Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/5301
Karar No: 2021/10627
Karar Tarihi: 21.09.2021

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/5301 Esas 2021/10627 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2021/5301 E.  ,  2021/10627 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    No : 2019/282-2021/60


    Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi, yakınlarının ise manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
    İlk Derece mahkemesi (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi"nin bozmasına uyarak ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
    Dava, zararlandırıcı olay sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi – manevi, eş ve çocuğunun ise manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davacı sigortalının maddi ve manevi tazminat isteminin, davacı eş ve çocuğun manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, davacı sigortalı için 41.869,72-TL maddi tazminatın 15.000,00- TL lik kısmına dava tarihinden itibaren, 26.869,72-TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren, 30.000,00-TL manevi tazminatın, davacı eş için 9.000,00-TL manevi, davacı çocuk için 8.000,00 TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek Yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verilmiştir.
    Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; kazalı sigortalının 11/11/2008 tarihinde gerçekleşen iş kazası neticesinde sürekli iş göremezlik oranının % 39 olarak tespit edildiği, kazanın meydana gelmesinde kazalı mütevaffanın %30 oranında kusurlu olduğu, davalı işverenin ise % 70 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
    Mahkemenin 19/03/2013 tarihli ilk kararının, Kapatılan 21. Hukuk Dairesi’nin 05/11/2013 tarih ve 2013/10317 esas, 2013/19732 karar sayılı ilamıyla; SGK Maluliyet Daire Başkanlığı tarafından tespit edilen % 39 sürekli iş göremezlik oranını kabul edip etmedikleri ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açmak üzere süre isteyip istemedikleri yönünden bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılamada İzmir 14. İş Mahkemesi’nin 2014/230 Esas 2016/119 Karar sayılı dosyasında verilen 29/03/2016 tarihli kararda davacının maluliyet oranının %39 olduğunun tespitine karar verildiği, Mahkemece verilen kararın Kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2016/10453 Esas 2017/10868 Karar sayılı 21/12/2017 Tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, mahkemece, davacının maluliyet oranının % 39 olarak esas alındığı ve bozma öncesi alınan 22/09/2012 tarihli hesap bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verildiği, işbu hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; yerel mahkemece verilen bahse konu kararın “.. maddi zararın belirlenmesi sırasında, Kurumca bağlanan gelirlerin tüm peşin değeri düşülerek sonuca gidildiği, maddi tazminat alacağının tespitinde davacıya sürekli iş göremezlik oranı gözetilerek kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının, hükme esas alınan 22/09/2012 tarihli hesap raporunda tespit edilen tazminat alacağından tenzil edilmesi gerektiği... ”şeklinde belirtilerek Kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesince bozulduğu; akabinde Yerel Mahkemece Dairenin Bozma İlamına uyulmasına karar verilerek, 19/11/2020 tarihli ek bilirkişi raporuyla 26.508,51 TL Kurumca bağlanan ilk psd"nin rücuya kabil kısmı çıkarıldığında davacının maddi zararı 235.422,68 olduğu yönünde görüş bildirildiği davacının 15/02/2013 tarihli ıslah dilekçesinde 98.417,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, ancak davacının temyiz itirazında Mahkemece hükmedilen tazminat miktarına itiraz edilmediği, usuli müktesep hak da gözetilerek bozma öncesi verilen maddi tazminat miktarı yönünde kararda değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle bozma öncesi verilen tutara hükmettiği, ancak Dairenin Bozma İlamına uygun şekilde hüküm tesis edilmediği anlaşılmıştır.
    Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararların ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
    Davanın bu yönüyle yasal dayanağını ise, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Kanunun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Adalet Komisyonu"nun 55. madde gerekçesinde; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” ifadeleri zikredilmiştir.
    Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”. Dairemizin ve giderek Yargıtay"ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
    Anayasa Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2003/10 Esas ve 2006/106 Karar sayılı ilamı ile 26. maddedeki “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir. 26. maddedeki anılan cümlenin iptali ile Kurumun rücu hakkının yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, rücu davasında, ilk peşin değerli gelirin tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarla sınırlı şekilde tenzili ile hüküm kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinde de açıkça gelirlerde meydana gelen artışların istenemeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 26. maddeye dayanılarak açılan rücu davalarında artışlar istenemeyeceğine göre, böyle bir ibare bulunmayan 10. maddeye dayanan rücu davalarında da gelirlerdeki artışların istenemeyeceği açıktır. HGK"nun 19.03.2008 gün ve 2008/10-254 Esas ve 2008/266 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
    Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda; mahkemece yapılacak iş, 22/09/2012 tarihli hesap raporunda belirlenen ve tavan zararı oluşturan tutardan ( 100.514,60-TL maddi zarar ) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilen gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının tenzil edilmesi ve bu esnada usulü müktesep hakkın gözetilmesi ile birlikte maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesinden ibarettir.
    O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 21/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi