13. Hukuk Dairesi 2016/26268 E. , 2019/10255 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile ... 5. Noterliği nezdinde imzaladığı 10.7.2009 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile 1.313.993,63 TL bedelle ... Koru B2 Blok B giriş 9. Kat 31 nolu bağımsız bölümde/dubleks daireyi satın aldığını, inşaatın bitmesi ile satın aldığı konutta bir takım ayıpların ortaya çıktığını, bağımsız bölümde ebeveyn banyosundan, genel banyodan ve diğer yan oda içindeki banyodan havalandırma kanalları geçtiğini, bu kanallardan havalandırmanın sesinin çok yüksek derecede duyulduğunu ve hissedildiğini, konutun içerisindeki sesin insan sağlığına zararlı ve katlanılamaz derecede yüksek olduğunu, bağımsız bölümün balkonuna üst katttan su sızıntısı olduğunu ve bu bölümde izolasyon sorununun ortaya çıktığını, 20 Nisan’da yetkililere yazılı olarak verilen düzeltme talebinden sonra Mayıs ayında bu sızıntı sebebiyle balkonun davalı tarafça kazıldığını ve Ağustos ayına kadar uzun süre böyle kazılı halde beklediğini ancak Ağustos ayı sonunda kapatıldığını, bu çalışma tamamlanamadığı için daire içerisindeki dekorasyon çalışmasının durduğunu ve ancak Eylül’den itibaren devam edilebildiğini, taşınmazda tespit edilen bu ayıpların davalı tarafa sözlü olarak iletildiğini, ciddiye alınmaması üzerine Beyoğlu 24. Noterliği’nden 13.7.2012 tarihli ihtarname gönderilerek ayıpların giderilmesinin talep edildiğini, davalı tarafın 15.8.2012 tarihli cevabi ihtarnamesinde ayıbın varlığını kabul ederek bu sorunları çözeceğine dair taahhüt verdiğini, ancak bu taahhüde rağmen ayıpları gidermek için çalışma yapılmadığını, bunun üzerine ayıpların tespiti için ... 2. Tüketici Mahkemesi’nin 2012/67 D.iş. Dosyasıyla 12.12.2012 tarihinde tespit talebinde bulunduğunu, dosyada alının 11.01.2013 tarihli raporda taşınmazdaki ayıpların tespit edildiğini, bu sorunlar sebebiyle bir türlü dairesine taşınamadığını beyan ederek; ayıplar sebebiyle satış bedelinden şimdilik toplam 220.000,00 TL miktarın indirilmesine, satış bedelinden indirilmesi talep edilen 220.000,00 TL’ye istinaden ödemeden imtina ettiği muaccel olan 10.05.2012 tarihli ve 172.438,00 TL bedelli bir adet senedin takibe konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, satış bedelinden talep edilen miktar indirilerek bu senet miktarı, faizi ve diğer tüm ferileri, tüfe miktarları oranında borçlu olmadığına karar verilmesine ve senedin iptaline, ayıplar sebebiyle dairesine taşınamadığı için halen kiracı olarak aylık 7.048,00 TL ödemek zorunda kaldığından taşınması için makul süre olarak öngörülmüş olan Temmuz 2012 tarihinden dava tarihine kadar ödediği 8 aylık kira toplamı 56.384,00 TL’nin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 54.375, -TL kısmen kabul edilen miktara ilaveten bu bedelin 39.975 TL"lik kısmı üzerinden dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının davalıdan satın aldığı taşınmazda ortaya çıkan ayıplar nedeniyle taşınmazın değerinde meydana gelen değer azalmasının ve geç teslimden kaynaklı kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı davanın reddini dilemiş, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ve reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine(davalı lehine) 16.201,50 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi"nin 13/1.fıkrasında; tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre davalı yararına reddedilen kısım olan 222.009,00 TL üzerinden (220.000,00 TL+ 56.384,00 TL= 276.384,00 TL- 54.375,00 TL = 222.009 TL) 19.270,54 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik şekilde 16.201,50 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK"nun 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün 4. bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi"nin 13/2.maddesine göre takdir edilen 19.270,54 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 683,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.