
Esas No: 2010/6751
Karar No: 2010/19357
Karar Tarihi: 15.07.2010
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2010/6751 Esas 2010/19357 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK’nun 129.maddesinde öngörülen; satış bedelinin 2. ihalede muhammen bedelin %40’ı dışında, satış masraflarını da karşılaması kuralının amacı, borçlunun taşınmazının, paraya çevirme masrafları dışında en az muhammen bedelin %40’ı oranında değerlendirilmesidir. (somut olayda, takip yapan alacaklının alacağına rüçhanlı bir alacak bulunmadığından rüçhanlı alacağı karşılama ilkesinin tartışılmasına gerek bulunmamaktadır)
Nitekim, aynı esaslara İİK’ nun 138. maddesinin ikinci fıkrasında da yer verilmiştir. Bu fıkra hükmü aynen şu şekildedir:
“Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde, alacakları nispetinde paylaştırılır” Bu hükümden de anlaşılacağı gibi paraya çevirme masraflarının, öncelikle satış bedelinden alınarak bunları yapan alacaklıya (veya alacaklılara) ödenmesi gerekecektir.
Somut olayda, icra takibini yapan alacaklı tek olup, paraya çevirme giderlerini de satış dosyasında icra takibini yapan alacaklı yapmış bulunmaktadır.
Dosya alacaklısı yaptığı bu masrafların tahsilinden 26.01.2010 tarihinde icra dosyasına yaptığı beyanla vazgeçmiştir (feragat etmiştir).
İİK’ nun 134/5. maddesine göre, “İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur."
Alacaklı-alıcı vekilinin, yaptıkları takip masraflarını talep hakkından vazgeçmesi nedeniyle, borçlunun ihalenin feshini istemekte (diğer fesih nedenleri de Dairemizce yerinde görülmediğinden) hukuki yararı kalmamıştır.
O halde, mahkemece istemin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup kabule göre de, satışın yapılmaması nedeni ile düşen satışa ilişkin masraflar hesaba dahil edilemeyeceğinden, ihale bedelinin, muhammen bedelin %40"ını ve paylaştırma masraflarını karşıladığının dikkate alınmaması da isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.