Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2013/2988
Karar No: 2013/7330

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2013/2988 Esas 2013/7330 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2013/2988 E.  ,  2013/7330 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği .... Beldesi, ... Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.
    Mahkemece, 30/04/2010 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokide (A) harfi ile işaretli 817,43 m2 ve (C) harfi ile işaretli 3161.40 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik davanın kabulüyle davacı adına tapuya tesciline, (B) harfi ile işaretli 101.86 m2 ve (D) harfi ile işaretli 93.92 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik davanın reddine karar verilmiş, davalı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13/09/2011 gün ve 2011/9615 – 9835 sayılı kararı ile bozulmuştur.
    Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "" Mahkemece davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmuşu ise de; açılan dava Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın tapu siciline kaydı amacıyla açılan tescil davasıdır. Medeni Kanunun 713. maddesi gereğince tescil davalarında husumet, Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişisine yöneltilmelidir. Somut olayda ise; dava konusu taşınmaz içerisinden DSİ kanalı geçmesi nedeniyle davalı Hazine yanında husumetin DSİ Genel Müdürlüğüne de yöneltilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle, husumetin yaygınlaştırılması gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak uyuşmazlığın esastan çözümü yoluna gidilmesi usûl ve kanuna aykırıdır."" denilmiştir.
    Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, ... davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırıldıktan sonra davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişileri .... ve ...."ın 30/04/2010 havale tarihli raporlarında ve ekindeki krokisinde (B) harfiyle gösterilen 101.86 m2"lik yer ile (D) harfiyle gösterilen 93,92 m2"lik yere ilişkin davasının reddine, (A) harfiyle gösterilen 817,43 m2"lik yer ile (C) harfiyle gösterilen 3161,40 m2"lik yere ilişkin davasının kabulü ile, (A) harfiyle gösterilen yerin 817,43 m2 yüzölçümü ile bina ve bahçe niteliğiyle davacı adına tapuya tesciline, (C) harfiyle gösterilen yerin 3161,40 m2 yüzölçümü ile 2 katlı 2 adet kargir ev ve bahçe niteliğiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılardan ... ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1981 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 21/07/1986 tarihinde yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, (A) harfiyle gösterilen 817,43 m2"lik yer ile (C) harfiyle gösterilen 3161,40 m2"lik yerin davacı gerçek kişi adına tesciline, (B) harfiyle gösterilen 101.86 m2"lik yer ile (D) harfiyle gösterilen 93,92 m2"lik yere ilişkin davasının reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
    Şöyle ki; davalı Hazine tarafından dava konusu yere ait ecrimisil ödendiği iddiası olmasına rağmen, Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idarî tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları getirtilmemiş, bu tutanaklar yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmemiş, davacı tarafından ecrimisil bedellerinin yatırılıp yatırılmadığı araştırılmamıştır. Taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği edildi ise tarihi, kaç yıl süreyle kimin tarafından ne şekilde kullanıldığı konusunda, yerel bilirkişi ve tanıklardan somut olgulara dayalı bilgi alınmamıştır. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde başkaca şahıslar tarafından açılan tescil davaları bulunup bulunmadığı araştırılmamış, komşu kadastral parsellerin tutanakları ve dayanak belgeleri getirtilmemiştir. Mahkemece, 2009 yılında yapılan keşif sonrasında alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın 1956 tarihli memleket haritasında çalılık olduğunun ve eğiminin %18-20 olduğunun belirtilmesi karşısında 2010 yılında yapılan keşif sonrası orman bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen raporda taşınmazların 1956 ve 1995 tarihli memleket haritalarında herhangi bir bitki örtüsü bulunmayan açık alanda kaldığı ve eğiminin % 8-10 olduğu belirtilmiştir. Dairenin 16/12/2010 gün ve 2010/13301 – 16029 sayılı iade kararı doğrultusunda orman bilirkişi Derviş Kalender ve fen bilirkişi Bahadır Özkan tarafından tanzim edilen 15/06/2011 havale tarihli ek raporda ise taşınmazların 1956 tarihli memleket haritasında makilik ve yapraklı ağaç rumuzlu alanda kaldığı açıklanmıştır. Bu durumda; çekişmeli taşınmazların eğimleri ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur. Karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığı gibi eğim ve eski tarihli memleket haritasında hangi rumuzla gösterilen alanda bulunduğu konusunda ilk orman bilirkişi raporuyla çelişki içerisindedir bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
    O halde; mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu ...Köyünde yapıldığı anlaşılan orman tahdidi ve 2. madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilmeli, yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopisi ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihine en yakın tarihte çekilmiş hava fotoğrafları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler, önceki bilirkişiler dışında ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile (bir) uzman orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar, ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro
    paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmaza komşu ya da yakın yerlerde başkaca şahıslar tarafından açılıp sonuçlanan ya da halen derdest olan tescil davaları bulunup bulunmadığı Hazine"den sorularak var ise dava dosyaları dosya içerisine alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin;
    1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 sayılı Kanunun 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi (3402 sayılı Kanunun 16. md. (A), (B), (C) ve (D) bentleri kapsamında kalan yerler),
    2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 sayılı Kanunun 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar, ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.),
    3) İl, İlçe ve kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının saptanması (3402 sayılı Kanunun 17/2. md. H.G.K. 25.04.2001 gün 2001/20-390-396 S.K.),
    4) Kadastro tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
    5) Kadastro tesbit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olması (H.G.K.’nun 22/03/1995 gün 1994/8-873-216 ve 19/02/1997 gün 1996/8-768-100 ve 24/09/1997 gün 1997/20-372-718 ve 18/02/1998 gün 1998/8-15-129 sayılı kararları),
    6) O yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması (H.G.K."nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-582 sayılı kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.),
    7) Dava konusu taşınmazın veya yakın çevresinin arazi kadastro ekiplerince kadastro paftası üzerinde orman nitelemesi yapılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K."nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 ve 12/03/2008 gün ve 2008/20-214-241 sayılı kararları),
    8) Kadastro (Tapulama) Komisyonu tarafından orman sayılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun, 24.10.2001 gün 2001/8-964-751 ve 13.02.2002 gün 2002/8-183-187 sayılı kararları),
    9) 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fırkasında yazılı,
    a) 4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş orman,
    b) 3116 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman,
    c) 6831 sayılı Kanunun 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer,
    d) Aynı Kanunun 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer,
    e) Aynı Kanunun 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer,
    f) Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer,
    g) Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman,
    h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha,
    ı) Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülmelidir.
    Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
    Somut olayın özelliği gözönünde bulundurularak ayrıca;
    a) Çekişmeli parselin çeşitli yerlerinden ve çeşitli derinlikte alınan toprak numuneleri incelenerek, özelikle çekişmeli parselin eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendiği dikkate alınarak, çekişmeli parselin imar ihya edilip edilmediği, edildi ise imar ve ihyanın şekli ve tarihi, imar ihyanın ne zaman bittiği, ne kadar süreyle ve ne şekilde zilyet edildiği, konularında ziraat uzmanı bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor düzenlettirilmeli,
    b) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, ecrimisil bedellerinin davacı tarafından yatırılıp yatırılmadığı araştırılmalıdır.
    c) Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
    Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 27.06.2013 günü oy birliği ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi