Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2013/1229
Karar No: 2013/6671
Karar Tarihi: 13.06.2013

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2013/1229 Esas 2013/6671 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Davacı Köy Tüzelkişiliği, mera olarak kullanıldığı iddia edilen taşınmazın kayıt ve tescilinin istenmesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, taşlık ve kayalık alan dışında kalan 78.698.25 m² yüzölçümündeki taşınmazın köy tüzel kişiliği adına tapuya kaydedilmesine karar vermiştir. Ancak Hazine tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını bozmuş ve yeniden inceleme yapılmasını istemiştir. Yeniden yapılan incelemede, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmesi halinde, taşınmazın kadim veya tahsisli mera olup olmadığı araştırılması, meraların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağı gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda geçen kanun maddeleri ise; Medenî Kanunun 713. maddesi, 766 sayılı Kanun ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesidir.
20. Hukuk Dairesi         2013/1229 E.  ,  2013/6671 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı Köy Tüzelkişiliği vekilleri, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri ... Köyü, Altepe Mevkiinde bulunan toplam 86.000 m² yüzölçümlü taşınmazın, 1982 yılında 766 sayılı Kanuna göre yapılan tapulamada taşlık olarak tesbit harici bırakıldığını, tapuda kayıtlı olmadığını, köy halkına ait hayvanlarının otlatılması için uzun yıllardır mera olarak kullanıldığını iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre köy tüzelkişiliği adına tescilini istemiştir.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişisi Abdurrahman Kale tarafından düzenlenen 10.06.2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen taşlık ve kayalık alan dışında kalan 78.698.25 m² yüzölçümündeki taşınmazın Çadırkaya Köy Tüzel Kişiliği adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/02/2011 gün 2010/15554 - 2011/997 sayılı kararı ile bozulmuştur.
    Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “Eski tarihli ve 1980-1990"lı yıllara ait memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; üzerindeki bitki örtüsü ve cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı belirlenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, meşe ağacının ağır tohumlu ağaçlar içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar gibi etkenlerle taşınarak yetişmesi mümkün olmadığı, toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden oluşacağı gözetilmelidir.
    Yukarıda açıklanan araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığı takdirde taşınmazın kadim veya tahsisli mera olup olmadığı araştırılmalı, bu nedenle taşınmazın tahsisli mera olup olmadığı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden sorulmalı, bu

    yerden yararlanmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, nasıl ve ne şekilde hangi tarihten beri kullanıldığı sorulmalı, ziraatçı bilirkişiden taşınmazın öncesinin ve aktüel durumunun ne olduğu, mera olup olmadığı yönlerinde doyurucu ve bilimsel rapor alınmalı, yine yerel mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, nasıl ve hangi tarihten beri kullanıldığı sorulmalı, komşu parsel tutanakları getirtilerek varsa dayanak kayıtları uygulanıp, taşınmaz yönünü ne okuduğu ve üzerinde mera bulunup bulunmadığı belirlenmeli, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamalar araştırılmalı, meraların yetkili organlarca nitelikleri değiştirilmedikçe zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile edinilmeleri, başka bir anlatımla; meraların süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmayacağı gözetilmeli ve dava dilekçesindeki açıklamalar ve hukukî nitelendirme de değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmeli" denilmiştir.
    Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi, 766 sayılı Kanuna göre yapılmış ve 14.01.1983 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
    Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13/06/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi