16. Hukuk Dairesi 2012/8011 E. , 2013/964 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında Cumhuriyet Mahallesi çalışma alanında bulunan 68 ada 9 parsel sayılı 1310,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa"nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ve Ali oğlu ..."nın kullanımında olduğu şerhleri verilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazın kendi zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, karar kesinleştiğinde hüküm fıkrası gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Tapu Sicil Müdürlüğü"ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın davalı ..."nın zilyetliğinde iken davacı tarafça işgal edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Yasa"nın, 5831 sayılı Yasa ile eklenen EK 4/1. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu"nun 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Davacı tarafından, taşınmazı imar ve ihya ettikten sonra taşınmazın etrafını tel örgü ile çevirdiği, çeşitli meyve ağaçları ve üzüm bağları diktiği, bu şekilde taşınmazın tamamında zilyet olduğu ileri sürülmüştür. Davalı taraf ise taşınmazda kendisinin zilyet olduğunu iddia etmekle birlikte, 07.06.2011 tarihli oturumda taşınmaz üzerindeki ev ve evin önündeki 700 metrekarelik bölümde davacının hakkı olduğunu imzalı olarak beyan etmiştir. Ancak dava konusu taşınmazın bitişiğinde davacı adına tapuda kaydı bulunan 68 ada 7 parsel sayılı taşınmaz bulunup, bu parsel üzerinde uzman fen bilirkişisinin raporunda ev işaretli olması nedeniyle, davalının bu beyanın, dava konusu taşınmaza mı ilişkin olduğu yoksa davacı adına tapu kaydı bulunan taşınmazın mı kastedildiği anlaşılamamaktadır. Yine ziraat bilirkişisinin raporundan ve taşınmazın fotoğraflarından taşınmaz üzerinde bulunduğu anlaşılan üzüm bağı ve elma ağaçlarının kim tarafından dikildiği, bakımının kim tarafından yapıldığı ve mahsüllerinden kim tarafından yararlanıldığı konusunda yerel bilirkişi ve tanık beyanları da açık olmayıp birbiri ile çelişkilidir. Eksik incelemeyle hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için; taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişisi katılımı ile keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın tamamı veya bazı bölümlerinin tespit günü itibariyle fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki ağaçların ve üzüm bağının semeresinden kimin istifade ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, fen bilirkişisine davalı tarafında davacının zilyetliğinde bulunduğu kabul olunan taşınmazın 700 metrekarelik bölümü kroki üzerinde işarettirilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde aykırılığın giderilmesi için tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla mutlaka dinlenmeli, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişki giderilmeye çalışılmalı, 3402 sayılı Yasa"ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. maddesi uyarınca fiili kullanıcı ve muhdesat sahipleri lehine şerh verileceği de gözetilerek, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 1. maddesi uyarınca, çekişmeli taşınmaz hakkında doğru sicil oluşturmak zorunda olunduğu halde, mahkemece, taşınmazın kimin adına tescil edileceğine dair tescil hükmü kurulmayarak sicilin açık bırakılması ve kullanım şerhi yönünden açıkça hüküm kurulmamış olması da isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.2.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.