11. Ceza Dairesi 2018/7140 E. , 2020/4577 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte belge düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nin 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
I- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22/12/2012 tarih ve 2012/63198 esas sayılı iddianamesinin anlatım kısmında sanık ...’nın 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme eyleminden bahsedildiği ve sevk maddesinde de 2008 takvim yılına ilişkin cezalandırılmasının talep edildiği anlaşılmakla tebliğnamedeki (1) numaralı bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Mahkemenin gerekçe bölümünde sanığın 10/04/2008 tarihine kadar olan faturalardan sorumlu olduğunu kabul ederek hüküm kurduğu anlaşılmakla; Sanığa yüklenen “2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçunun 213 sayılı Kanunun 359/b-1 maddesindeki cezasının üst sınırına göre; 5237 sayılı TCK"nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
II- Sanık ... (...) hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesine gelince;
Sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kamu davası açıldığı, sanığın savunmasında, kendisinin ev hanımı olduğunu, şirket ve fatura işlerinden anlamadığını, eski eşi ... ve muhasebeci ...’un ısrarları üzerine şirketin kendi adına kurulduğunu, ancak şirketin tüm işleri ile fiilen eski eşi ...’un ilgilendiğini savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından;
1- Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan faturaların asıllarının, bu faturaları kullanan mükellefler ve sanığın bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle, getirtilip dosya içine konulması,
2- Faturaların sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması,
3- Sanığın savunmasında ismi geçen ... ve ... isimli kişilerin CMK"nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi ve faturalar gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
4- Tanıkların da faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söylemeleri halinde yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanığa veya tanıklara ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
5- Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa veya tanıklara ait olmadığının anlaşılması ve/veya faturalar ile yukarıda ismi geçen kişilere ulaşılamaması halinde ise;
Faturaları kullanan şirket yetkilileri ya da şahısların CMK"nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi,
6- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK"nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
16/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.