Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/12159
Karar No: 2015/15960
Karar Tarihi: 06.10.2015

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/12159 Esas 2015/15960 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2015/12159 E.  ,  2015/15960 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi : Düzce İş Mahkemesi
    Tarihi : 17.03.2015
    No : 2013/781-2015/277

    Dava, 1989 yılından itibaren esnaf Bağ-Kur sigortalılık süresinin belirlenmesi ile 6111 sayılı Kanun dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, bozma üzerine davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Aynı Kanunun 294–301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Kanunun 297. maddesinin (2). fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.

    Somut olayda, hükmün gerekçesinde, 31.10.2014 tarihli bilirkişi ek raporunda ""davacının Bağ-Kur hizmetlerinin vergi kaydına göre; 04.10.2000-31.12.2003 ve 01.01.2008-18.04.2011 (dava tarihi arasındaki süre olduğu, 6111 sayılı Yasadan yararlanmakla birlikte bu kapsamda ödemede bulunmadığının belirlendiği ve mevcut hizmetlere göre davacının emekliliğinin söz konusu olmadığı sonucuna varıldığı"" bildirilerek ve bilirkişi raporunun denetime açık, usul ve yasaya uygun bulunduğu vurgulanarak hükme esas alınmış; hüküm fıkrasında ise, davacının 04.10.2000 tarihli tesciline göre 04.10.2000 tarihi itibariyle sigortalı sayıldığı göz önüne alınarak 04.10.2000 tarihinden geriye doğru 110 aylık hizmeti bulunduğunun ve vergi mükellefi olmadığı 31.12.2003 ile 01.01.2008 tarihleri arasındaki dönem hariç 04.10.2000 tarihinden dava tarihi olan 18.04.2011 tarihine kadar olan dönemde sigortalı olduğunun tespitine, davacının 31.12.2003 ile 01.01.2008 tarihleri arasında vergi kaydı bulunmadığından bu tarihler arasında sigortalı sayılması yönündeki talebinin reddine, davacının emeklilik hakkının verilmesine yönelik talebinin reddine karar veriliştir. Böylece, davacının 1479 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi kapsamında kazanabileceği hizmet bulunmadığı sonucuna varan bilirkişi raporuna dayanmasına rağmen, 04.10.2000 tarihinden geriye doğru 110 aylık hizmeti bulunduğuna dair hüküm tesisi çelişik olup, infaza elverişli değildir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir.
    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi