13. Hukuk Dairesi 2016/28248 E. , 2019/9595 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, ... ... Devlet Hastanesinde işçi statüsünde çalışmakta iken, yasa uyarınca memur statüsüne geçirildiğini, İş Yasasına tabi olduğu dönemde Türkiye ... İşçileri Sendikasına üye olduğunu, bu sendika ile işveren SSK arasında imzalanan sözleşme uyarınca ödenmesi gereken alacaklarının tahsili için davalıya vekaletname verdiğini, hakettiği TİS"den kaynaklanan ücret farkı, ikramiye, sosyal yardım, hizmet zammı, konut ve vasıta yardımı, fazla çalışma, genel tatil ve yıllık izin ücretlerinin tahsili için açılan ... 6. İş Mahkemesi"nin 2008/591 esas sayılı davanın karara çıktığını ve kesinleştiğini, mahkeme kararının takibe konulduğunu, vekil olan davalının hatalı ve eksik hesaplamalar yaptığını, gerek faiz başlangıçlarında gerekse faiz türlerinde hataları bulunduğunu, kararın davalı tarafından temyiz edilmemesi suretiyle kesinleştiğini, zarara uğratıldığını, ihtarnameye rağmen davalının ödemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000 TL"nın temerrüt tarihi olan 17.11.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile talebini 36.656,41 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet hizmetinin özenle ifa edilmediği iddiası ile açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan ilk yargılamada bilirkişi raporuna itibar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davacı ve davalı tarafından yapılan temyizi üzerine, Dairemizin 2013/16350 esas, 2014/11929 karar sayılı ilamı ile davacı, bilirkişi tarafından mahsup işleminin hatalı yapıldığını, istenmesi gereken faiz miktarının 46.860,41 TL olup, davacı adına talep ettiği faizin ise, 24.203,19 olduğunu, eksik istenen faizin ise, 22.657,22 TL olduğunu oysa davalı tarafından düzenlenip imzalanan ibraname başlıklı belgede kendisine 10.204,00 TL ödendiğini, bu ibranamedeki miktarın mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüş, ancak bu iddia üzerinde durulmamıştır. Mahkemece bu itiraz üzerinde durulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Davacı, eldeki davasında vekili olan davalının işçilik alacaklarıyla ilgili olarak açmış olduğu davada gerek faiz türü gerekse faiz başlangıcı yönünden istemde bulunurken zarara uğrattığını, bu nedenlerle ihtarname gönderdiğini, ne varki, ihtarnameye rağmen ödenmediğini ileri sürmüş, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı"nın işçilik alacakları arasında toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak kalemleri de bulunmaktadır. Gerçekten de, Mahkemenin kararında da vurgulandığı üzere 2822 Sayılı Yasa uyarınca toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda en yüksek işletme kredisi faizi uygulanmalıdır. Esasında bu konuda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Uyuşmazlık işletme kredisi faizinin hesabında hangi bankaların uygulamalarının esas alınacağı ve bu oranların sürekli olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Nitekim, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi"nin emsal kararlarında geciktirilen süreye göre temerrüt faizi hesabında işletme kredisinin faizinin fiilen uygulamış bankaların uyguladıkları oranların esas alınarak geçmiş günler faizinin belirleneceği ve ayrıca birer yıllık dönemler itibari ile hesaplamanın yapılması yönündedir. (Y. 12. Hukuk Dairesinin 6.5.2010/7986-11562 sayılı kararı) Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de uygulamayı bu yönde sürdürmektedir. Öte yandan benzer nitelikte ve aynı davalı"nın taraf olduğu bir kısım dosyalarda da, Dairemizce bozma kararı verilmiş olup, bozma ilamında davalı vekilin aleyhine açılan davalar ile, örnek gösterdiği dava dosyalarında faiz oranı konusunda farklılık bulunduğu belirtilerek çelişkinin giderilmesi istenmiştir. (Dairemizin 18.6.2013 gün ve 2012/11887- 2012/16514 sayılı karar) Öyle olunca, mahkemece, bu doğrultuda araştırma ve inceleme yapılmalı, özellikle işletme kredisi faiz oranı belirlenirken, fiilen uygulanan faiz oranları birer yıllık dönemler halinde araştırılmalı, faiz hesaplanırken birer yıllık dönemle halinde hesaplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. “gerekçesi ile bozulmuş, bozma sonrası mahkemece, bozma kararına uyulmuş, bozma öncesi rapor veren bilirkişiden bozmaya uygun ek rapor vermesi istenmiş, bilirkişice sunulan ek raporun bozma ilamını karşılamaması üzerine yeni bir bilirkişiden rapor alınmış ve bu son alınan rapora itibar ile hüküm kurulmıştur. Ne var ki, mahkemece bozmamızda belirtilen ve davacının iddia ettiği 10.204,00 TL’lik ödeme hiç değerlendirilmemiştir.
Öte yandan, mahkemece fiilen uygulanan en yüksek işletme kredisi faizinin tespiti için bankalara müzekkereler yazılmış ve ... mahkemeye verdiği cevapta Merkez bankasına bildirdiği azami faiz oranını bildirmiş,bunun üzerine mahkemece fiilen uygulanan faizin ne olduğu yeniden sorulmuş ancak aynı cevabın gelmesi üzerine fiilen uygulanan faiz oranının ne olduğu netleştirilmeksizin dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozmamızda belirtilen ilkeler doğrultusunda rapor tesis edilmeye çalışılmış ise de İş Bankasının fiilen uyguladığı en yüksek işletme kredisi faiz oranın tespit edilmeksizin ve aynı davalıya ait benzer dosyalardaki faiz oranı arsındaki çelişki giderilmeksizin rapor tesis edilmiştir. Ayrıca davacının iddia ettiği 10.204,00 TL’lik ödeme hiç değerlendirilmemiştir. Bu noktada raporunda bozmayı karşılamaktan uzak olduğunun kabulü gerekir. Bozma ilamına uyulması halinde, bozma doğrultusunda taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğar, bu aşamadan sonra bozmanın gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, bozma ilamına aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde davacıya, 312,80 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu davacı yönünden açık, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu davalı yönünden kapalı olmak üzere, 09/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.