK'da yer alan hukuka uygunluk nedenleri; kanunun hükmünü yerine getirme (TCK 24/1. m.), meşru savunma (TCK 25/1. m.), hakkın kullanılması (TCK 26/1. m.) ve ilgilinin rızası (TCK 26/2. m.)dır.
TCK'nın 24. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkralarında hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep olarak düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde işaret edildiği üzere hukuka aykırı olan ve emri verenin hukuki sorumluluğunu kaldırmayan bir emrin yerine getirilmesinin hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değil ise de, Devlet tarafından yerine getirilen kamu hizmetinin yürütülmesinde amirin emrini yerine getirmek durumunda kalan ast yönünden bu durumun bir sorumsuzluk nedeni olarak kabul edilmesinde zaruret bulunmaktadır.
Kural olarak hukuka aykırı emre muhatap olan kamu görevlisinin bu emri denetlemesi, sorgulaması, hukuka aykırı olduğu kanaatinde ise amirin yazılı emri ve ısrarı olmadan yerine getirmemesi gerekir. Ancak Anayasanın 137/3. maddesinde "Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunda gösterilen istisnaların saklı" olduğu belirtilerek, yapılan işin mahiyeti, kamu düzeni ve kamu güvenliği nedeniyle bazı istisnalara yer verildiği de görülmektedir. Muadil düzenleme TCK'nın 24/4. maddesinde de yer almaktadır.
Keza bir hukuk devletinde prensip olarak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
Amiri tarafından “askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emrin, bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum” olan ast, işlemekte olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmekte ise cezai sorumluluğu ne olacaktır?
Amirin emrini icra sureti ile işlenen suçlardan dolayı hukuka uygunluk meselesi, Askeri Ceza Hukukunda büyük bir önem taşır. Gerçekten askerlik hizmeti, diğer hizmetlerden farklı olarak, fertlerden daha tam, daha kesin ve daha çabuk bir itaat bekler, hatta böyle bir itaate askerleri zorlar. Nitekim 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 14. maddesine göre: “Ast, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeğe, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast, muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştirmez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mes’uliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.”
İşte askerlik hizmetinin bu özelliğini nazara alan Anayasamız, “kanunsuz emir” kenar başlığını taşıyan 137. maddede, kanunsuz emrin yerine getirilemeyeceğini ve böyle bir emri alan memurun ne suretle hareket etmesi gerekeceğini belirttikten sonra “Askeri hizmetlerin görülmesi… için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır” demiştir.
Bu düzenlemelere göre, emri veren amir ise kesin itaat kuralı her bakımdan geçerlidir; ast emre mutlak surette itaat edecektir.Üst ise kanun ve nizamlara göre kendisine böyle bir emir vermeğe yetkili olup olmadığını araştıracak, yetkili olduğuna kanaat getirirse itaat edecektir. İç Hizmet Kanununa göre, amir makam ve memuriyet yönünden emretmek yetkisine sahip kimse iken (m. 9); üst, rütbe ve kıdem büyüklüğünü ifade eder (m. 10). Mevzuat, konusu suç teşkil eden emir müstesna, amir tarafından verilen emrin muhteva itibari ile kanuna uygunluğunu araştırmaktan astı yasaklamıştır. Emrin hizmete ilişkin olması halinde, emri yerine getiren kimsenin prensip itibari ile hiç bir ceza sorumluluğu yoktur ve bütün sorumluluk sadece emri verene aittir. Özel nitelikte olmayan ve bu özel niteliği ilk bakışta anlaşılmayan her emir, hizmetle ilgili sayılmak gerekir.
Ast kendisinden verilen emrin bir suç işlemek maksadı ile verildiğini biliyorsa ve buna rağmen emri yerine getirmişse kendisi de amirle birlikte ceza görecektir. Dikkat edileceği veçhile, astın bu hususta sadece bir şüpheye kapılması cezalandırılması için yeterli değildir, zira her asker, amiri tarafından verilen emrin kanuni olduğunu farz ve kabul etmek zorundadır ve bu konuda ast lehine bir karinenin varlığı kabul edilebilir. (AsCK 41, f. 2 ve 3) (Prof, Dr. Sahir Erman Askeri Ceza Hukuku Syf 176 vd.)
Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK 30/1), suçun nitelikli hallerinde (TCK 30/2), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK 30/1-3) hata halleri kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK 30/3) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK 30/4) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir. (TCK 27/1) (Dairenin 24.04.2017 tarih ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı )
TCK'nın 30/3. maddesinde "ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır." denilerek hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu etkileyen haller birlikte düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarındaki hatayı bu kapsamda değerlendirmek gerekecektir. Hatadan yaralanmak için kaçınılmaz olması gereklidir.
Failin hukuk düzenince tanınmayan bir hukuka uygunluk nedeninin var olduğu (Bestandsirrtum / Erlaubnisnormirrtum) ya da hukuken tanınan bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki sınırında yanılgı içinde (Grezirrtum Erlaubnisgrenzirrtum) olduğu durumda izin yanılgısı (Erlaubnisirrtum) ya da dolaylı haksızlık yanılgısından (der indirikte Verbotsirrtum) söz edilmektedir. Bu durumda somut vakıaya değil, münhasıran norma dayalı bir değerlendirme söz konusu olduğundan, haksızlıkla doğrudan bir ilgisi bulunmayan bu yanılgının haksızlık yanılgısı (TCK m. 30/4) kapsamında mütalaa edilmesi gerekmektedir.
Bu yanılgı türünün haksızlıkla doğrudan bir ilgisinin bulunmaması nedeni ile kast üzerinde herhangi bir etkisi de yoktur. Fiil kasten icra edilen bir haksızlık olma özelliğini korur. Hukuka uygunluk nedenlerini düzenleyen normların da bir hukuk normu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu yanılgı norma dayalıdır. Ancak bu norm bir suç tipine dayanak oluşturan yasak normu değil, bu normun yasakladığı davranışa izin veren bir normdur. Failin izin normunu bilmemesine ya da yanlış bilmesine dayalı bir değerlendirme yanılgısı mevcuttur. Fail, hukuk düzeninde mevcut olmayan bir hukuka uygunluk nedenini var saydığı veya hukuki sınırında yanılgıya düştüğü için hukuk düzeninin fiiline izin verdiği kanaati ile hareket etmektedir.
İzin yanılgısının kaçınılmaz olması durumunda, failin haksızlık bilinci ile hareket ettiği söylenemez. Failin içinde bulunduğu izin yanılgısı, yasak normunun uyarı fonksiyonunu tamamen işlevsiz bırakmaktadır. Yasak normu ile izin normunun çatıştığı bir durumda, uygulanma önceliği izin normuna aittir. Buna bağlı olarak izin normu, yasak normunun fiilin icrasından kaçınmak yönündeki uyarısını tümüyle etkisiz bırakmaktadır. Kaçınılmaz izin yanılgısı halinde, kusuru tamamen ortadan kalkacağı için faile ceza verilemez (TCK m. 30/4; CMK m. 223/3-d) (Neslihan Göktürk Haksızlık Yanılgısının Ceza Sorumluluğuna Etkisi sh.125 vd.)
Failin, gerçekte olmamasına rağmen işlemiş olduğu fiili hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünerek hareket etmesi hali haksızlık yanılgısının ikinci görünüm şeklini oluşturmaktadır. Bu ihtimalde fail işlediği fiilin yasaklılığına ilişkin tam bir bilgiye sahiptir, ancak somut olayda işlemiş olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmektedir. Kısaca fail bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki varlığında hataya düşmektedir. (Koca-Üzülmez, age s.344)
Failin hataya düşmesindeki kişisel kusurun değerlendirilmesi ile ilgili olması hasebiyle hatanın kaçınılamaz olup olmadığı,ex ante bir değerlendirme ile failin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları somut olayın özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında genel olarak 15 Temmuz 2016 günü meydana gelen kalkışma olayı değerlendirildiğinde;
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askerî personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250 'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
15 Temmuz 2016 günü işlenen somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulunduğu mahal ve konumuna uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai (ya da garantör olunan hallerde ihmali) harekette bulunarak bu suça iştirakin her halinin mümkün olduğunun kabulü gerekir.
