Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/8013
Karar No: 2021/10656
Karar Tarihi: 21.09.2021

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/8013 Esas 2021/10656 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2020/8013 E.  ,  2021/10656 K.

    "İçtihat Metni"

    Bölge Adliye
    Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi


    Dava, davacının davalıya ait işyerinde 01.06.2005-05.05.2014 tarihleri arası dönemde geçen ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili ile davalı ... İnşaat Gıda Petrol Nakliye Odun Kömür Taah Paz. Dağ San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    ...Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili ile davalı ... İnşaat Gıda Petrol Nakliye Odun Kömür Taah Paz. Dağ San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    A) DAVACININ İSTEMİ :
    Dava, davacının davalıya ait işyerinde 01.06.2005-05.05.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak geçen ve SGK’na bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
    Davacı vekili 13.05.2019 tarihli dilekçesiyle hasmın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.
    B) DAVALILARIN CEVABI :
    Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve zaman aşımına uğraması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Hasım düzeltme suretiyle davalı sıfatını kazanan Davalı Şirkete 18.06.2019 tarihinde tebligat yapılmış davalı şirket vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
    Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait sigortalı dosyanın tetkikinde, davacının diğer davalı iş yerinde çalışmaya başladığına dair her hangi bir işe giriş veya hizmet bildiriminin olmadığını, davacının dava konusu ettiği dönem içerisinde farklı iş yerlerinde çalışmaları bulunduğundan talebinin reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının çalışma iddiasıyla ilgili olarak ... Kaymakamlığı"na ve ...Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yazı yazılarak, davacının dava konusu dönemde özellikle Haziran/2005 - Mart/2012 döneminden yeşil karttan faydalanıp faydalanmadığı ve Vakıftan geliri bulunması nedeniyle yardım alıp almadığının sorulmasının gerektiğini, davacı benzinlikte çalıştığını iddia etmekte olup söz konusu benzinliği işleten şirketin davaya dahil edilmesi ve davada taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, davacıya ait hiç bir bildirim, belge veya başvurunun olmaması, dava konusu edilen çalışmalardan Kurumlarının daha önce haberdar olması ve kurumun yasal hasım olmasının nazara alınarak aleyhte yargılama masraflarına ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, kurumlarının harçtan muaf olduğunu, bu nedenlerden dolayı davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve harca hükmedilmemesine, yargılama masraf ve ücretlerinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
    C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
    İlk Derece Mahkemesince, istemin kısmen kabulü ile “1-Davacı tarafından ... İnş. Nak. Pet. Gıda Ltd. Şti açılan dava yönünden:
    A-Davacını davalı...İnş. Nak. Pet. Gıda Ltd. Şti. Ünvanlı iş yerinde 3621/1000044 sicil numarası ile,
    -02/11/2010-31/12/2010 tarihleri arasında 59 gün
    -01/01/2011-31/12/2011 tarihleri arasında 360 gün
    -01/01/2012-17/04/2012 tarihleri arasında 107 gün
    -30/12/2012-31/12/2012 tarihleri arasında 2 gün
    -01/03/2013-31/03/2013 tarihleri arasında 30 gün
    Olmak üzere toplamda bildirlmeyen 558 gün çalışmasının olduğunu ve ilk olarak 02/11/2010 tarihinde işe başladığının tespitine
    B-Davacının 01/06/2005 yılından işe başladığını ispat edemediğinden, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
    2-Davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın husumetten reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
    D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
    Bölge Adliye Mahkemesince “Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalı şirket ve davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.”
    E) TEMYİZ TALEBİ :
    Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle: Bilirkişinin 28.01.2016 tarihli ilk raporunda 34 günlük sigortalılığın tespitine karar verdiğini, 29.03.2016 tarihli 10.celsede yani iddia ve savunma yasağının devrede olduğu bir sırada;davacı dava dilekçesinde ileri sürmediği iddialarını (maliyeden gelip tutanak tutulduğu ve 2005-2014 yılları arasında ilçe tarıma mazot verildiği) ileri sürerek iddiasını genişlettiğini, aynı celsede bu iddiaların,iddianın genişletilmesi mahi-yetinde olduğu ve kabul etmediklerini, resmi belge niteliğinde olan duruşma tutanağı ile bu durumun sabit olduğunu, ancak mahkemenin aynı celsede ara karar kurarak ilgili yerlerden belgelerin istenilmesine karar verdiğini, bu durum HMK.m.141 hükmüne açıkça aykırı olduğunu, takiben gelen müzekkere cevapları doğrultusunda ek rapor aldırıldığını, 25.10.2016 tarihli ek raporda sigortalılık süresinin bu kez 568 gün olarak tespit edildiğini, belirlenen bu tespit süresine açık muvafakatleri olmamasına rağmen iddianın genişletilmesi suretiyle elde edilmesinin yanı sıra,belirlenen günlere ilişkin olarak kesintisiz bir çalışmanın olduğu anlamına da gelmediğini, zira ilk işe başlangıç süresi 02.11.2010 olarak kabul edilmiş ve sürekli çalışmanın varlığını gösteren deliller toplanmadan, sadece davacının imzasına havi makbuzlara göre kesintisiz bir çalışma olduğunun kabul edildiğini, halbuki davacının imzası olan belgelerin sadece çalışılan günler itibariyle dikkate alınması, aradaki boşlukların başka delillerle desteklenmediğinden bu sürelerin dikkate alınmaması gerektiğini, bu nedenlerle ilk raporun esas alınıp buna göre karar verilmesi gerekirken,iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olarak ek rapor alınıp eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulmasını talep etmiştir.
    Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinde özetle: İlk Derece Mahkemesine verilen dilekçelerde ve sözlü beyanlarda 7036 sayılı kanunun 4 maddesi gereğince kurumun feri müdahil olduğu ve feri müdahil olarak davaya dâhili hususunda talepte bulunulmuş fakat İlk derece Mahkemesince bu konuda bir hüküm kurulmadığını, İlk Derece Mahkemesince hüküm kısmının 8 maddesi " Davalı Kars Sgk il Müdürlüğü yönünden davanın sıfat yokluğundan reddine" dair hüküm kurul muştur. Sıfat Yokluğu nedeniyle Davalı SGK yönünden davayı reddettiği halde yine Hüküm kısmının 5 Maddesinde “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca alınması gereken vekalet ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumu ve Diğer davalıdan müşterek ve müteselsilen alınmasına ” dair karar vermiştir. Yine Yerel Mahkeme hüküm kısmının 9 maddesinde ‘Davalıları Yargılama giderlerinden müşterek ve müteselsilen alınmasına karar vermiştir. 5521 sayılı İş Kanunun 7 maddesinin şimdiki 7036 sayılı kanunu 4 maddesi gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunun Fer-i Müdahil olduğunu, HMK gereğince Feri Müdahil hakkında karar verilemeyeceği ve yargılama gideri ve ücreti vekâletten sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında yer alan Bilirkişi raporunda ve Yerel Mahkeme hüküm kısmında 02.11.2010-31.12.2010 tarihleri arası 59 gün, 01.01.2011-31.12.2011 tarihleri arası 360 gün, 01.01.2012-17.04.2012 tarihleri arasında 107 gün ve 30.12.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 2 gün, 01.03.2013-31.03.2013 tarihleri arasında 30 gün sigortalılığının tespitinden bahsetmektedir. Bu tarihlerde davacının çalıştığına dair işe giriş bildirgesi, aylık dönem bordrosu bulunmamaktadır. Bu nedenle bu dönem içerisinde geçen hizmetleri hak düşürücü süreye uğradığını, sigortalılık dosyasının incelenmesinde Davacının çalışmaların farklı farklı işverenlerde ve kesintili çalışmaların varlığı dikkate alındığında işten çıkış belgesinin verilmesinden sonra meydana gelen çalışmaların yazılı delil ile ispat etme zorunluluğu olduğundan bilirkişi raporunun yazılı belge olmadığı halde varmış gibi değerlendirme yapmasını kabul etmediklerini, dava dosyasında yer alan tanık beyanları incelendiğinde davacının hangi dönemlere ilişkin çalıştığı, çalışmasının ne kadar sürdüğü, ücret ödemelerin nasıl yapıldığı, konusunda herhangi bir şekilde açıklama yapmadıklarının görüleceğini, dosya kapsamında yapılan incelemeler de, Davacını Çalışmasına şahit olan bordro tanıkların mevcudiyetini araştırılması, Komşu işyeri tanıklarının o dönem içerisinde sicile kayıtlı olup olmadıklarının veya çalıştırdıkları personellerin olup olmadığı veya resmi şekilde çalıştırılan personellerin tespiti, gibi araştırmaların titizlikle yapılması gerekmektedir. Yerel Mahkeme yeterli araştırma ve inceleme yapmadan sırf tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulmansın usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulmasını talep etmiştir.
