13. Hukuk Dairesi 2016/19534 E. , 2019/10245 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmasız davalı avukatınca duruşmalı temyiz edilmiş ise de, dava miktar itibari ile duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının inşa ettiği ... 60, 61, 64, 67 ve 68 nolu parsellerde koru, göl ve kent etaplarından oluşan ... sitesinden A3 Blok 48 numaralı daireyi 21.06.2009 tarihli noter sözleşmesiyle satın aldığını, eksik ve ayıpları ile natamam olarak teslim edilmeye başlandığını, davalı tarafça satış ofisinde, broşür ve materyallerde tanıtımı yapılan ve sözleşme ve eki mahal listesinde belirtilen taahhütnamelere uygun şekilde imalatı yapılmamış ve tamamlanmamış şekilde kendisine teslim edildiğini, bu teslimin hukuken geçerli bir teslim mahiyeti bulunmadığını ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak süresinde teslim yapılmadığından sözleşme gereğince öngörülen ceza-i şart için aylık 7.131,00-TL nin, taahhüt edilen ancak sonrasında kamuya terk edildiği anlaşılan central park ile delil tespiti dosyalarında yer alan diğer eksiklikler ile proje tadilatı sonucu bağımsız bölümlere dönüştürülen ortak alanlardaki tesisat katlarının mesken fiyatlarında meydana getirdiği değer kaybının belirlenerek bu tutarın ve eksik ve ayıplar nedeni ile oluşan değer kaybının belirlenerek, dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının süresinde bir ayıp ihbarında da bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 2.869-TL"nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 7.131-TL istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 Sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda; mahkemece, kararın gerekçe kısmında görüşüne başvurulan bilirkişi raporuna da işaret edilmek suretiyle, eksik iş olarak nitelendirilen hususların değer kaybına neden olduğunun bildirildiği ve yapılan hesaplama sonucunda eksik ifa nedeniyle meydana gelen değer azalmasının davacının arsa payının eksilmesi nedeni ile 4.482-TL olabileceği kanaatine varıldığı, mahkemece bilirkişi raporu ve ek raporlarının yerinde bulunduğu hükme gerekçe olarak gösterilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, hüküm kurulurken, davanın kısmen kabulü ile 2.869,00 TL"nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak olan faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmek suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşmasına sebep olunduğu gibi, hüküm altına alınan rakama nasıl ulaşıldığı da gerekçede gösterilmemek suretiyle bu hükmün denetimini de imkansız kılmıştır. Bu şekilde hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 49,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu davacı yönünden açık, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu davalı yönünden kapalı olmak üzere, 21/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi