
Esas No: 2022/2577
Karar No: 2022/5486
Karar Tarihi: 08.06.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2577 Esas 2022/5486 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı Ereğli ... ve Çelik Fabrikaları A.Ş. tapu kaydına dayanarak, tescil harici bırakılan taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkeme 304 sayılı kamulaştırma parseli yönünden dava dosyası tefrik edilerek temyize konu dava esasına kaydedilmiş ve davacı şirket adına tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Hazine vekilinin temyiz itirazları reddedilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Kanun maddeleri: 6100 sayılı HMK'nin 370. maddesi.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ. Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Kdz. Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekili ve davacı Ereğli ... ve Çelik Fabrikaları A.Ş. vekilleri tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Ereğli ... ve Çelik Fabrikaları A.Ş. vekili, kamulaştırma davası ile oluşan tapu kaydına dayanarak, Kdz. Ereğli İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında tescil harici bırakılan taşınmazların adına tescili istemiyle 30.01.2008 tarihinde dava açmıştır.
Mahkemece 304 sayılı kamulaştırma parseli yönünden dava dosyası tefrik edilerek temyize konu dava esasına kaydedilmiş ve yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, 304 sayılı kamulaştırma parselinin 07.06.2017 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide 304/A olarak gösterilen ve tescil harici alanda kalan 247,71 metrekare yüzölçümündeki bölümü ile 304/B olarak gösterilen ve 135 ada 1 sayılı parsel sınırları içinde kalan 172,22 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile toplam 419,93 metrekarelik alanın davacı şirket adına tapuya tesciline, 135 ada 1 sayılı parselin geriye kalan bölümlerinin 1/2"şer payla davalılar ... ve ... adına tapuya tesciline, 304/C olarak gösterilen ve 101 ada 1 sayılı orman parseli içerisinde yer alan 10,99 metrekare yüzölçümündeki bölüme ilişkin açılan davanın ise reddine karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından 304/A bölümüne ilişkin olarak istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalı Hazine vekili tarafından 304/A bölümüne yönelik olarak, davacı Ereğli ... ve Çelik Fabrikaları A.Ş vekili tarafından ise 304/C bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 370. maddesi uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı Ereğli ... ve Çelik Fabrikaları A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kararına karşı davacı Ereğli ... ve Çelik Fabrikaları A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmadığı anlaşılmıştır.
Öncelikli sorun İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan tarafın, somut olayda davacının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından karşı tarafın istinaf başvurusunu yeni bir karar verilmeden reddetmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yolu ile temyiz etme hakkının olup, olmadığıdır.
Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu Kanunlarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından temyiz yolu ile yapılmakta iken 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hale gelmiştir. Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır.
6100 sayılı HMK' deki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
İstinaf kanun yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir.
Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması halinde karar kesinleşmektedir.
6100 sayılı HMK'nin yargılama sitemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusu üzerine tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.
Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesince değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine aykırı olacaktır. Zira istinaf mahkemesinin elinin değmediği bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır.
Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz etmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar.
Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.