
Esas No: 2020/28086
Karar No: 2020/15987
Karar Tarihi: 22.12.2020
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2020/28086 Esas 2020/15987 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A)Sanık ... Bulut"un 5237 sayılı TCK"nın 220/1 ve 142/3-son maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile açılmış dava bulunmasına rağmen, mahkemece Tensip Tutanağının 9. maddesinde "İddianamenin 5. sayfasında sanık ... ..."un ismi yer almasına rağmen sanık ... ...isminde bir sanığın olmadığı anlaşıldığından .... Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak iddianamenin düzeltilmesinin istenmesi" şeklinde ara kararı tesis edilmiş ise de hakkında iddianame düzenlenerek sanık sıfatı alınması hâlinde maddi hatalara münhasıran uygulanan iddianamenin düzeltimi yolu ile sanık sıfatının kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki soruşturma evrakı kapsamında.... T.C. Kimlik Numaralı .... isimli şahıs ile ilgili olarak ifade alınması, arama kararı verilmesi ve arama kararının uygulanması şeklinde hukuki işlemler yapıldığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame de düzeltim de yapılmadığı anlaşılmakla, bu sanık yönünden atılı suçlara ilişkin herhangi bir karar verilmemesi hatalı ise de zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde karar verilmesi,
B)16/01/2008 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili olarak ... İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü Biyometrik Veri İşlemleri Büro Amirliği nezdinde düzenlenen 25/02/2015 tarihli uzmanlık raporu ile,...plaka sayılı aracın sağ ön kapı camı iç yüzeyine yapıştırılmış bulunan beyaz renkli şeffaf koli bant parçaları yapışkan yüzeyi üzerinden alınan 9 adet parmak izinden (5) ve (6) nolu 2 adet biyometrik izin, 14334015876 T.C. Kimlik Nolu... isimli şahsın (5) sağ el orta ve (6) sağ el işaret parmak izi ile aynı olduğu tespit edildiğinden, ... hakkında 5237 sayılı TCK"nun 142/3 ve 152/1-a maddeleri uyarınca hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından dolayı zamanaşımı süresi içerisinde kamu davası açılması,
C)17/01/2008 tarihinde... Köyüne 1,5 km mesafeden geçen ..."ya ait ... Ham Petrol Boru Hattından kelepçe takılmak suretiyle hırsızlık suçuna ilişkin muhafaza altına alınarak el konulan ve 17/01/2008 tarihli Teslim Tesellüm Tutanağı ile katılan ... Üretim Müdürlüğünde görevli petrol mühendisi ..."ya yediemin olarak teslim edilen "12 inçlik kelepçe, 2 inçlik ... marka vana, ... plaka sayılı tankerde ele geçirilen 10,60 cm uzunluğunda 2 inçlik plastik hortum ve hortum ucunda takılı ...marka kelepçe" ile ilgili herhangi bir karar verilmemiş ise de zamanaşımı süresi içerisinde müsaderelerine karar verilmesi,
D)Sanıklar ... ve ... ile ilgili aramalarda ele geçirilen ve 09/01/2009 tarihli Yedi"emin Teslim Tutanağı ile katılan ... güvenlik görevlileri ... ve ..."a yediemin olarak teslim edilen "1 adet 12 inçlik kelepçe, 1 adet 8 inçlik kelepçe, 2 adet vana, 1 adet ...ve zincirli bağlantı yuvası, 9 adet saplama (Somunlu Vida)" ile ilgili herhangi bir karar verilmemiş ise de zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi,
E)Sanık ... hakkında... Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2008 tarih, 2008/3431 Soruşturma, 2008/2132 Esas, 2008/1007 İddianame nolu iddianamesi ile açılan ve ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/631 Esasına kaydı yapılarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/200 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen 16/01/2008 tarihinde işlendiği iddia edilen hırsızlık suçuna ilişkin dava ile ilgili olarak herhangi bir karar verilmemiş ise de mükerrir dava hakkında 5271 sayılı CMK"nın 223/7 maddesi uyarınca her zaman ret kararı verilmesi mümkün görülmüştür.
F)16.01.2008 tarihli eylemde sanık ..."ın sevk ve idaresindeyken içinde ham petrol ile yakalanan ... plakalı aracın kayıt maliki olan ... isimli, şahsın hırsızlık eylemi ile ilgisinin olup olmadığının tespiti bakımından hakkında hırsızlık suçundan zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
Ayrıca;
... Petrolleri A.O Genel Müdürlüğü vekili tarafından ibraz edilen 26/11/2008 tarihli dilekçe ile, 08/01/2008-27/04/2008 tarihleri arasında ...- Pirinçlik Ham Petrol Boru Hattı’ndan sanıklar tarafından vanalı kelepçe takmak suretiyle çalındığı, olay nedeni ile müvekkili ortaklığın 127.932,76 TL zararı olduğu belirtilerek, özel hukuka ilişkin hakları saklı kalmak üzere katılma talebinde bulunulması üzerine ...Ağır Ceza Mahkemesinin birleşen 2008/535 Esas sayılı dosyasında 01/12/2008 tarihli duruşmada davaya katılma talebinin kabulüne karar verildiği hâlde ... Genel Müdürlüğünün ve vekillerinin gerekçeli karar başlığına yazılmaması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak değerlendirildiğinden, suç tarihlerinin "08/01/2008, 16/01/2008, 23/02/2008, 07/03/2008, 13/03/2008, 16/03/2008, 20/03/2008, 23/03/2008 ve 27/042008" olmasına ve 02/05/2008 tarihinde işlenen suç nedeni ile sanıklar hakkında açılmış herhangi bir dava bulunmamasına rağmen gerekçeli karar başlığında "02/05/2008, 08/01/2008 ve 16/03/2008" olarak hatalı ve eksik yazılması ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 232. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekçeli karar başlığında suçların işlendiği zaman dilimlerinin yazılması gerekirken yazılmaması, mahallinde giderilebilir eksiklikler olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanıklar ... ve ... haklarında rüşvet alma, görevi kötüye kullanma, çıkar amaçlı kurulmuş suç örgütüne üye olma; sanıklar ..., ... ve ... haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet verme, iştirak suretiyle görevi kötüye kullanma; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan... vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Rüşvet alma, rüşvet verme, görevi kötüye kullanma ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarına ilişkin olarak... kurumu suçtan zarar görmediğinden, sanıklar hakkında söz konusu suçlara yönelik kurulan beraat hükümleri bakımından kanun yoluna başvurma yetkisi bulunmadığından... vekilinin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi göre uygulanması gereken CMUK"nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 08/01/2008 tarihinde; sanıklar ... ve ... haklarında 23/02/2008 tarihinde; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 07/03/2008 tarihinde; sanıklar ..., ..., ... haklarında 13/03/2008 tarihinde; sanıklar
..., ..., ..., ... ve ... haklarında 16/03/2008 tarihinde; sanıklar ... ve ... haklarında 20/03/2008 tarihinde; sanıklar ... ve ... haklarında iştirak suretiyle, katılan..."a yönelik hırsızlık suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan... vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
3-Sanıklar ... ve ... haklarında rüşvet alma, görevi kötüye kullanma, çıkar amaçlı kurulmuş suç örgütüne üye olma; sanıklar ..., ... ve ... haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet verme, iştirak suretiyle görevi kötüye kullanma; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
4-Sanık ... hakkında 16/01/2008 tarihinde, sanıklar ... ve ... hakkında 27/04/2008 tarihinde katılan ..."ya yönelik hırsızlık suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
5-Sanık ... hakkında hakkında 16/01/2008 tarihinde katılan ..."na yönelik hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK"nin 53/1. maddesine göre, anılan madde ve fıkrada belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmanın, kasten işlenmiş bir suçtan dolayı verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olması karşısında, 5237 sayılı TCK"nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
6-Sanık ... hakkında 23/03/2008 tarihinde katılan ..."na yönelik mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık ... hakkında iştirak suretiylegörevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık ..."in eylemine uyan 5237 sayılı TCK"nın 152/1-a maddesinin gerektirdiği cezanın üst sınırına göre aynı Kanun"un 66/1-e, 67/4 maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık dava zamanaşımı süresinin, 23.03.2008 olan suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması; sanık ... hakkında eylemine uyan 5237 sayılı TCK"nın 257/1 maddesinin gerektirdiği cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımının 22/06/2011 olan sorgu tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK"nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının, CMK"nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
7-Sanık ... hakkında 27/04/2008 tarihinde katılan ..."na yönelik hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ve 47 KS 717 plakalı aracın müsaderesine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a-Suçun katılan ..."na yönelik işlenmesine rağmen hüküm fıkrasında katılan..."a yönelik işlendiğinin ve suçun 27/04/2008 tarihinde işlenmesine rağmen hüküm fıkrasında suç tarihinin 26/04/2008 olarak belirtilmesi,
b-Suça konu aracın ... adına kayıtlı olması, ..."ın bu eylemle ilgili hakkında dava açılmayıp beyanının alınmamış olması karşısında suça konu araç ruhsat sahibi ... hakkında zamanaşımı süresi içinde dava açılması sağlanıp, sanık ... hakkında açılan dava ile birleştirilip, sanık ..."in ... adına ruhsatlı aracı kendisinin ne şekilde kullandığı ve neden çalındığı yolunda ihbarda bulunduğu hususları açıklığa kavuşturulup sanık ve inceleme dışı ... hakkında hukuki durumları birlikte değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiği halde eksik kovuşturma ile yazılı şekilde sanık ..."in mahkumiyetine karar verilmesi,
c-Müsaderesine karar verilen ... plakalı araç hakkında da Mahmut ve Ramazan"ın hukuki durumları açıklığa kavuşturulduktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile ..."ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
8-Sanıklar ... ve ... haklarında 16/01/2008 tarihinde katılan ..."na yönelik hırsızlık suçu ile sanık ... hakkında 23/02/2008 tarihinde katılan..."a yönelik hırsızlık suçundan, sanık ... hakkında 23/02/2008 ve 20/03/2008 tarihinde katılan..."a yönelik zincirleme surette hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a- Yerleşik yargı kararlarında vurgulandığı ve öğretide de ifade edildiği üzere, ceza muhakemesinin amacı usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak belirlenmesidir. Ceza muhakemesinde bir hususun hangi delille ispat olunacağı konusunda sınırlama bulunmayıp, yargılamayı yapan hakim, hukuka uygun şekilde elde edilen delilleri kullanmak suretiyle, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine delilleri de araştırıp değerlendirerek, her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşmalıdır. Yargılamaya konu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan araç delillerdir.
5271 sayılı CMK"nın "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin 2. fıkrasındaki; "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki hüküm ile ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş ve "delillerin serbestliği" ilkesine de vurgu yapılmıştır. Buna göre bütün deliller hukuka uygun olarak elde edilmeli ve değerlendirilmelidir. 5271 sayılı CMK"nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmesi halinde reddolunacağı belirtilmiş, 217. maddesinin 2. fıkrasında ise "yüklenen suçun, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği" hüküm altına alınmıştır. Madde metninden anlaşılacağı üzere, hukuka uygun olarak elde edilmeyen deliller, ceza yargılama sistemimizde ispat aracı olarak kullanılamayacaktır. 5271 sayılı CMK"nın 230/1. maddesi uyarınca, hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirtilmesi, bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi zorunludur.
Ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğe ulaşabilmek için, delil elde edilmesi aşamasında şahsi ve toplumsal değerlerin korunması da gereklidir. Kanun koyucu bu amaçla, delil serbestliği ilkesine, öğreti ve uygulamada "delil yasakları" olarak adlandırılan bir takım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları; "delil elde etme yasağı" ve "değerlendirme yasağı" olarak ikiye ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara "delil elde etme yasakları"; hukuka uygun olarak elde edilmiş bulunsa bile bir delilin yargı mercilerince ortaya konulup değerlendirilebilmesine ilişkin yasaklara ise "delil değerlendirme yasakları" denilmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/10/2014 tarih, 2012/1283 Esas - 2014/430 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin 5271 sayılı CMK"nın 135/6. maddesinde sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamaması "delil değerlendirilmesi yasakları" kapsamındadır.
Somut olayda; sanıklar hakkında beraat kararları verilen suç örgütü kurma ve örgüte üyelik suçları ile temyize konu dosya ile ilgisi bulunmayan akaryakıt kaçakçılığı suçları gerekçe gösterilerek iletişimin tespiti kararları verildiği, sanıkların üzerine atılı ve temyiz incelemesine konu 5237 sayılı TCK"nın 142/3 maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun suç tarihinde 5271 sayılı CMK"nın 135. maddesinde iletişimin tespiti yapılabilecek katalog suçlar arasında belirtilmediği, sanıklar hakkında söz konusu suçlar ile ilgili iletişim tespitleri ve dinlemeler esnasında hırsızlık suçu ile ilgili deliller de elde edilmiş ise de bu delillerin "tesadüfi delil" niteliği taşıdığından "delil değerlendirmesi yasakları" kapsamında değerlendirilmesi gereğine binaen 5271 sayılı CMK"nın 135/6. maddesinde sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamayacağı, bu itibarla söz konusu kararlara istinaden elde edilmiş iletişim dökümlerinin de "hukuka aykırı elde edilmiş delil" niteliğinde olduğu gözetildiğinde sanıklar haklarındaki mahkumiyet hükümlerine esas alınamayacağı, sanıkların tüm aşamalarda üzerlerine atılı suçu inkar ettikleri, 02/05/2008 tarihinde sanık ..."nın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen eşyaların bizatihi suç ya da suç unsuru oluşturmadıkları veya tek başına hükümlülüğe esas olacak kesin delil niteliği taşımadıkları gibi, 23/02/2008 tarihinde gerçekleşen hırsızlık suçu ile irtibatlandırılmasını ve belirtilen tarihte suç aleti olarak kullanıldıklarını veya suçtan temin edildiklerini kabule elverişli başkaca bir delil ile de desteklenmedikleri, olay yerinde bulunan kazma, balyoz, kürek gibi aletler üzerinde DNA incelemesi yaptırılmadığı, herhangi bir sanığa aidiyetine dair illiyet bağı kurulamadığı, dosyada başkaca delil de bulunmadığı göz ardı edilmek suretiyle haklarında hükümlülüklerine yeterli, elverişli ve her türlü kuşkudan uzak delil bulunmadığından beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
9-Sanık ... hakkında 16/01/2008 ve 23/03/2008 tarihinde katılan ..."na yönelik zincirleme surette hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK"nin 53/1. maddesine göre, anılan madde ve fıkrada belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmanın, kasten işlenmiş bir suçtan dolayı verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olması karşısında, 5237 sayılı TCK"nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015
tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E.2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
a- Sanık ... hakkında 16/01/2008 ve 23/03/2008 tarihlerinde gerçekleşen eylemler nedeni ile I-1 ve I-2 harf ve sayılı hüküm fıkralarında yazılı şekilde zincirleme surette hırsızlık suçundan hüküm kurulmuş ise de, sanık ...’in üzerine atılı 16/01/2008 tarihinde katılan ..."na karşı hırsızlık suçu bakımından dosyaya temin edilen iletişim tespit tutanaklarının, 7. maddede ayrıntıları açıklandığı üzere "tesadüfi delil" niteliği taşıdığı ve "delil değerlendirmesi yasakları" kapsamında "hukuka aykırı elde edilmiş delil" olarak değerlendirilmesinde hukuki zorunluluk bulunduğu gözetildiğinde sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı, sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçu inkar ettiği, dosyada sanık hakkında hükümlülüğüne yeterli, elverişli ve her türlü kuşkudan uzak başkaca herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmasına rağmen delillerin takdir ve değerlendirmesinde hataya düşülerek 16.01.2008 tarihli suçun sübut bulduğunun kabulü ile sübut bulan suç olan 23.03.2008 tarihli eylemle birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
10-Sanık ... hakkında 13/03/2008 tarihinde katılan..."a yönelik hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan... vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık ..."in hakkında 13/03/2008 tarihinde... Boru Hattı’ndan hırsızlık suçuna ilişkin açılmış bir dava bulunmamasına rağmen yanılgı ile beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
11- Sanık ... hakkında 16/01/2008 tarihinde katılan ..."na yönelik hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a-Sanık ..."in üzerine atılı 16/01/2008 tarihinde katılan ..."ya karşı hırsızlık suçu bakımından dosyaya temin edilen iletişim tespit tutanaklarının, 7. maddede ayrıntıları belirtildiği üzere "tesadüfi delil" niteliği taşıdığı ve "delil değerlendirmesi yasakları" kapsamında "hukuka aykırı elde edilmiş delil" olarak değerlendirilmesinde hukuki zorunluluk bulunduğu gözetildiğinde sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı, sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçları inkar ettiği, 02/05/2008 tarihinde ikametinde ve aracında yapılan aramalarda
ele geçirilen eşyaların bizatihi suç ya da suç unsuru oluşturmadıkları veya tek başına hükümlülüğe esas olacak kesin delil niteliği taşımadıkları gibi, 16/01/2008 tarihinde gerçekleşen hırsızlık suçu ile irtibatlandırılmalarını ve belirtilen tarihte suç aleti olarak kullanıldıklarını veyahut suçtan temin edildiklerini kabule elverişli başkaca bir delil ile de desteklenmedikleri, bu açıklamalar doğrultusunda sanık hakkında hükümlülüğüne yeterli, elverişli ve her türlü kuşkudan uzak başkaca herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmasına rağmen delillerin takdir ve değerlendirmesinde hataya düşülerek belirtilen tarihteki eylemin sübut bulduğunun kabulü ile beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
12-Sanık ... hakkında 23/02/2008 ve 20/03/2008 tarihlerinde katılan..."a yönelik, 27/04/2008 tarihinde katılan ..."na yönelik zincirleme surette hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a-Sanık ... hakkında 23/02/2008, 20/03/2008 ve 27/04/2008 tarihlerinde gerçekleşen eylemler nedeni ile D-1 ve D-2 harf ve sayılı hüküm fıkralarında yazılı şekilde zincirleme surette hırsızlık suçundan hüküm kurulmuş ise de, sanık ..."in üzerine atılı hırsızlık suçları bakımından dosyaya temin edilen iletişim tespit tutanaklarının 7. maddede ayrıntıları belirtildiği üzere "tesadüfi delil" niteliği taşıdığı ve "delil değerlendirmesi yasakları" kapsamında "hukuka aykırı elde edilmiş delil" olarak değerlendirilmesinde hukuki zorunluluk bulunduğu gözetildiğinde sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı, sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçları inkar ettiği, 02/05/2008 tarihinde ikametinde ve aracında yapılan aramalarda ele geçirilen eşyaların bizatihi suç ya da suç unsuru oluşturmadıkları veya tek başına hükümlülüğe esas olacak kesin delil niteliği taşımadıkları gibi, 23/02/2008, 20/03/2008, 27/04/2008 tarihlerinde gerçekleşen hırsızlık suçları ile irtibatlandırılmalarını ve belirtilen tarihlerde suç aleti olarak kullanıldıklarını veyahut suçtan temin edildiklerini kabule elverişli başkaca bir delil ile de desteklenmedikleri, 23.02.2008 tarihli eylemde olay yerinde hiçbir inceleme ve delil toplama çalışması yapılmamış olması, olay yeri tespit edilip gidilip tutanağa bağlanmamış olması, bu nedenlerle dosyada olay yerinden hareketli de herhangi bir maddi delilin elde edilmemiş olması, 20.03.2008 tarihli eylemde olay yerinde bulunan balyoz, kürek ve kazma gibi aletler üzerinde DNA incelemesi yapılmamış olması, sanığa aidiyetine dair illiyet bağı kurulamamış olması ve bu açıklamalar doğrultusunda sanık hakkında hükümlülüğüne yeterli, elverişli ve her türlü kuşkudan uzak başkaca herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmasına rağmen delillerin takdir ve değerlendirmesinde hataya düşülerek belirtilen tarihlerdeki eylemlerin sübut bulduğunun kabulü mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
13-Sanık ... hakkında 13/03/2008 tarihinde katılan..."a yönelik hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan... vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık ..."in 13/03/2008 tarihinde .... Köyü sınırlarındaki... Boru Hattı"ndan çalınan 3.380 kg ham petrolü yönetimindeki ... plaka sayılı tankere yükleyerek nakli sırasında ... İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince.... İlçesi, İpek Yolu üzeri, ... Petrol İstasyonu önünde durdurularak yakalandığı dosya kapsamına yansıyan deliller ile sabit olmakla birlikte; sanık hakkında aynı eylem nedeni ile ...Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/343 Esasına kaydı yapılan dava açıldığının ve yargılama sonucu eylem petrol kaçakçılığı olarak nitelendirilerek 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanuna Muhalefet suçundan 21/05/2009 tarih 2008/343 Esas - 2009/379 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suça konu 3.380 kg akaryakıt ile tankının zor alımına verildiğinin, kararın 03/07/2009 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesi 7. fıkrası gereğince aynı eylem nedeniyle, aynı sanık için önceden açılmış dava sonucu verilmiş hüküm bulunduğundan davanın reddi yerine beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.