
Esas No: 2019/2023
Karar No: 2019/3358
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2019/2023 Esas 2019/3358 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
.......
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı, asli müdahil, davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ...,.... sunduğu 20/12/2011 havale tarihli dava dilekçesi ile;.....Mahkemesinin 1963/19 E. - 1964/15 K. sayılı tescil kararı ile tapuda kayıtlı bulunan 399.420 m² yüzölçümündeki taşınmazının yörede yapılan kadastro çalışmalarında tespit harici bırakıldığını belirterek adına tescilini talep etmiştir. ... ise 25/11/2013 tarihli dilekçesi ile davacı tarafından talep edilen yerlerin adına kayıtlı tapu kaydının sınırları içerisinde kaldığını belirterek davaya müdahale talebinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan keşif sonucu davacı tarafından talep edilen taşınmazlar, fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 27/08/2013 tarihli rapor ve eki krokisinde (A) ve (C) harfiyle gösterilen bölümün ..... kadastro çalışma alanı içerisinde, (B) harfiyle gösterilen bölümün 512 sayılı parselde, (D) harfiyle gösterilen bölümün 518 sayılı parselde kaldığı, (E), (F), (G), (H), (I), (J) harfleriyle gösterilen bölümlerin .....kadastro çalışması alanında, (K), (L), (M) harfleriyle gösterilen bölümlerin ise 99 parselde kaldığı belirtilmiş.... Müdürlüğünün 11/01/2012 tarihli yazısında (E), (F), (G), (H), (I), (J) harfleri ile gösterilen bölümlerin...beldesi 501 ada 1, 2, 5, 6, 7 ve 8 nolu parsel adı altında malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit gördüğünün bildirilmesi üzerine kadastro mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, yargılamaya .... sayılı dosyasında devam edilmiştir.
... 2014/37 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada ise; krokide (E), (F), (G), (H), (I), (J) harfleri ile gösterilen kısımlar bu davadan tefrik edilmiş ve temyize konu 2014/39 Esasında görülmeye devam edilmiştir. Aynı krokide (A), (B), (C), (D), (K), (L), (M) harfleri ile gösterilen alanlara yönelik olarak ise asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
Davacı ... tarafından aynı yer 502 ada 3 ve 4 sayılı parsellere ilişkin ayrı ayrı açılan kadastro tespitine itiraz davalarının da aynı tapu kaydına dayanılması nedeniyle temyize konu eldeki dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ve mahkemece 2014/39 Esas üzerinden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 502 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların aynı vasıf ve nitelikte komisyon kararları doğrultusunda tapuya kayıt ve tesciline, 502 ada 2, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların ... adına susuz tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, 502 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 23/03/2015 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (E) harfiyle gösterilen 52.178,58 m²"lik kısmının ve 502 ada 1 parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 8 parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan kısmın ise ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı, asli müdahil, davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
.....
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamış, arazi kadastrosu ise 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre 2014 tarihinde yapılmış, dava konusu 502 ada 1, 2, 5, 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalı olması nedeniyle malik hanesi boş bırakılarak kadastro tutanağı .... aktarılmıştır.
Mahkemece yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, davacı gerçek kişi ile asli müdahil gerçek kişinin tutunduğu tapu kayıtları tescil ilamına ve krokisine dayandığı halde krokileri uygulanmamış, yine fen bilirkişi eliyle yapılan tapu uygulaması yöntemine uygun olmadığından denetlenememiş, tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının mevki, miktar ve sınırları itibariyle nerelere uyduğu ve hangi taşınmazları kapsadığı hususunda tereddüt oluşmuş, tescil davasında Orman Yönetimi taraf olmadığından kesin hükümden söz edilemeyeceğinden, taşınmazların öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadıkları belirlenmemiş, orman bilirkişi tarafından en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde dava konusu taşınmazlar gösterilmediğinden, yine hava fotoğrafı ve memleket haritasına dayalı yapılan araştırma ve uygulamada yöntemine uygun olmadığından taşınmazların 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu denetlenememiştir. Ayrıca (A), (B), (C), (D), (K), (L), (M) harfleri ile gösterilen alanlara ilişkin verilen görevsizlik kararı hakkında merci tayini yönünden yapılan inceleme sonucu Dairemizin 20.06.2016 tarihli ve 2015/13815 E. - 2016/7270 K. sayılı kararıyla kadastro mahkemesi yargı yeri olarak belirlendiğinden, her iki dosya arasında hukukî ve fiilî iritbat bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle davacı ...’nün tutunduğu Şubat 1983 tarih, Cilt:18, Sayfa:25, Sıra:1’de kayıtlı tapu kaydı ile asli müdahil ...’in tutunduğu Şubat 1966 tarih, Cilt:16, Sayfa:14, Sıra:2"de kayıtlı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren denetlemeye elverişli, birbirini takip eden ve bilgisayarda yazılı ve iktisap sebeplerini belirtir şekilde tüm gittileri, varsa krokisi ve kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin tutanak örnekleri ile dava konusu taşınmazı birlikte gösterir kadastro paftası ilgili tapu müdürlüğü ve ilçe kadastro müdürlüğünden getirtilmeli (farklı çalışma alanlarında uygulanıp uygulanmadıkları da sorulmalı), revizyon görmedilerse nedeninin sorulması, kök tapu kaydının ilçe tapu müdürlüğünde bulunamaması halinde, ..... Başkanlığından getirtilmesi, dosya arasında karar örneği bulunan asliye hukuk mahkemesinin dosya aslının veya kesinleştirme şerhli karar aslının ve ekli krokilerin asıllarının bulunup bulunmadığının araştırılarak bunların dosyaya getirtilmesi, bu kararların kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, Yargıtay temyiz denetiminden geçti ise buna ilişkin kararın dosya kapsamına alınması, davaya konu parselleri kenardan çevreleyen tüm taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgelerin getirtilmesi, yine yöreye ait ve çekişmeli taşınmazları gösteren en eski tarihli hava fotoğrafları ile ilk davanın açıldığı 2011 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları getirtilerek halen..... ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve üç jeodezi ve fotogrametri mühendisi (bulunmadığı takdirde bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı iki harita mühendisi) ile yerel ve tesbit bilirkişileri huzuruyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde(hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenjman planları) ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3/3/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli;
....
toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, fotoğraflar üzerinde hangi taşınmazlara ait oldukları belirtilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; hava fotoğrafları ve orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek ve hava fotoğraflarının üç boyutlu stereoskopik incelemesi yapılmak suretiyle, çekişmeli taşınmazların niteliği, üzerlerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, yaşı, kapalılık durumlarını, kullanım durumunu, tasarruf edilen yerlerden olup olmadıklarını ve konumlarını çevre parsellerle birlikte haritalar ve hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukûken ve bilimsel olarak ve HGK"nın 15.11.2000 tarihli ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12"nin üzerinde olan toprak ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 sayılı Kanunun 1/J bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı varsa tedavülleriyle birlikte yerel bilirkişiler yardımı, uzman fen bilirkişileri eliyle yerine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan kayıttaki her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişilere kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyecekleri haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, dayanılan tapu kaydının dayanağı haritalar mevcut olduğundan, kapsamının haritasına göre belirleneceği düşünülmeli; uygulamada geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile tapu kaydının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, tapu kaydı ifraz görmüş ise, ifraz haritaya dayandığı takdirde, yukarıda açıklanan yöntemle haritalar yerine uygulanmalı; ifraz görmemiş ise, ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yararlanılmalı, uygulamada ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydının kapsamı içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, ayrıca, taşınmazın tapu kaydında tarif edilen türü de deliller değerlendirilirken gözönünde tutulmalı, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek ve yargı denetimine açık olacak şekilde ölçekli ve ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, tapu kaydının mahalline uyduğu saptandığı takdirde, çekişmeli taşınmazın orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kayıtlarının 4785 ve 5658 sayılı kanunlar kapsamında hukukî değerini yitirip yitirmediği değerlendirilmeli, dayanak tapu kaydı şayet değişebilir sınırları içeriyorsa, tapu kaydının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmeli, tescil hükmü ile oluşan ve zeminde dava konusu taşınmaza uyduğu saptanan ilamların davanın tarafları yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği değerlendirilmeli, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde yukarıda anlatıldığı şekliyle tapu kayıtları ve tescil ilamı ile oluşan tapuların dayanağı ilamlar ve krokileri 3402 sayılı Kanunun 20. maddesinde düzenlenen usullere uygun şekilde uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/son maddesinde düzenlenen miktar fazlalıkları var ise bu durumda 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekeceği
......
düşünülmeli, bu durumda aynı keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, harita mühendisi bilirkişilerden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı, ziraat mühendisi bilirkişiden miktar fazlası taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, imar ve ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve önceki bilirkişinin esas ve ek bilirkişi raporlarını irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanları dahil harita mühendisi bilirkişilerden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, üzerinde kullanım bulunup bulunmadığını, mümkün olduğu takdirde taşınmazda imar ve ihya tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını belirtir ve incelenen taşınmazları hava fotoğrafında denetlemeye elverişli şekilde gösterir rapor alınmalı ve bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, her bir davalı parsel bazında infaza elverişli, düzenli sicil oluşturacak biçimde karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi, asli müdahil gerçek kişi, davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 13/05/2019 günü oy birliği ile karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.