Abaküs Yazılım
3. Ceza Dairesi
Esas No: 2021/3847
Karar No: 2022/2454
Karar Tarihi: 26.04.2022

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/3847 Esas 2022/2454 Karar Sayılı İlamı

3. Ceza Dairesi         2021/3847 E.  ,  2022/2454 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Ceza Dairesi
    İlk Derece Mahkemesi : Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.08.2018 tarih ve
    Suç :Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme, Görevi kötüye kullanma, Özel hayatın gizliliğini ihlal, İftira, Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, Resmi belgede sahtecilik

    Bölge adliye mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle;
    Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
    A-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik katılan ...’in, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve sanık ... hakkında Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
    Bölge adliye mahkemesinin temyiz başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin 30.06.2020 tarihli ek kararının sanık ... müdafiine 06.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafiinin 05.08.2020 tarihinde ek kararı temyiz ettiği anlaşılmakla; CMK'nın 331/4. maddesi hükmü gereğince adli tatil süresince temyiz süresi işlemeyeceğinden temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilmiş sanık ... müdafiinin temyiz talebinin süre yönünden reddi ile sanık ... hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal, görevi kötüye kullanma, iftira ve gizliliğin ihlali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin bölge adliye mahkemesinin temyiz başvurusunun değerlendirilerek reddine ilişkin 29.06.2020 tarihli ek kararına yönelik ayrıca temyiz talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla temyiz incelemesi dışında kalan bu suçlar açısından temyiz talebinin kesinlik yönünden reddini isteyen tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
    1-Bölge adliye mahkemesinin; ...’in sanık ...’ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılmasına imkan bulunmadığından CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca verdiği istinaf başvurusunun reddine dair karar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, itiraz merciince de bu hususta bir karar verilmiş bulunduğu görülmekle, katılan ...’in temyiz talepleri yönünden temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
    2- Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri ile ilgili olarak; istinaf mahkemelerinin sisteme dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucunun, hem maddi olay hem de hukuki denetim yapacak olan istinaf başvurusunda sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken (5271 sayılı kanun CMK madde 273/4), incelemesi hukuki denetimle sınırlı (CMK madde 294/2) olan temyiz yolunda mülga 1412 sayılı CMUK'tan (madde 305) da farklı şekilde, re'sen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde / layihasında temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini/temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu (CMK madde 294/1) şart koşmuş ve temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi durumunda, tıpkı başvurunun süresi içinde yapılmaması, hükmün temyiz edilemez olması ya da temyiz edenin buna hakkı bulunmaması hallerinde olduğu gibi usulüne uygun açılmış bir temyiz davasından bahsedilemeyeceğinden temyiz isteminin reddedilmesini (CMK madde 298) emretmiş (F.Yenisey-A.Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 923, Centel-Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 826, C.Şahin-N.Göktürk Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 278) olmasına, anılan Kanunun 289. maddesinin, usulüne uygun açılmış bir temyiz davasının “sınırlı inceleme ilkesinin” bir istisnasını teşkil etmesine (F.Yenisey-A.Nuhoğlu, age sh. 905), şartları ve usulü açık bir şekilde ortaya konulmak şartıyla (AİHM Galstyan/Ermenistan Başvuru no: 26986/03, 15.01.2007 t.) öngörülen usul şartlarına uyulmaması sebebiyle kanun yolu başvurusunun reddedilmesinin bu hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağının (AİHM Sjöö/İsveç Başvuru no: 37604/97) da istikrar kazanmış yargısal kararlarla kabul edilmesine nazaran; sanık ... müdafii tarafından süresinde verilen 29.06.2020 tarihli temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği gibi gerekçeli karar 30.06.2020 tarihinde tutukevinde tebliğ olunan sanığın da ayrıca temyiz talebinde bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
    3-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik katılan Himmet Gürsel’in ve sanık ... hakkında kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararları CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince kesin olup, temyizi kabil bulunmadığı anlaşılmakla; katılan ... ile sanık müdafiinin temyiz taleplerinin reddine ilişkin gerekçeye dayanan temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK'nın 296/1 maddesi uyarınca reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 30.06.2020 ve 16.07.2020 tarihli ek kararların ONANMASINA,
    B- Diğer temyiz talepleri ile ilgili olarak temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
    Duruşmalı inceleme istemlerinin, sanıklar ..., ..., ... yönünden ilk derece ve bölge adliye mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma haklarının kısıtlanması söz konusu olmadığından takdiren, sanıklar ... ve ... yönünden hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299 / 1. maddesi uyarınca REDDİNE,
    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
    1-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararı yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;
    Yapılan yargılama sonunda, sanığın müsnet suçu işlediğinin ispat edilemediğine dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla sanığın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
    2- Sanıklar ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
    Sanık ...’ın Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığındaki 31.01.2017 tarihli ifadesindeki ikrarı ve diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.
    Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların düzeltme dışında kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ve müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
    Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanıklar hakkında verilen cezaların, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde 58/6 maddesi ile uygulama yeri bulunmayan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/4. maddesinin uygulama maddesi olarak belirtilmesi,
    Kanuna aykırı olup, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK'nın 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün sanık ... ile ilgili olan 9 (A) nolu, sanık ... ile ilgili olan 12 (A) ve sanık ... ile ilgili olan 30 (A) ve 30 (B) nolu bölümlerinin ilgili yerlerinden “Sanığın örgüt üyesi olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi delaletiyle 58/6,7 maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 5237 sayılı TCK'nın 58/6,7 maddesi ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/4 maddesi gereğince cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibarelerinin çıkarılarak yerlerine “Örgüt mensubu olan sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının, TCK 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    3-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talepleri ile sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma, özel hayatın gizliliğini ihlal ve İftira suçları ile ilgili olarak temyiz isteminin reddine dair 14.07.2020 tarihli ek karara yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
