13. Hukuk Dairesi 2016/18101 E. , 2019/9722 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; avukatı olan davalının ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/483-484 Esas sayılı dosyaları ile kamulaştırmasız el atma sebebiyle kendisi için tazminat davası açtığını, bu davaların, lehine sonuçlandığını, bu davalara ilişkin ilamların, ... 8. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2089-2091 Esas sayılı dosyaları ile icraya konulduğunu, her iki dosyanın da 30/04/2013 tarihinde infaz edildiğini, paraları davalının tahsil ettiğini, ancak kendisine hiçbir ödemenin yapılmadığını, davalı ile arasında özel bir ücret sözleşmesinin mevcut olmadığını, şu ana kadar ödenmeyen 28.277,72 TL’nin icradan çekildiği tarih olan 30/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve davalının icradan tahsil ettikten çok sonra, 12/08/2013 tarihinde hesabına yatırdığı 50.000,00 TL’nin davalının uhdesinde kaldığı 103 günlük yasal faizi ile 3.787,00 TL"nin 106 günlük faiz toplamı olan 1.368,00 TL’nin davalıdan tahsilini, ayrıca davalar için yapılan yargılama giderlerinden toplam 8.652,55 TL’den hissesine tekabül eden 3.028,29 TL"nin karar tarihi olan 05/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacı ile arasında akdedilmiş bir ücret sözleşmesi bulunmadığını, alacağının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun sözleşme vekalet ücretini düzenleyen 164/3. maddesinden kaynaklandığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacının davasının kısmen kabulü ile, 25.194,07 TL vekalet ücreti fazlalığının 30/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davaya konu olan yargılama ve harç gideri olarak 3.028,38 TL"nin dava tarihi olan 16/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline ve davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/483-484 Esas sayılı dosyaları ile kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açması için davalıyı vekil tayin ettiğini, bu davaların lehine sonuçlandığını, bu davalara ilişkin ilamların ... 8. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2089-2091 Esas sayılı dosyaları ile icraya konulduğunu ve her iki dosyanın da 30/04/2013 tarihinde infaz edildiğini, paraları davalının tahsil ettiğini, ancak kendisine hiçbir ödemenin yapılmadığını, davalı ile arasında özel bir ücret sözleşmesinin mevcut olmadığını iddia ederek şu ana kadar ödenmeyen 28.277,72 TL’nin icradan çekildiği tarih olan 30/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve davalının icradan tahsil ettikten çok sonra, 12/08/2013 tarihinde hesabına yatırdığı 50.000,00 TL’nin davalının uhdesinde kaldığı 103 günlük yasal faizi ile 3.787,00 TL"nin 106 günlük faiz toplamı olan 1.368,00 TL’nin davalıdan tahsilini, ayrıca davalar için yapılan yargılama giderlerinden toplam 8.652,55 TL’den hissesine tekabül eden 3.028,29 TL"nin karar tarihi olan 05/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir, davalı da hak ettiği vekalet ücreti dışındaki davacıya ait paraları verdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, Avukatlık Kanunu 163. maddesi uyarınca 19/02/2015 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, %10 üzerinden takdir edilen vekalet ücreti ve toplam vekalet ücreti alacağı"nın 11.918,01 TL olduğu, davalının dava öncesinde 37.112,08 TL vekalet ücreti aldığı aradaki farkın 25.194,07 TL olduğu, bu kısma tahsil tarihi olan 30/04/2013 den itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kamulaştırma Kanunu"nun 31. maddesinin (e) bendine göre, “kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılması” yasak ve suç sayılan bir eylem olup, aynı Kanunun 33. maddesinde de, 31. maddenin (e) bendine aykırı hareket edenler hakkında bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve ağır para cezası öngörülmüştür. Bu durumda kamulaştırma davaları ile ilgili olarak vekalet ücretinin belirlenmesi konusunda, özel kanun niteliğindeki Kamulaştırma Kanununun öncelikle uygulanması gerekeceğinden, kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline ilişkin bir davada, avukatlık ücretinin nispi (müddeabihin belli bir yüzdesi, %10, %20, %30 vb.) olarak kararlaştırılması, anılan yasa hükümleri gereğince yasak ve suç teşkil etmesi itibariyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Ancak dava konusu uyuşmazlık kamulaştırmasız el atmadan kaynaklandığı için Kamulaştırma Kanunu’nun dikkate alınmaması gerekir. Bu durumda Avukatlık Kanuna göre bir karar verilmelidir.
Vekalet ücreti belirlenirken, taraflar arasında yazılı veya sözlü bir ücret sözleşmesinin bulunmaması halinde kural olarak Avukatlık Kanunu"nun 164/4. maddesi uyarınca, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde “müdeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir ücret” mahkemece tayin edilecektir.
Bu kabule göre, somut olayda mahkemece, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi mevcut olmaması nedeniyle kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davaları ve dava neticesinde yapılan icra takipleri yönünden Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca dava değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden belirlenecek nisbi vekalet ücreti talep edebileceği kabul edilerek, tespit edilecek miktarın davalının vekalet ücreti alacağı olarak uhdesinde tuttuğu paradan mahsubu ile kalan miktarın davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davalının takip ettiği davalar yönünden maktu vekalet ücretine, icra takipleri yönünden nispi vekalet ücretine hak kazandığı kanaati ile eksik vekalet ücreti hesaplanması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâlidir.
HMK’nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, davacı iddiası ile davalı savunması, mahkemece alınan bilirkişi raporları özetlenmiş, devamında Avukatlık Kanunu 163. maddesi uyarınca 19/02/2015 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, %10 üzerinden takdir edilen vekalet ücreti ve toplam vekalet ücreti alacağı"nın 11.918,01 TL olduğu, davalının dava öncesinde 37.112,08 TL vekalet ücreti aldığı, aradaki farkın 25.194,07 TL olduğu, bu kısma tahsil tarihi olan 30/04/2013 den itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatiyle davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak bu karar davacının tüm taleplerine ilişkin gerekçe içermemektedir. Zira davacı, vekili olan davalının icra dosyasından tahsil edipte kendisine geç teslim ettiği 50.000,00 TL nin davalının uhdesinde kaldığı 103 günlük yasal faiz ile 3.787,00 TL"nin 106 günlük faiz toplamının da davalıdan tahsilini talep etmiştir. Bu talebin neden reddedildiğine dair kararda gerekçe bulunmamaktadır. Yani Mahkemenin kararı T.C. Anayasası’nın 141 ve HMK’nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımamaktadır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 29,20 TL harcın davacıya, 481,96 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi