13. Hukuk Dairesi 2018/608 E. , 2019/9448 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, avukat olduklarını, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/482 esas, 2012/443 karar sayılı dosyasında vekil olarak görev yaptıklarını, davalı ..."nu 19.06.2008 tarihli oturumdan dava sonuna kadar temsil ettiklerini, dosyanın Yargıtay bozma ilamından sonra 2010/482 esasını aldığını, bu aşamadan sonra da dosyayı vekil olarak temsil ettiklerini, kararın düzeltilerek onandığını, vekalet ücreti olarak 19.898,50-TL"nin belirlendiğini, ancak dosyadaki vekalet ücretinin daha sonra vekalet alan davalı ..."a ödendiğini ileri sürerek; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/482 esas, 2012/443 karar sayılı dosyasında hükmedilen vekalet ücretinin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca dosya takibi için yapılan yargılama gideri, yol masrafı olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL"nin yasal faizi ile birlikte davalı ..."ten tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişledir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ..."a açılan davanın reddine, davalı ..."e açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 19.898,50-TL vekalet ücretinin 22.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK"nun 294. maddesi gereğince, mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK"nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK"nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK"nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda, mahkemece, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; "davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ..."a açılan davanın reddine, davalı ..."e açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 19.898,50-TL vekalet ücretinin 22.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine" şeklinde hüküm kurulmuş, gerekçeli kararda ise; "davanın mahiyetinin vekalet ilişkisinden kaynaklı alacak davası olması sebebiyle davacıların davasını sadece davalı ..."e yöneltmelerinin mümkün bulunduğu, davalı ..."ın dosyada taraf sıfatının olmadığı anlaşılmakla ..."a açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine, diğer davalı ..."e açılan davanın ise kısmen kabul kısmen reddi ile 19.898,50-TL vekalet ücretinin 22.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde gerekçe oluşturularak, dosyada iki davacı olmasına rağmen tek davacı yönünden hüküm kurulup davalı ... yönünden davanın reddedildiği belirtilmesine rağmen hükmedilen alacağın davalılardan tahsiline şeklinde karar verilmek suretiyle kısa karar (hüküm) ile gerekçeli karar arasında çelişki ve tereddüt yaratılmıştır. Bu haliyle gerekçeli karar ile kısa karardaki hükmün az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, az yukarıda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davacıların ve davalı ..."nun temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacıların ve davalı ..."nun temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın davacılara, 257,70 TL harcın davalı ..."na iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.