    F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
    Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
    Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re"sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
    Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
    Öte yandan prime esas kazanç tespitine yönelik talebin yasal dayanağı olan, 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
    Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmektedir. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden; karar verilen döneme ilişkin ... İlçe Gıda Müdürlüğünden getirilen, davalı iş yerinden alınan akaryakıta ait bir kısım fişlerde davacının imzasının bulunduğu, yine aynı döneme ilişkin Mal Müdürlüğünün vergi denetimlerinde davacının imzasının bulunduğu anlaşılmakta ise de; çalışmanın devamlılık arz edip etmediği davacının bu çalışma dönemi içerisinde başka işyerinden de bildirimi olduğu gözetilerek, çalışmasını başka bir işveren nezdinde yürütüp yürümediği noktasında delillerin tanık anlatımları ile desteklenmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan tespitine karar verilen dönem dikkate alındığında davacının 18.04.2012 -10.05.2012, 28.08.212-29.12.2012, 01.01.2013-28.02.2013, 01.04.2013 -02.04.2013 tarihleri arasında dava harici .. Pazarlama Ltd Şti’ne ait 1009491 sicil numaralı işyerinden bildirimlerinin bulunduğu da gözetilerek, bu işyerindeki çalışmaları yönünden de delil araştırmasına girişilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile eksik araştırma yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Aynı zamanda davacının dava dilekçesinde davalı işveren şirkete ait işyerindeki çalışmasının sonlandığı tarih itibariyle 600,00 TL aylık kazancı olduğunu iddia etmiş olması karşısında prime esas kazancının tespiti noktasında da delillerin toplanıp bir karar verilmemesi hatalı olmuştur.
    Yapılacak iş, davacıya ihtilaf konusu dönemde çalışmalarının geçtiği anlaşılan dava harici 1009491 sicil nolu işyeri ... Pazarlama Ltd ŞTİ yönünden talep de nazara alınmak suretiyle HMK 124. madde gereğince husumet yöneltilerek davaya dahil edilmesi, gösterecekleri deliller toplanarak değerlendirilmesi, aynı zamanda ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının 1009491 sicil nolu işyeri ile 1000044 sicil nolu işyerlerinden delil araştırmasına girişilerek dönem bordroları dosya içerisine getirilmesi, bordro tanıklarının tespitiyle dinlenmesinin sağlanması, bordro tanıklarının bulunmaması halinde ise bu işyerlerine komşu işyerlerinde çalışanları Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlıklar marifetiyle araştırılması, tanıklardan davacının çalışmasının niteliği yönünde yöntemince beyanlarının alınması ve gerçek çalışma olgusu ile prime esas kazancının yukarıda açıklanan doğrultuda somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre Mahkemece bir karar verilmesinden ibarettir.
    İlk Derece Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı şirket ve davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır
    SONUÇ: Temyiz olunan... Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi