
Esas No: 2014/18165
Karar No: 2015/12910
Karar Tarihi: 25.06.2015
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2014/18165 Esas 2015/12910 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, yersiz ödenen sağlık giderlerinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda; davalının, dava dışı ...yapılan denetim sonucunda, işyerinin adresinde metruk bina bulunduğunun tespitine istinaden davacının anılan işyerinden 05.08.2008 ila 10.03.2011 tarihleri arasındaki sigortalılığı iptal edilerek, davalı ve davalı üzerinden sağlık yardımından faydalanan eşi tarafından 2008/12 ila 2011/3. ayları arasındaki yersiz sağlık harcamalarının tahsili istenmiş, mahkemece, davalının bildirimleri yapılan şirketin vergi kayıtları değerlendirilerek, davalının sigortalılığının iptaline konu dönemde işyerinin faal olduğu ve davalının çalışmalarının gerçek ve fiili olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
5510 sayılı Kanunun genel sağlık sigortalısı sayılanların düzenlendiği 60. maddesinde,
“İkametgahı Türkiye"de olan kişilerden;
a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılan kişiler,
2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler,
b) İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler,
c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılmayanlardan;
1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,
g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır.
6 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (f), (g), (h), (ı) ve (k) bentlerinde sayılanların öncelikle, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olup olmadığına bakılır. ... bakmakla yükümlü olduğu kişi ise tescili yapılmaz. Aksi takdirde birinci fıkra hükümlerinden durumuna uyan bende göre genel sağlık
sigortalısı sayılır. Birinci fıkranın (f) bendi kapsamında gelir alması nedeniyle genel sağlık sigortalısı sayılanlar, aynı zamanda diğer bentler gereği de genel sağlık sigortalısı sayılması halinde (f) bendi dışındaki bentler kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılır.
Bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi ile 80 inci maddede belirtilen aile; aynı hane içerisinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük ana ve büyük babadan oluşur.
……..” düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı ...Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağını oluşturan (mülga) 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi ve 5510 sayılı Kanununun 86. maddesinin irdelenmesinde ve hukuki niteliği ile ispat koşulları üzerinde durulmasında yarar vardır.
Anayasa’nın 12. maddesine göre; “Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir.”. ... hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkıdır. Aynı zamanda “sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir”. Bu esası göz önüne alan anayasa koyucu “... Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60’ncı madde ile “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmünü getirmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve vazgeçilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
(Mülga) 506 sayılı ... Kanunun 6. maddesinde ve 5510 sayılı ...ve ... Kanunun 92. maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülüktür.
Gerek (Mülga) 506 sayılı ... Kanunu anlamında gerek ise 5510 sayılı ... Sigortası Kanunu anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır.Bunlar: a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması, b) işin işverene ait yerde yapılması, c) çalışanın mülga 506 sayılı Kanunun 3. maddesinde, 5510 sayılı Kanunun ise 6. maddesinde belirtilen istisnalardan olmaması şeklinde sıralanabilir. 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesine ve 506 sayılı Kanuna göre sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur.
Mahkemece, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek, bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada; davalının, bildirimlerinin yapıldığı limited şirketin hissesini 25.03.2005 tarihinde devralarak şirket ortağı olduğu ve şirket müdürü olarak şirketi temsile 5 yıl süre ile münferit imzası ile yetkili kılındığı, davalının 15.09.2005 tarihinde şirket hissesinin tamamını, eşi ... devrettiği, şirketin, uyuşmazlık konusu dönemde vergi kayıtları, yoklama fişleri ve muhtasar beyannameleri bulunduğu, şirketin gerek vergi dairesine bildirilen gerek
ise Kuruma bildirilen adresin aynı olup, Kurum kontrol memurunun soruşturması sırasında dinlenen tanık beyanları ve işyeri adresindeki tespitlerden işyerinin tamamlanmamış bir bina olduğu tespitinin yapıldığı, davalı anılan şirket adına ... tarafından düzenlenen 21.12.2010 tarihli fatura ve sevk irsaliyesi ile şirketin vergi borcuna ilişkin Vergi dairesince düzenlenen 27.11.2012 tarihli ödeme emri ibraz edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece kurulan hüküm, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında; dava dışı ...’ne ait faal olan bir işyeri bulunup bulunmadığı, davalının anılan işyerinde çalışmalarının gerçek ve fiili olup olmadığı, şirket ortakları, zabıta araştırması, ... tarafından anılan şirkete ilişkin başka faturalar olup olmadığı, kontrol memuru raporunda dinlenen kişiler, şirketin defter ve kayıtları, şirketin muhasebesini tutan kişilerin beyanlarının alınması gibi hususlar gözetilerek yöntemince araştırılmalı; anılan şirketin faal bir işyeri bulunup bulunmadığı, davalının çalışmalarının, niteliği, gerçek ve fiili olup olmadığı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; davalı tarafından yargılama aşamasında beyan olunan ... sigortalılığının tespitine ilişkin dava dosyası celbedilmeli; davalının ... sigortalılığı bulunup bulunmadığı Kurumdan araştırılıp,...sigortalılığının bulunması halinde şahsi dosyası getirtilmeli; yine 5510 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 60. maddeleri gözetilip, tüm dosya kapsamından varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.