1. Hukuk Dairesi 2016/16715 E. , 2020/1437 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan annesi ...’ın 1108 ada 45 parseldeki 2 nolu bağımsız bölümde ½ pay sahibi olduğunu, kalan ½ payın da murisin eşi dava dışı ...’a ait olduğunu, mirasbırakan ve dava dışı Şahap tarafından taşınmazın çıplak mülkiyetinin tamamının mirasbırakanın torunu ve davalı ...’nın da oğlu olan dava dışı ...’a, ...’ın dava dışı ...’na, adı geçenin dava dışı Süleyman ...’e, ... tarafından da davalı ...’ya satış suretiyle devredildiğini, tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Davalı, taşınmazın mirasbırakan Dürdane tarafından dava dışı ...’a bedeli karşılığında devredildiğini, sonrasında üç kez el değiştiren dava konusu taşınmazı bedeli karşılığında dava dışı 3. kişiden satın aldığını, iyiniyetli olduğunu, muvazaanın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1928 doğumlu mirasbırakan ...’ın 06.10.2012 tarihinde ölümü üzerine geride mirasçı olarak davacı oğlu Zafer ile dava dışı eşi ... ve dava dışı oğlu ...’ın kaldıkları, dava konusu 1108 ada 45 parseldeki 2 no’lu bağımsız bölüm ½’şer eşit paylarla mirasbırakan ve dava dışı eşi Şahap adlarına kayıtlı iken taşınmazdaki paylarının tamamını intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini 28.12.1995 tarihinde davalı ...’nın oğlu olan dava dışı torunu Metehan Halat’a, adı geçenin 11.05.2010 tarihinde satış yoluyla dava dışı ..."na, adı geçenin de 05.08.2010 tarihinde satış yoluyla dava dışı ...’na, adı geçenin son olarak 15.12.2011 tarihinde davalı ...’ya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle temliklerin muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin işin esasına yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Ancak, bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nun 26/1. maddesi; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 297/2. maddesinde ise; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olaya gelince, dava konusu taşınmazın yalnızca ½ payı mirasbırakan Dürdane tarafından temlik edildiği halde, yargılama sırasında sağ olan murisin eşi dava dışı ... tarafından devredilen ½ payın da kabul kapsamına alınarak HMK"nın 26. maddesine aykırı şekilde taşınmazın tamamı yönünden iptal-tescil hükmü kurularak fazla pay üzerinden kabul kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, mirasbırakan ...’ın veraset ilamına atıf yapılarak, mirasbırakan tarafından temliken geçen pay yönünden davacının miras payı oranında tapu kaydının iptali ile iptal edilen payın davacı adına tesciline karar verilmesi, kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, HMK’nın 297/2. maddesi göz ardı edilerek, davacının miras payı açıkça belirtilmeksizin ve veraset ilamına atıf yapılmaksızın infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir.
Davalının değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.