
Esas No: 2018/3607
Karar No: 2019/3554
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/3607 Esas 2019/3554 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
.......
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı Hazine ve müdahil ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ........ bulunan 2401 ada 1; 2402 ada 1; 2403 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 11592,51 m2, 120,26 m2 ve 4000,55 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tarla niteliğinde belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 6 pay kabul edilerek 3 payının verasette iştiraken (ölü)........, 1 payının (ölü) ......oğlu ..., 1 payının (ölü)...... oğlu ..., 1 payının ise (ölü) ......
......mahallesi çalışma alanında bulunan 2400 ada 5, 2401 ada 3 ve 2405 ada 1 parseller ...... sayılı dosyasında davalı olduklarından bahsedilerek 2401 ada 2 sayılı parsel ise ......sayılı dosyasında davalı olduğundan bahsedilerek kadastro tutanaklarının mülkiyet sütunları boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
....... sayılı dosyaları kesinleşen görevsizlik kararı ile mahkemeye gelmiş, kadastro müdürlüğünce mahkemeye gönderilen 2401 ada 2, 3; 2400 ada 5; 2405 ada 1 sayılı parsellerin kadastro tutanak asılları bu dosyaları ile birleştirilmiş ve Kadastro Kanunu gereğince gerekli ilanlar yapılmış, kadastro tutanaklarında ismi geçen gerçek veya tüzel kişiler usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
Davacı Hazine vekili asıl dosyada dava konusu olan 2401 ada 1; 2402 ada 1 ve 2403 ada 1 parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, gerek süre, gerekse nitelik açısından 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerindeki şartların davalılar lehine gerçekleşmediğini iddia ederek tespitin iptali ile taşınmazların 3402 sayılı Kanunun 18. maddesi de gözetilerek Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı Hazine vekili, dava konusu 2401 ada 2; 2400 ada 5; 2401 ada 3 ve 2405 ada 1 parsellerle ilgili olarak asliye hukuk mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçelerinde, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tapulama çalışmaları sırasında kadastroca tespit dışı bırakılan alanda kalmakta iken davalılarca haksız ve yasal neden olmadan ......
dozer ile temizleyerek teraslama çalışmaları yapmak suretiyle sahiplenmek amacıyla işgal edildiğini iddia ederek davalılar ... ve ..."nin müdahalelerinin men"i ile taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.
... ve arkadaşları karşılık davalarında 2400 ada 5; 2401 ada 3 ve 2405 ada 1 sayılı parsellerin...... mahalles.....mevkiine ait Nisan 1334 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile muris .... varisleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş, ... ise karşılık davasında 2401 ada 2 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile muris babası ..."nin varisleri adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Katılan ..., ... ve ..., dava konusu 2400 ada 5, 2401 ada 3; 2405 ada 1 sayılı parsellerin murislerinden kalan araziler olduğunu, bu hususun..... Mahkemesinin 1950/343 Esas - 1952/137 Karar sayılı ilamıyla sabit olduğunu, taşınmazların murisi evvellerine ait ....... mevkiine ait .......1340 tarih 18 ve 19 sıra nolu tapu kayıtları kapsamında kaldığını, 2401 ada 2 sayılı parselin ise yine aynı tapu kayıtları kapsamında kaldığını,........ Karar sayılı ilamıyla davacı ..."nin murisi ..."nin arazideki müdahalesinin önlenmesine karar verildiğini, kendilerinin murisi ........ mahallesinde 1932 doğumlu ..."ın hakkının hüküm altına alındığını iddia ederek 4 parça taşınmazın eski tapu kayıtlarında malik görünenlerin mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Birleşen davacılar ... ve arkadaşları vekili, dava konusu 2401 ada 3 parselin vekil edenlerin murisi ........oğlu ..."dan kaldığını, bu yerin miras yeri olmadığını, davalılarla hiç bir ilgisinin bulunmadığını iddia ederek tespitin iptali ile taşımazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Katılan ..., aşamalarda verdiği sözlü ve yazılı beyanlarında özetle; kadastro sırasında adına tespit edilen ve Hazinenin itirazı üzerine yargılama sonunda kesin hükümle kazandığı 2400 ada 6 sayılı parselin devamında 6 sayılı parselle bir bütün olarak kullandığı 200-300 m2"lik bölümün kadastro sırasında 2400 ada 5 parsel içerisinde ölçüldüğünü, serbest harita mühendisi olarak çalıştığını, dava konusu 2400 ada 5 parsel ile dava dışı sınırında veya çevresindeki 2401 ada 3; 2405 ada 1 ila 4; 2400 ada 7 ve 8 sayılı parselleri ..."nun babası ... için ölçtüğünü, bu ölçüm işi karşılığında senede dökülen ilk anlaşmalarında 2400 ada 6 parsele denk gelen 600 küsür m2 yerin kendine verileceğine kararlaştırıldığını, ancak projede çalışacağı alan genişleyince ..."nın kendisinden daha fazla yer ölçmesini istediğini ve bunun karşılığında kendisine vereceği yeri 1000 m2"ye tamamlayacağını dile getirdiğini, kadastro sırasında 2400 ada 6 sayılı parselin ilk önce 800 m2 ölçülmesine rağmen ..."nun müdahalesi ile 600 m2"ye düşürüldüğünü ve talep ettiği 200-300 m2 yerin 2400 ada 5 parsel içerisinde ölçüldüğünü, nitekim ... ve arkadaşlarının asliye hukuk mahkemesine açmış oldukları tescil davasında fen bilirkişisince ölçülen ve dava konusu yapılan kısım içerisinde talep ettiği yerin hariç tutulduğunu iddia ederek 200-300 m2"lik kısmın adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece 1- Mahkemenin 2010/644 Esas sayılı dosyasında;
A- Davacı Hazine"nin davasının kısmen kabulüne,
B- Müdahil ........ davasının reddine,
2- Birleşen 2011/120 Esas sayılı dosyada;
A- Davacı Hazine"nin davasının reddine,
B- Katılan ... ve arkadaşlarının davasının reddine,
C- Davacı ..."nin davasının kabulüne,
3- Birleşen 2010/678 Esas sayılı dosyada davacı ... ve arkadaşlarının davasının reddine,
4- Birleşen 2011/80 Esas sayılı dosyada;
A- Davacı Hazine"nin davasının reddine,
........
B- Katılan ... ve arkadaşlarının davasının reddine,
C- Davacı ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne,
5- Dava konusu....... mahallesinde kain 2402 ada 1 ve 2403 ada 1 sayılı parsellerin kadastro tespitinin iptaline,
Çekişmeli 2403 ada 1 parselin orman vasfıyla, 2402 ada 1 parselin ise ham toprak vasfıyla ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
6- Dava konusu ....... mahallesinde kain 2401 ada 1 parselin tamamı 6881280 pay kabul edilerek; ... ve arkadaşları adına,
7- Dava konusu....... mahallesinde kain 2401 ada 2 parsel sayılı 54415,50 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla tamamı 4 pay kabul edilerek;......, ..., ..., ......adlarına tapuya kayıt ve tesciline,
8- Dava konusu.... mahallesinde kain 2401 ada 3, 2405 ada 1 ve 2400 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 13537,97 m2, 3170,55 m2 ve 31267,09 m2 yüzölçümündeki taşınmazların ayrı ayrı tamamı 18 pay kabul edilerek; ..., 6 payının......1’er payının.....oğlu ...,..... (.....), ..... ...... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı-davalı Hazine ve müdahil ....... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 20 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 26.12.1989 tarihinde yapılan ve 08.06.1990 – 08.12.1990 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra 13 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 4999 sayılı Kanuna göre yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışması 29.01.2010 tarihinde yapılmış ve 02.02.2010 – 02.03.2010 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir.
1-Katılan ...’in temyiz itirazları bakımından;
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece kurulan gerekçeye; katılanın, davacıların murisleri ... ve kardeşleri ile 25/09/2000 tarihinde yaptığı zilyetlik devir senedi ile 600 m2 kadar yerin zilyetliğini devraldığı, nitekim kadastro çalışmaları sırasında dava dışı 2400 ada 6 sayılı parselin bu miktarı aşacak şekilde adına tespit edildiği, katılanın dava konusu yaptığı fen bilirkişi krokisinde 2400 ada 5 parsel içinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen 246,25 m2"lik kısmın dahi muris ... tarafından sözlü olarak yaptıkları anlaşmaya göre kendisine verildiğini iddia etmişse de bu iddiasını ispat edemediği belirlenerek hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı-davalı Hazinenin temyiz itirazları bakımından;
Dosya kapsamından dava konusu taşınmazlardan 2400 ada 5, 2401 ada 3, 2405 ada 1 ve 2401 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar için kadastro tutanağı düzenlenmeden evvel Hazine tarafından bu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmasına karşın davalılarca bu taşınmazlara müdahale edildiğini ileri sürerek davalıların taşınmazlara müdahalesinin men’i ve taşınmazların Hazine adına tescilini talep ederek asliye hukuk mahkemesinin 2006/499 ve 500 Esas sayılı dosyalarında dava açmış, dava konusu taşınmazlar için kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, kadastro mahkemesince bu taşınmazlara ait malik hanesi açık şekilde düzenlenen tutanaklar dosya içerisine alınarak davaya devam edilmiştir.
Dava konusu 2401 ada 1, 2402 ada 1 ve 2403 ada 1 parsel sayılı taşınmazların ise davalılar adına tespit edilmesi üzerine Hazine taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu gerekçesi ile tespite askı ilan süresi içinde itiraz etmiş, mahkemece 2402 ada 1 parselin ham toprak vasfı ile 2403 ada 1 parselin ise orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş olup 2401 ada1 parsel için Hazinenin davası ise reddedilmiştir.
Bu durumda temyize konu parseller; 2401 ada 1, 2400 ada 5, 2401 ada 3, 2405 ada 1 ve 2401 ada 2 parseller olup, bu parseller için Hazinenin davası reddedilmişse de eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
..........
Şöyle ki; davalı ve karşı davacı ... ve arkadaşları, 2400 ada 5, 2401 ada 3 ve 2405 ada 1 parsellerin Nisan 1334 tarih 3 sıra, katılan ... ve arkadaşları ise aynı taşınmazların ...... 1340 tarih 18 ve 19 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını, ileri sürmüş olup, dayanak tapu kayıtlarının kapsamları tam olarak belirlenmemiş, kadastro sırasında tedavül görüp görmediği ile tedavül görmüş ise revizyon parsellerine ait kadastro tutanak ve tapu kayıtları dosya içerisine alınmamıştır.
Dayanak tapu kayıtlarının miktarından daha fazla yer için tescil kararı verildiği ve bilirkişilerce 1958 ve 1986 tarihli hava fotoğraflarının incelendiği belirtildiği halde hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılmak sureti ile taşınmazların konumu hava fotoğrafı üzerinde gösterilmemiş, ziraat bilirkişi raporunun ekindeki fotoğraflara bakıldığında taşınmazların büyük kısmının imar-ihya edilmemiş gibi göründüğü halde bu husus üzerinde durulmadan tescil hükmü kurulmuştur. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
O halde, tarafların dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve varsa krokileri, dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, revizyon görmemiş ise neden revizyon görmediği, tapu malikleri ile davalı arasındaki akdî veya irsî ilişkiyi gösteren belgeler, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlara ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleştiğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yapılacak keşifte tapu kaydının sabit sınırından başlayarak yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; tüm deliller birlikte değerlendirip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan yönteme göre yapılacak araştırma sonunda taşınmazların tapu kaydı dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptanması halinde bu kez gerçek kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinde zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, davalı yerdeki kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar ve ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; imar-ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğu hususunda takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ve gerçeğin modeli
.......
olan memleket haritaları ile kadastro tespit tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazların niteliğinin, konumunun ve kullanım durumu bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenerek denetlenmeli, taşınmazın çeşitli yerlerinden toprak numunesi alınmak suretiyle ziraat ve jeolog bilirkişi tarafından taşınmazın ve çevresinin hakim unsurunun tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli, taşınmaz ve çevresinin genel görünümünü gösterir dört taraftan çekilmiş fotoğraflar dosyaya konulmalı, taşınmazların eylemli durumları ile bilirkişi raporlarında belirtilen hususların uyuşup uyuşmadığı denetlenmeli, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları ve satın alınan kişiler yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu ve kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkında Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden Kanunun amacına uygun rapor alınmalı, tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüştür
SONUÇ: Yukarda birinci bentde açıklanan nedenlerle katılan ..."in temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentde açıklanan nedenlerle davacı-davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyize konu 2401 ada 1, 2400 ada 5, 2401 ada 3, 2405 ada 1 ve 2401 ada 2 parseller açısından BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 21/05/2019 günü oy birliği ile karar verildi.