20. Hukuk Dairesi 2019/581 E. , 2019/3367 K.
"İçtihat Metni".......
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davalının, davacının yöneticisi olduğu apartmandaki 6 nolu bağımsız bölümün maliki olduğu, ödenmeyen 3.388,00.-TL anapara kapıcı tazminatı payı + 469,49 TL yasal faizi +3.049,20.-TL gecikme tazminatı toplamda 6.906,69.-TL davalıdan tahsili için davalı aleyhinde.......sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı; davalının haksız itirazı sonucunda takibin durduğu belirtilerek davalının itirazının iptali ile takibin devamı, inkar tazminatına hükmedilmesi istenilmiştir.
...... sayılı kararıyla davanın kabulüne, davalının..... 2015/4601 sayılı takibe itirazının iptali ile takibin; 3.388.-TL kapıcı kıdem tazminat payı, 3.049,20.-TL işlemiş gecikme tazminatı, 469,49.-TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 6.906,69.-TL üzerinden ve asıl alacağa icra takip tarihinden tahsil anına kadar yasal faiz uygulanarak tahsili şeklinde sürdürülmesine, asıl alacağın taktiren % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 2017/2515 E. - 2018/2436 K. sayılı ilamıyla “Kat Mülkiyeti Kanununun 20. maddesinde öngörülen gecikme tazminatının uygulanabilmesi için borçlu malikin, takip konusu kapıcı kıdem tazminatı hakkında alınan kat malikleri kurulu kararına katılması, katılmamışsa bu kararın ya da yöntemince düzenlenmiş işletme projesinin kendisine tebliğ edilmesi veya başka bir surette borçtan haberdar olması gerekir. Takipten veya davadan önce öğrenmemiş olması halinde de icra ödeme emrinin veya dava dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren gecikme tazminatından sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir. Mahkemece bu konuda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, 26.08.2013 tarihinden gecikme tazminatının hesaplanıp buna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”denilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde;
Davanın kısmen kabulüne, davalının ....... sayılı dosyasına yaptığı itirazın 3.388.-TL asıl alacak ve 469,49.-TL işlemiş faiz üzerinde iptaline, takibin aynı miktarlar üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, gecikme tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kapıcı tazminatı payının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
......
1-Mahkemece bozmaya uyulmuşsa da, gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı yasalarımıza göre mahkemeye verilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bozma gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Bu bağlamda hakim, uyduğu bozma ilamının gereğinin eksiksiz yerine getirilip getirilmediğini denetlemekle görevlidir.
Şöyle ki;
Bozma ilamında, gecikme tazminatının uygulanabilmesi için borçlu malikin, takip konusu kapıcı kıdem tazminatı hakkında alınan kat malikleri kurulu kararına katılması, katılmamışsa bu kararın ya da yöntemince düzenlenmiş işletme projesinin kendisine tebliğ edilmesi veya başka bir surette borçtan haberdar olmasının gerekeceği belirtilmiş olup takipten veya davadan önce öğrenmemiş olması halinde de ise icra ödeme emrinin veya dava dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren gecikme tazminatından sorumlu tutulabileceğinin kabul edildiği de belirtilmiştir. Ancak mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, gecikme tazminatı hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir, denilerek ilgili kararın bozulmasına hükmedilmiş ancak bozmadan sonra mahkemece ilamda belirtilen hususlarda, tarafların delilleri toplanılmadan gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, ne şekilde projenin tebliğ edilmediği, davalının toplantıya katılmadığı hususlarında açıklayıcı nedenler sunulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
2-Anayasanın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Yine 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanunun 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.
Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.” şeklinde ifadesini bulmuştur.
Diğer taraftan belirtmek gerekir ki salt olaya uygulanacak normatif düzenlemeye gerekçe de yer verilmesi kararın gerekçeli olduğu anlamına gelmez.
Karar yukarda belirtilen hukuki hükümlere göre gerekçelendirilmeli, tarafları iddia ve savunmasına göre maddi olay saptanmalı, hukuki nitelendirme ve uygulanacak hukuk kuralları belirlenmeli, deliller tartışılmalı, kurallar olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Usule aykırı olarak gerekçesiz karar verilmesi hatalı olup, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 13/05/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.