    a-Sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden;
    Kırkikinci celseden itibaren yargılama sürecine sanık ... müdafii olarak katılan ve hükmü temyiz eden avukatın, bu aşamada yokluğunda yapılan işlemlerle ilgili eski hale getirme ya da yenileme talebinde bulunmaksızın delil ikame etme, delil değerlendirme ve iddialarla ilgili görüş bildirme gibi savunma argümanlarını etkin biçimde kullandığı anlaşılmakla sanığın bu celseye kadar müdafiisiz yargılanması nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine ilişkin itirazı, hükme tesir eden, telafisi mümkün esaslı usul hatası kapsamında değerlendirilmemiştir.
    Diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, sanık ...’in ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.
    Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanıklar ..., ... ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ancak;
    aa- Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanıklar hakkında olaya özgü somut olgulara dayanmayan, kanunda öngörülen ve bir kısmı temel cezanın belirlenmesinde de teşdit sebebi olarak kabul edilen bazı soyut kavramların tekrarı ile yetinilerek yeterli olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
    bb- Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanıklar hakkında verilen cezaların, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde 58/6 maddesi ile uygulama yeri bulunmayan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/4. maddesinin uygulama maddesi olarak belirtilmesi,
    b- Sanık ... yönünden;
    Sanığın üzerinde atılı silahlı terör örgütüne üye olma, görevi kötüye kullanma, özel hayatın gizliliğini ihlal ve iftira suçları suçlarından mahkumiyetine dair Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.08.2018 tarih ve 2015/312 esas ve 2018/209 karar sayılı sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen kararının, sanığa 25.04.2018 sanık müdafiine 24.09.2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen sanık müdafii tarafından 12.11.2018 tarihli dilekçe ile sanık lehine olarak istinaf edildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin sanığın mahkumiyetine dair kararının CMK'nın 273/1 maddesinde öngörülen 7 günlük süre içinde istinaf edilmediği görülmekle, kayıtlar üzerinde gerekli incelemelerin yapılarak ilk derece mahkemesinin anılan kararının sanık müdafii tarafından süresinde istinaf edilip edilmediği araştırılıp, tespit edildikten sonra hukuken muteber ve temyiz incelemesine konu bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
    c- Sanık ... yönünden;
    aa- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 esas 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil” olacağının kabul edildiği gözetilerek;
    ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bu delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmesi, mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan sanığın örgütün ... Üniversitesindeki yapılanması Akademisyen Ünitesinin sorumlusu olduğuna dair beyanları yargılama aşamasında gelen tanıklar ... ve...’ın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan yasanın 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa’nın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
    bb-Kabul ve uygulamaya göre de; takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında olaya özgü somut olgulara dayanmayan, kanunda öngörülen ve bir kısmı temel cezanın belirlenmesinde de teşdit sebebi olarak kabul edilen bazı soyut kavramların tekrarı ile yetinilerek yeterli olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
    cc-Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde 58/6 maddesi ile uygulama yeri bulunmayan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/4. maddesinin uygulama maddesi olarak belirtilmesi,
    d-Sanık ... yönünden;
    Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.06.2008 tarih 9-148/169 sayılı ve Şehrivan Çoban başvurusu üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 6/2/2020 tarih 2017/22672 sayılı kararları ile Daire’nin 26/5/2016 tarih 2016/1697 esas 2016/3295 karar sayılı kararında açıklandığı üzere;
    Türk Ceza Muhakemesi Hukukunun benimsediği sisteme göre, Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz.(5271 sayılı Kanun madde 193/1) duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır.
    Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir.
    Bununla birlikte video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacını taşımaktadır (Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzat duruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklunun veya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinlenen insanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıca kendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin ve dinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın garanti edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§ 72-74).
    Duruşmada hazır bulunma hakkı, özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır.
    Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; iş bu yargılama sürecinde tutuksuz olarak yargılaması devam ederken bir başka soruşturma dosyası kapsamında Bingöl Sulh Ceza mahkemesince 13.01.2017 tarihinde tutuklanmasından sonra aynı yerde tutuklu bulunan ve hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı K.H.K’nın 147. maddesiyle değişik CMK’nın 196/4. maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin gerekçe gösterilmeden takip eden celselere mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle katılan ve fakat kimi celselerde SEGBİS’deki teknik arızalar nedeniyle iletişim sorunu yaşadığını dile getiren, nihayet 06.08.2018 tarihli peşi sıra devam eden celsede duruşma savcısının değişmesi nedeni ile verilen esas hakkındaki yeni mütalaaya karşı beyanda bulunmak için 07.08.2018 tarihinde süre isteyen sanığa mütalaayı da içeren duruşma zaptının tebliği ile 09.08.2018 tarihli hüküm celsesine kadar süre verildiği ve fakat mütalaanın 09.08.2018 tarihinde duruşma günü tebliğ edildiğinin anlaşılmasına göre olaya özgü haklı gerekçeleri gösterilmeden ve savunmada zaaf oluşturacak teknik arızalar giderilmeden SEGBİS yöntemiyle ve esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını hazırlaması için makul süre tanınmayarak CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanunun 196/4. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
    Bozmayı gerektirmiş sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve eşi ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıklar ... ve ... yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-b. maddeleri uyarınca dosyanın, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesine ve verilen bozma kararının içeriği gözetilerek mahallinde (ilk derece mahkemesince) gerekli görüldüğünde tefrikine de tevessül edilmesi suretiyle sanık ... yönünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi