11. Hukuk Dairesi 2018/2231 E. , 2019/3706 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2017 tarih ve 2016/129 E. - 2017/266 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/02/2018 tarih ve 2017/1223-2018/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış "TORKU", "TORKU DAVET" ve "DAVET" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise "DAVETRİK" ibaresinin tescili için diğer davalı kuruma başvurduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, davalı gerçek kişinin kötü niyetli başvuru yaptığını ileri sürerek, YİDK"in 2016-M-634 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, iptali istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalara arasında iltibasa yol açacak bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konusu başvurusu ile davacı markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları ve münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, davacının "DAVET" asıl unsurlu markaları ile davalı gerçek kişinin "davetrik+şekil" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal
olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da olmadığı, 556 sayılı KHK"nın 8/1-b maddesi koşullarının gerçekleşmediği, işaretler arasında benzerlik bulunmadığından aynı KHK"nın 8/4 maddesinde düzenlenen koşulllarının da oluşmadığı, davalının marka başvurusunu kötüniyetle yaptığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine; iptali istenilen YİDK kararının davacıya tebliğine ilişkin belge getirtilerek dosyada mevcut eksiklik giderilmekle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurul kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin olup mahkemece, davalıya ait başvuru markası ile davacıya ait itiraza mesnet marka arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b anlamında iltibas bulunmadığı ve YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş Bölge Adliye Mahkemesince de mahkemenin kararı kaldırılmakla birlikte yine davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Davalıya ait “davetrik+şekil” ibareli başvuru markasında, “davet” ibaresinin aynı harf sırası ile markanın başında yer alması ve davalıya ait markada bulunan “RİK” ekinin ayırtedicilik sağlayacak nitelikte olmaması nedeniyle, markalar arasında emtiaların ve hizmet sınıflarının da aynı / benzer olduğu gözetildiğinde 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin varlığının kabulü gerekirken aksi gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK"nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi"ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
13/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.