
Esas No: 2021/3876
Karar No: 2022/2696
Karar Tarihi: 23.03.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/3876 Esas 2022/2696 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacılar, paydaşı oldukları taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yüzölçümünün eksik olduğunu iddia ederek uygulama kadastrosuna itiraz etmişlerdir. Mahkeme, davanın usulden reddine karar vermiştir. Ancak davacının diğer paydaşların muvafakati veya katılımı olmadan dava açma hakkının olmadığına yönelik yanılgılı değerlendirme sonucunda hükmün bozulması gerektiği kararına varılmıştır.
Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi, uygulama kadastrosunun, sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek için yapıldığını ve taşınmazların mülkiyetiyle ilgili bir değerlendirme yapılmadığını belirtmektedir.
TMK'nin 693/3. maddesi ise paydaşlardan birinin diğer paydaşları temsilen davayı açabileceğini belirtmektedir. Uygulama kadastrosuna ilişkin davaların tüm paydaşlar tarafından birlikte açılmasına gerek olmadığı vurgulanmaktadır.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacılar... ve ... vekili ile müdahil davacı ... ve müşterekleri vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili ile müdahil davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda paylı hükümlerine göre davacılar ..., ... ve müdahil davacılar ... ve müşterekleri ile dava dışı kişiler adına kayıtlı bulunan eski 36 parsel sayılı 909.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 141 ada 3 parsel numarasıyla ve 697.515,59 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildikten sonra 22.01.2018 tarihli komisyon kararı ile yüzölçümü 368.520,09 metrekare olarak belirlenmiştir.
Davacılar... ve ..., uygulama kadastrosu sırasında paydaşı oldukları taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yüzölçümünün de eksiltildiğini ileri sürerek dava açmış, yargılama sırasında ise ... ve müşterekleri, aynı iddiaya dayalı olarak davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın usulden reddine karar verilmiş; hükmün davacılar... ve ... vekili ile müdahil davacı ... ve müşterekleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve ... bu karar davacılar vekili ile müdahil davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Eldeki dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca, uygulama kadastrosunun, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi amacına yönelik olduğu belirtilmiş olup, şu halde bu tür davalarda taşınmazların mülkiyetinin kim ya da kimlere ait olduğu hususunda bir değerlendirme ya da yargılama yapılmamaktadır.
Diğer yandan 4721 sayılı TMK'nin 693/3. maddesinde, paydaşlardan her birinin, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabileceği belirtilmiştir. Uygulama kadastrosuna ilişkin ihtilaflarda da paydaşlardan birisinin payı oranında işlemin doğruluğunun denetlenmesini istemesinin davanın niteliği gereği mümkün bulunmadığı, bir diğer ifade ile talebin bölünemez nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, uygulama kadastrosuna ilişkin davaların tüm paydaşlar tarafından birlikte açılmasını gerektirir yasal bir zorunluluk da bulunmamaktadır. Dolayısı ile, 4721 sayılı TMK'nin 693/3. maddesi uyarınca, her bir paydaşın diğer paydaşları temsilen dava açabileceğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda paylı mülkiyete konu taşınmazlarda, uygulama kadastrosuna karşı dava açma hakkının, elbirliği mülkiyetinde olduğu gibi tüm paydaşlarca birlikte kullanılması gerektiği, buna karşın verilen kesin süreye rağmen diğer paydaşların davaya muvafakatinin alınması veya davaya katılımının sağlanması yoluyla dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacılar vekili ile müdahil davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 27.06.2019 tarihli ve 2018/1152 Esas, 2019/557 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 23.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.