20. Hukuk Dairesi 2012/13050 E. , 2013/5136 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... Köyü 102 ada 26 parsel sayılı 1039,65 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle yığma ev ve tarla niteliğiyle davalı ... adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın 2/B maddesi kapsamında kaldığı, orman örtüsü ile kaplı olduğu ve zilyetlik koşullar oluşmadığı iddialarıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı Hazine vekilinin hükmü temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.07.2004 tarih ve 2004/2915-7279 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Orman kadastrosuna ilişkin belgeler getirtilmeden, orman tahdit sınır noktalarının yerleri tespit edilmeden bu konuları eksik ve yetersiz bırakan orman bilirkişi raporuna dayanılarak, hüküm kurulması ve ayrıca zilyetlikle kazanılamayacağı iddia edilen taşınmaz hakkında bu konuda ziraat uzmanı bilirkişi ve davalı tanıkları dinlenmeden ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamaların da araştırılmamış olması isabetsiz olduğu, Bu nedenle; kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, usûlüne uygun yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B maddesi kapsamı dışında bulunması belirlendiği takdirde, bu kez, usûlüne uygun olarak zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine, dava konusu .... Köyü 102 ada 26 sayılı parselin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı Hazine vekilinin hükmü temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.10.2005 tarih ve 2005/6539-12121 sayılı kararı ile hüküm ikinci kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece yörede 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna, 1979 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin tutanak ve harita getirtilmediğinden yapılan uygulama bu haritaya göre denetlenemediği gibi, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi krokisiyle, bir örneği dosyada bulunan 1947 orman kadastro haritası arasında aynı orman sınır hatları arasında açı ve mesafe olarak farklılıklar bulunduğu halde (örneğin: 5682 ilâ 5691 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı açı ve mesafe yönünden her iki haritada farklılıklar gösterir), bu farklılık ve çelişkilerin nedeni üzerinde durulmamış, orman sınır noktalarının zeminde nasıl bulunduğu ve orman kadastro haritalarının nasıl aplike edildiği teknik olarak açıklanmamıştır. Aynı yöre ile ilgili temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarındaki harita ve tutanaklardan, 1947 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası ile daha sonra yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasına ait haritanın çelişkili olduğu, haritalar arasında çıplak gözle görülür biçimde farklılık bulunduğu, aplikasyon işlemi yapılırken 1947 yılı tahdidine orman
sınır noktalarının yerleri, açıları ve mesafeleri bakımından uyulmadığı, bazı bölgeler için adeta orman sınırının yeniden geçirildiği gözlenmektedir. Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, bağlantı kurularak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup, bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmelik md. 44. ve 25523 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak 15.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 43 ve devamı maddelerine göre, aplikasyon işlemi yeni bir orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemez. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.) Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olmasına rağmen eylemli devlet ormanı niteliğinde olan yerler için, Hazinenin her zaman dava açma olanağı vardır. Böyle bir dava ile Hazine adına tesciline karar verilecek yerler, orman olarak kullanılmak ve korunmak üzere Orman Yönetimine idari yoldan tahsis edilebilir. Bu nedenle; usûlüne uygun tahdit uygulaması yapılarak çekişmeli taşınmazın ve çevre taşınmazların orman tahdidindeki konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanarak teknik ve bilimsel verileri bulanan rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre, aplikasyon ile orman sınırlarının daraltılamayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğine” denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Kızılbel Köyü, 102 ada 26 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın fen bilirkişinin 06.03.2012 havale tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 243,35 m² yüzölçümündeki bölümün aynı parsel sayısı ve orman vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 79630 m² yüzölçümündeki bölümün son parsel sayısı ve yığma ev ve tarla niteliğiyle davalı ... adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından redde konu krokide (B) ile gösterilen bölüme yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1979 yılında yapılıp 23.08.1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 2002 yılında 3402 sayılı Kanunun 4. madde hükümlerine göre yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 06/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.