Genel olarak: 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin cebren değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personelin katılımıyla gerçekleştirilen darbe teşebbüsünde üstleri tarafından kullanılan erlerin de bulunduğu bir vakıa olmasına ve suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden aynı yasanın 37-39. maddeleri gereğince iştirakın her şeklinin uygulanmasının mümkün bulunmasına nazaran:
a-Sıfat, konum ve rütbeleri ne olursa olsun;
Örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları tespit edildiğinde TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail",
b-Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım eden olarak sorumlu tutulmaları,
c-Anılan kalkışma Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak kabul edildiğinden, ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde de doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanıp başlanmadığı saptanmalı,
-Hatanın kaçınılamaz olup olmadığı tespit edilirken, olağan dönemlerde de aranan, failin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterlerin, siyasi tarihi itibariyle darbe geleneğinin demokrasi kültüründen daha baskın olduğu ülkede suç tarihi itibariyle yaşanan kalkışmanın olağanüstü şartları nazara alınarak değerlendirilmesi, mevcut irade ve bilgisini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendisinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanıp kullanmadığı ex ante bir değerlendirme ile belirlenmeli,
-Bu değerlendirmeler yapılırken, askeri hiyerarşinin en altında yer alan erler ile rütbeli personelin “ast” kavramına bağlanan hukuki sonuçlar bakımından aynı değerlendirmelere tabi tutulamayacağı da gözetilmek suretiyle;
aa-Sanığın, işlediği fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen, bu fiili müşahhas olayda hukuka aykırı olmaktan çıkaran bir maddi sebebin varlığı hususunda kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğü kanaatine varıldığında bir hukuka uygunluk sebebi olarak “Yetkili amir tarafından verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan, hizmete ilişkin emrin ifası (TCK madde 24)'nın maddi şartlarında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğü kabul edilirek, hatanın TCK'nın 30/3 delaletiyle 30/1. maddesi kapsamında kastı kaldıracağından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c. maddesi gereğince beraatine,
bb- Sanığın, işlediği fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen, esasen hukuk düzeninde kabul edilmeyen “konusu suç teşkil eden emrin ifası”nın, askeri hiyararşi içinde mutlak itaat ve emrin muhtevasını sorgulayamama ilkelerinin sonucu olarak bağlayıcı olduğu hususunda kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğü kanaatine varıldığında hukuka uygunluk nedenlerinin varlığında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğü kabul edilerek, kaçınılmaz izin yanılgısı kusuru tamamen ortadan kaldıracağından TCK'nın 30/4. maddesi delaletiyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir.
II) Bu açıklamalar ışığında sanıkların hukuki durumları değerlendirildiğinde:
A- Sanıklar Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Sanıkların olay günü terör saldırısı olacağı gerekçesiyle kışladan tam teçhizatlı şekilde çıkarıldıklarının tespit edilmesi, darbe bilinciyle ve anayasal düzeni değiştirme kastıyla hareket ettiklerine dair herhangi bir somut bilgi ve bulgu bulunmaması, üstleri tarafından verilen emre rağmen ateş etme ve başkaca bir şiddet eyleminde bulunmamaları, aldıkları emir üzerine silahlarını çapraz tutuşta tutarak çevik kuvvet yerleşkesi kapılarında güvenlik önlemi almak dışında başkaca eylemleri bulunmadığından, sanıklar hakkında CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca kurulan beraat hükümlerinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
B- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında;
a.TCK’nın 309. maddesi suçundan verilen mahkumiyet kararları yönünden yapılan incelemede;
Her ne kadar sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'nın ortak hakimiyet kurarak ...'nun şehit edilmesi, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin öldürmeye teşebbüs ve katılanlar ... ve ...'un yaralama eylemlerine iştirakları yönünde haklarında kamu davası açılmadığından sanıkların bu eylemleri dolayısı ile gereğinin takdir ve ifası için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş ise de, savcılıkça yapılacak incelemede sanıkların eyleme fiili hakimiyet kurmak suretiyle doğrudan doğruya katılıp katılmadıklarının göz önünde bulundurulması gerektiği belirlenerek yapılan incelemede;
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eşzamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk bulunmakla:
Sanıkların mensup oldukları örgütün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek emir doğrultusunda 23. Motorlu Piyade Alayına gelip zimmetsiz/kayıtsız silah ve techizat kuşanıp, anılan birlikte bölük komutanları olan diğer sanıklar ile beraber Kartal köprüsüne giderek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini birlikte gerçekleştiren sanıkların suçun icrasında üstlendikleri rolleri, her birinin suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları da göz önünde bulundurulduğunda fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesinden mahkumiyetlerine dair verilen kararlarda bir isabetsizlik bulunmadığından:
Yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanıkların, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemleri gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, sanıkların, Anayasayı ihlal suçlarının sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan; sanıklar ve müdafileri ile T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sair nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddi ile hükümlerin ONANMASINA;
b.Sanıklar ... ve ...’nin ...’yu kasten öldürme, ..., ..., ..., ..., ... ve ...’yi kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıklar, olay yerine ulaştıktan sonra albay rütbesiyle görev yapan sanık ...’nin Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü girişine zırhlı araçların çekilmesini emrettiği, “Yurtta Sulh” Whatsapp grubuna yine dosya sanığı olan ve yarbay rütbesiyle görev yapan ... tarafından “Tanklar Bayrampaşa’da” şeklinde mesaj göndererek kalkışma yapan gruplar arasında koordinasyonu sağladığı, sanık ...’nin yerleşkede bulunan polis memurlarına rütbeli kişilerin gelmesini, aksi halde tankları ateşleyeceğini söylediği, rütbelilerin gelmesinden sonra “darbe olduğunu, teslim olmalarını, işbirliği yapmalarını aksi halde zor kullanacaklarını, çok kan döküleceğini” söylediği, Şube Müdürü ...’ın “bizi mi öldüreceksiniz” demesi üzerine “gerekirse onu da yaparım” dediği, bu sırada kalkışmayı haber alan halkın olay yerinde toplanmaya başladığı, sanık ... ve ...’ın fikir ve eylem birliği içerisinde yerleşkenin farklı kapılarına dağıldığı, B kapısında bulunan ...’ın zırhlı aracın üzerinde halkla tartışmaya girdiği, bu sırada halkın aracın üzerine çıkarak sanığı etkisiz hale getirmeye çalıştığı, sanığın, çıkan arbedede tüfeğinin ateş aldığı, bu esnada yere düşen sanığın tabancasıyla ateş etmeye devam ettiği, bu eylemleriyle ...’yu şehit ettiği, ..., ..., ..., ..., ... ve ...’yi yaraladığı olayda her iki sanığın birlikte hareket ederek emniyet yerleşkesinin ele geçirilmesi amacıyla eylemlerini gerçekleştirdiklerinin dosya kapsamında bulunan olay yeri görüntüleri, taraf beyanları ve adli raporlarla sabit olduğu gözetildiğinde kurulan hükümlerde bir isabetsizlik görülmediğinden, CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddine; Ancak;
Sanıklar hakkında kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından hüküm kurulurken uygulama maddesi olarak TCK’nın 82/1-h maddesi yerine 82/2-h yazılması;
Bozmayı gerektirmiş olup, T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekilleri ile sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, gerekçeli karardaki “TCK’nın 82/2-h” maddelerinin çıkarılarak yerine “TCK’nın 82/1-h” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-Sanık ... hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, UYAP sisteminden alınan ve dosya içerisine konulan nüfus kayıt örneğine göre, hükümden önce 15.05.2017 tarihinde öldüğüne ilişkin kaydın araştırılarak, öldüğünün anlaşılması halinde TCK'nın 64/1. maddesi gereğince sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde beraatine karar verilmesi;
Kanuna aykırı, katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM vekili, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükümlerin BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 24.Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.