8. Hukuk Dairesi 2011/6575 E. , 2011/7676 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi
... ile ... ve Gülen Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Çaykara Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 30.03.2010 gün ve 95/84 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmaz içerisinde davalı köy tüzel kişiliği tarafından davacının izni alınmadan yol geçirildiğini açıklayarak köy tüzel kişiliği tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine ve tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... muhtarlığını temsilen köy muhtarı söz konusu yolun köy muhtarlığının istemi üzerine İl Özel İdaresi tarafından yapıldığını, davacının bu konuda muvafakatı bulunduğunu açıklamıştır. Davaya katılması sağlanan İl Özel İdaresi vekili, 22.6.2004 tarihli taahhütnameye göre yol yapımı nedeniyle oluşacak her türlü sorumluluğun köy tüzel kişiliğine ait olduğunu bu nedenle sorumluluğun kendilerine ait olmadığını, yolun geçirilmesi konusunda davacının muvafakatının bulunduğunu ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2004/12564 Esas, 2005/1697 sayılı kararında da belirttiği üzere kamulaştırmasız elatma nedeniyle meni müdahale, kal ve tazminat davası açılabilmesi için öncelikle taşınmazın tapuda davacı adına kayıtlı olması gerektiğini, davacının arazisinin tapusunun olmadığını açıkladığını, tescil davası açtığı konusunda da mahkemeye herhangi bir bilgi verilmediğini, bu konuda herhangi bir süre de istemediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 683. maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gereken ayni hakka (mülkiyet hakkına) ilişkin müdahalenin önlenmesi davasıdır.
Davacının böyle bir davayı açması için mutlaka taşınmazın adına tapuda kayıtlı bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Kendisine ait tapusuz taşınmazlar üzerinde mülkiyet hakkı söz konusu olduğundan bu tür taşınmazlara yapılan müdahale konusunda da dava açmakta her zaman hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemenin gösterdiği gerekçeye katılma olanağı yoktur.
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeninin izni olmadan yol geçirildiğini belirtmiş, davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi ile İl Özel İdare vekili davacının bu konuda olurunun bulunduğunu açıklamışlar ve taahhütnameleri dosyaya sunmuşlardır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesi kapsamına göre davacının taşınmazının alt tarafından yolun geçirilmesi konusunda oluru bulunduğu ancak, iddiaya göre taşınmaz ikiye bölünmek suretiyle yolun geçirildiği belirtildiğine göre öncelikle keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davacının, taşınmazının neresinden yolun geçirilmesine olur verildiğinin saptanması, bu konuda 22.6.2004 tarihli köy karar defterinde yer alan bilgi ile 22.6.2004 tarihli taahhütname başlığını taşıyan yazı ile ekinin kapsamının göz önünde bulundurulması, iddia edildiği gibi taşınmazın alt tarafından mı, yoksa herhangi bir yerinden mi yolun geçirilmesine olur verdiğinin açıklığa kavuşturulması, alt denilen kısım ile aktif olarak yolun geçirildiği kısımların ayrı ayrı kroki üzerinde işaretlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243 ve 244.maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları aynı kanunun 259 ve 290/2.maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, yolun İl Özel İdare tarafından yapılıp yapılmadığının ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, yönleri, yerleri belirleyen ölçekli krokinin teknik bilirkişiden istenmesi, özellikle yolun alt tarafı terimi ile taşınmazın hangi yönünün ya da neresinin kastedildiğinin kroki üzerinde işaret edilmesinin sağlanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici madde 3’ün yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
26.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.