22. Hukuk Dairesi 2015/676 E. , 2015/4713 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
AVUKAT ...
ADINA VEKİLİ AVUKAT ...
DAVA : Davacı, borçlu olmadığının tespitine ve icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının, davalıya ait işyerinde işçi olarak çalışmaya başlatılırken bono alındığını, iş sözleşmesinin sona ermesi üzerine işverenin bu bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını belirterek, icra takibine konu bono sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, icra takibinin dayanağı olan senedin taraflar arasında eskiden var olan işçi işveren ilişkisine dayanmadığını, senet borcunun iş sözleşmesi dışındaki şirkete olan şahsi borcundan doğduğunu, bu durumda icra takibini işçi işveren ilişkisi olarak değerlendirmenin doğru olmadığını, bu sebeple öncelikle genel mahkemelerin görev alanına giren iş bu davada görevsizlik verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, işverence, işçilerin işe girişlerinde boş senet alındığı, işten çıkarıldıktan sonra bu senetlerin işçilere iade edilmediği, dava konusu senetlerin ticari defterlerine kayıtlı ise de senetlerin vadesi gelmeden önce muhasebeleştirme işleminin yapılmasının usule uygun olmadığı, işverenin çalıştırdığı işçiye bu kadar yüksek meblağlı borç vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işçi tarafından açılan işçilik alacakları davasınının karara çıkmasından sonra senedin vadesinden önce icraya konulduğu dikkate alındığında, davacının bu senet sebebi ile borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, kanuni süresi içinde taraflar temyiz etmişlerdir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde Değildir.
2-Davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerekip gerekmediği, icra takibi sırasında yapılan kesintiler sebebiyle davaya istirdat davası olarak devam edilip edilemeyeceği konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
./..
- 2 -
Somut olayda; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu"nun 72. maddesinin altıncı fıkrasının, menfi tespit davası zamanında tedbir kararı alınmamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edileceği yolundaki hükmünün gözönünde bulundurulması gerekir.
Davacı menfi tesbit davası süresince icra takibinin devam ettiğini ve ücretlerinden kesinti yapıldığını iddia etmektedir. Mahkemece, menfi tespit davası süresince icra dosyasına kesinti yapılıp yapılmadığı araştırılarak, yapılmış ise, kesinti miktarı yönünden davaya istirdat davası olarak devam edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Öte yandan, alacağın likit olması şartıyla, menfi tesbit davası sonunda davacının borçlu olmadığının tesbiti halinde, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu durumlarda taleb üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Dava konusu borç senede dayalı olup alacak likittir. Takip de işverence haksız olarak yapılmıştır. Hal böyle olunca davacı lehine 2004 sayılı Kanun"un 72. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bu talebin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
...