13. Hukuk Dairesi 2016/19493 E. , 2019/10251 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve bir. Dos. davacısı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından 24/06/2008 tarihinde vekil olarak tayin edildiğini, haksız olarak azledildiği tarih olan 22/06/2009 tarihine kadar davalının avukatlığına devam ettiğini, davalının azilnamede herhangi bir açıklama yapmaksızın "görülen lüzum üzerine" ibaresini kullandığını, davalının birçok dosyasında vekillik yaptığını, bu işlerden dolayı alacaklarının yanısıra ayrıca davalı ile yapılan görüşmelerden de danışma ücretlerini talep ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız azil sebebiyle davalı vekil edenin azil tarihine kadar takip etmiş olduğu, dava ve icra takiplerinden kaynaklanan vekalet ücretleri olan 15.000,00 TL"nin azil tarihinden sonra işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalı vekil edenden tahsiline, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı birleşen dosyada; davacının vekil olarak davalı şirketin dava dilekçesinde belirtilen işlerini takip ettiğini, davalının vekalet ücreti ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 100.000 TL"nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, haklı bir azil olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; taraflar arasında vekalet ilişkisi bulunduğu, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/273 esas ve 2014/211 karar sayılı dosyasında birtakım icra dosyaları sebebiyle, davacı avukatın sanık olarak, davalıların müşteki sıfatı ile yer aldığı, suçun zimmet olduğu, sanık avukat hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, verilen kararın 24.10.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkında ... Baro Başkanlığının 2012/72 esas sayılı disiplin soruşturma dosyasının devam ettiği bildirilmiştir.
Dava, vekalet ücretlerinin tahsili istemine ilişkin olarak açılmış alacak davasıdır.
Avukatın vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu’nun 505. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 389) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanun’nun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506. (Mülga Borçlar Kanununun 390.) maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.
Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.
Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, azil haklı olduğu için davacı avukat, sadece azil tarihi itibariyle kesinleşmiş olan dosyalar nedeniyle vekalet ücretine hak kazanabilir. O halde, mahkemece, azlin haklı olduğu kabul edilip azil tarihinde kesinleşmiş işler yönünden ücrete hak kazandığı dikkate alınarak, gerektiğinde bu yönde yeniden rapor temin edilmek suretiyle sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
2-Davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemeye yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verild