13. Hukuk Dairesi 2016/22916 E. , 2019/9703 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın ... yönünden reddine, ... yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, babası ..."dan miras kalan hissedarı olduğu gayrimenkuller hakkında yapmış olduğu araştırmada, annesi olan davalı ..."a güvenerek verdiği vekaletlerin bilgisi dışında kötüye kullanılarak, herhangi bir talimat vermediği halde taşınmazların bir kısmının mahkeme kararı ile satıldığını, bir kısmı üzerindeki ipoteğin mahkeme kararı ile terkin edildiğini, yine davalı ..."a güvenerek verdiği vekaletin bilgisi dışında kullanılarak, bir kısım taşınmazlardaki ipoteklerin terkin ettirildiğini, mahkeme kararıyla satış ve ipotek terkinlerinde adresi verilmesine rağmen tarafına tebligat yapılmadan satışlar ve ipotek terkinlerinin yapıldığını, ancak tarafına her hangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL’nin hakkın doğduğu tarihten itibaren işleyecek faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ..., davalı ...’ın dava tarihinden önce 15.10.2005 tarihde vefat ettiğini, davanın zamanaşımana uğradığını, aksi düşünülse dahi ipotek terkin bedellerinin bir kısmının davacının banka hesabına yatırıldığını, bir kısmının da elden verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı ... aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle pasif husumet yönünden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 4.219,00 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ..."dan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile babasından miras kalan taşınmazlara ilişkin olarak davalılara vermiş olduğu vekaletler kullanılarak bilgisi dışında taşınmazların satıldığı ve ipoteklerin terkin edildiği halde kendisine ödenmeyen bedellerin faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir. Buna göre dava, vekalet sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, hukuki niteliği bakımından dava tarihi itibari ile yürürlükte olan Türk Borçlar Kanunu"nun 508. maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. TBK"nın 508. maddesinde; vekilin vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene verme borcu ile vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlü olduğu hususu düzenlenmiştir. Geniş anlamda hesap verme yükümlülüğünün diğer bir görüntüsü de vekilin vekaleti dolayısıyla üçüncü kişilerden müvekkil nam ve hesabına para tahsil ettiği hallerde söz konusu olur. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler ve kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorunluluğundadır.
Mahkemece; dava konusu ... 3. Noterliği"nin 18 Temmuz 2001 tarih ve 22546 yevmiye sayılı vekaletnamesine istinaden ... Mah, 7506 ada 7 ve 10 parsellerdeki ipoteklerin 2001 yılında, 7506 ada 23 parseldeki ipoteğin 2002 yılında terkin edildiği, bu parsellerdeki ipoteklerin terkini tarihlerinden itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi dolduktan sonra eldeki davanın 04/03/2013 tarihinde açıldığı, 6352 ada 1 parseldeki ipoteğin terkin tarihinin 1996 yılı, 6353 ada 10 parsel sayılı taşınmazdaki ipoteğin terkin tarihinin ise 1998 yılı olup, dava konusu vekaletnamelerin düzenlenme tarihlerinden de önce olduğu, bu taşınmazlara ilişkin talep yönünden zamanaşımının gerçekleştiği, diğer parsellerdeki ipoteklerin kaldırılması işlemlerinin ise dava konusu ... 18. Noterliği"nin 07 Haziran 2005 tarih 22649 yevmiye nolu vekaletnamenin düzenlenmesi tarihinden sonra ve dava tarihi itibariyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde olduğu, davalının 6353 ada 9 parsel sayılı taşınmazın hissesine düşen ipotek bedeli olan 4.219,00 TL"yi davacıya elden ödediğini ispat edemediği, diğer dava konusu taşınmazların davalı tarafından tahsil edilen ipotek bedellerinden davacı hissesine düşen tutarların ise davalı tarafından davacının banka hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği gerekçesi ile davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; dava konusu hükme esas alınan bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmiş, mahkemece, söz konusu itirazlar karşılanmaksızın yargılamaya devam edilerek ve bu rapor esas alınarak belirlenen bedel üzerinden değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuş olup, rapor bu hali ile hükme esas alınamaz. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları ile sunmuş oldukları deliller doğrultusunda, gerekli görülmesi halinde taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli uzman bilirkişi raporu da alındıktan sonra, davacının alacağı olup olmadığının ve zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2019 gününde oybirliğiyle karar veril