
Esas No: 2013/13907
Karar No: 2014/6071
Karar Tarihi: 14.05.2014
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2013/13907 Esas 2014/6071 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ÇANKIRI KADASTRO MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/05/2013
NUMARASI : 2008/76-2013/53
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "kök murisin tespit edilerek terekesinin usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı hususunun araştırılması, tereke usulünce paylaşılmış ise taraflar arasındaki sınır uyuşmazlığının çözümlenmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 250 ada 34 ve 35 sayılı parsellerin tespitlerinin iptali ile her iki parselin birleştirilmesine ve oluşan parselin yeni parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile; 28/48 payının E.. H.., 4/48"er payının A.. T.. ve R.. H.. adına, 3/48"er payının H.. Y.., Z.. T.., R.. Y.. ve H.. H.. adına tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi raporunda gösterilen evin E.. H.."a ait olduğunun Kadastro Kanunu"nun 19. maddesi uyarınca oluşan parselin tapu kaydının beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Z.. T.., davalı E.. H.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; dava konusu parsellerin evveliyatında bir bütün halinde tarafların ortak murisi olan Süleyman ve Meryem"den olma Hüseyin"in zilyetliğinde bulunduğu, adı geçenin ölümünden sonra oğulları Mehmet, Süleyman ve Hüseyin"e kaldığı, mirasçılar arasında hukuken geçerli bir taksim yapılmadığı, dosya içerisinde bulunan 01.07.1994 tarihli satış sözleşmesinin dava konusu taşınmazların zemininde belli bir yere ilişkin olduğunun iki tarafça da ispat edilmemesi nedeniyle bu sözleşme ile hissedar Süleyman tarafından E.. H.."a hisse devri olarak kabul edilmesinin gerektiği, H.. H.."ın mirasçılarından U.. S.."nın davalı E.. H.."a miras hissesini devrettiği bu hususta muvafakat beyanında bulunulduğu bu nedenle bu hissenin Ekrem adına tescil olunması gerektiği, mirasçılardan İsmail ve Semiha kızı A.. T.."nin miras payını bir başkasına devrettiğine ilişkin bir delil veya iddia bulunmadığından miras payının kendi adına tescil edilmesi gerektiği, ayrıca dava konusu parselin üzerinde bulunan keşif sırasında da tespit olunan evin E.. H.."a ait olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı gerekçeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.
Bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonucunda; dava konusu taşınmazların öncesinde bir bütün halinde ve tarafların ortak miras bırakanı Hüseyin"e ait olduğu, Hüseyin"in ölümü ile çekişmeli taşınmazların mirasçılarına kaldığı, mirasçıların aralarında yapmış olduğu paylaşma neticesinde bir bölümünün Süleyman"a bir bölümünün davalı Ekrem"in babası Hüseyin"e, bir bölümünün ise Rabia"nın miras bırakanı Mehmet"e kaldığı, Süleyman yerinin Hüseyin oğlu Ekrem tarafından satın alındığı ve Hüseyin mirasçılarının da yerlerini taksimle Ethem"e bıraktıkları belirlenmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık her iki taşınmaz arasındaki ortak sınırın neresi olduğuna ilişkindir. Mahkemece; bozma ilamı uyarınca araştırma yapılmamış, paylaşma sonucu bahsi geçen mirasçılara düşen yerlerin neresi olduğu, ortak sınırın nereden geçtiği, fiili kullanımın ne zamandan beri ne şekilde olduğu, zeminde görünen ayırıcı sınır olup olmadığı belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve komisyonda çalışan bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların fiili kullanım durumu dikkate alınmak suretiyle kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, ortak sınırın neresi olduğu hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde çelişki giderilmeye çalışılmalı, tanık ve bilirkişiler tarafından gösterilen yerler fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, çekişmeli taşınmazlar arasında görünen ayırıcı unsur olup olmadığı tutanağa geçirilmeli, daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 14.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.