Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/28749
Karar No: 2019/2079
Karar Tarihi: 23.01.2019

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/28749 Esas 2019/2079 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Davalı işveren tarafından, işe başladıktan dört ay sonra işten çıkarılan davacı, işsizlik sigortası almadan çalıştırıldığını iddia ederek ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve ücret kesintisi alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkeme, davacının iş akdinin ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde feshedildiğine dair ispatın yapılamadığını belirterek, davacının ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil ve ücret alacağı taleplerini kabul etmiştir. Fakat davacının fazla çalışma talebi davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu nedenle fazla mesai ücreti talebi reddedilmiştir. Yasaya göre, çalışma süresi isteyeni tarafından kanıtlanır. Bu ispatlama; SGK ve işyeri kayıtları ile, işyerinde yapılan yazışmalar ve deliller ile yapılabilir. Bu dava, İş Mahkemesinde görülmüştür.
Kanun Maddeleri:
- Türk Borçlar Kanunu (TCK)
- İş Kanunu (4857)
- İş Mahkemeleri Kanunu (7036)
9. Hukuk Dairesi         2015/28749 E.  ,  2019/2079 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    YARGITAY KARARI
    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, davalıya ait işyerinde 07.05.2012 tarihinde müşteri temsilcisi olarak işe başladığını, yaklaşık 4 ay çalıştığını, işverenin 04.08.2012 tarihinde kendisini hiçbir gerekçe sunmaksızın işten çıkardığını, bu süre boyunca sigortasız çalıştırılmış olduğunu ileri sürerek, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve ücret kesintisi alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, davacı ile şirket arasında yazılı veya sözlü bir hizmet akdinin söz konusu olmadığını, davacının kendi portföyünde bulunan firmalardan getireceği işlerden kendisine komisyon ödenmesi konusunda müvekkili firmanın yetkilisi ya da işveren vekili olmayan Onur ile anlaştığını, söz konusu anlaşmanın müvekkili şirketi bağlamayacağını, ancak sipariş verdiği emtia ilgili firma tarafından alınmadığından malların müvekkilinin elinde kaldığını ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, davacının müvekkili firmaya sürekli değil verdiği işlerin takibi için bazı günler gelip gitmiş olup mesai saatlerine uygun çalışması söz konusu olmadığını, gelip gittiği sürenin de 3 hafta olduğunu, müvekkili ile davacı arasında hizmet akdi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 07.05.2012-04.08.2012 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin ihbar tazminatına hak kazanamayacak şekilde feshedildiğinin davalı işverenlikçe ispatlanamadığı, bu nedenle ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, fazla mesai, genel tatil ve ücret alacağının bulunduğu, ücret kesinti alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    D) Temyiz:
    Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
    E) Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Taraflar arasında davacının hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.
    İş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükü, bunu iddia eden işçiye düşer. Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabilir. Çalışmanın ispatı konusunda, SSK ve işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Özellikle iddia edilen çalışma döneminde SSK kayıtlarındaki işverenlerin araştırılması ve kayden görünen işverenlerle işçi arasında iş görme ediminin yerine getirilip getirilmediği, kaydın ne şekilde oluştuğu araştırılmalıdır.
    İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirttikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
    Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının davalıya ait işyerinde 07.05.2012 tarihinde işe başladığı iddia edilmiş, davalı ise davacı ile aralarında hizmet akdi olmadığını savunmuştur.
    Dosya içeriğine göre davacıya ait SGK hizmet cetvelinde davacının davalı işyerinde çalışması bulunmamaktadır. Davacı hizmet süresinin ispatı noktasında tanık dinletmiş, bir kısım fatura ve belgeler sunmuştur.
    Mahkemece gerekçesi açıklanmadan davacının 07.05.2012 tarihinde işe başladığı kabul edilerek sonuca gidilmesi hatalıdır.
    Mahkemece yapılacak iş; dosyada mevcut, davacı tarafından sunulan ve düzenlendiği iddia edilen faturaların asıllarını taraflardan temin ederek faturaları davacının düzenleyip düzenlemediğini tespit etmek, davacı tanıklarının davalı işyerinde çalıştıkları dönemleri gözetmek, davacının imzasını içeren 03.07.2012 tarihli kargo teslim tutanağı ile e-mail yazışmalarını dikkate alarak tüm delilleri birlikte değerlendirip hizmet süresini belirlemek ve buna göre talep edilen işçilik alacaklarını hesaplatıp hüküm altına almaktır.
    3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
    Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
    Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
    İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
    Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının hafta içi günlerde 08:30-18:30, cumartesi günleri ise 08:30-13:30 saatleri arasında çalıştığı iddia edilerek fazla mesai alacağı talep edilmiştir.
    Mahkemece dinlenilen davacı tanıkları davacının cumartesi günleri 13:30’a kadar çalıştığını beyan etmekle birlikte, hangi saatte çalışmanın başladığı konusunda beyanda bulunmadıkları gibi hafta içi çalışmaları konusunda da beyanları bulunmamaktadır.
    Fazla çalışma yapıldığının ispat yükü davacı işçiye ait olup, dosya içeriğine göre davacı fazla çalışma yaptığını kanıtlayamadığından davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    F) Sonuç:
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.












    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi