12. Ceza Dairesi 2021/1752 E. , 2021/6467 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Taksirle yaralama suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89/1, 89/2-b, 62/1. ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, engel sabıka kaydı bulunması nedeniyle sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2020 tarihli ve 2018/481 esas 2020/270 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:
Dosya kapsamına göre, engel sabıka kaydı bulunması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklamasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanunun 231/8. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığın deneme süresi içerisinde işlediği inceleme konusu suçun 5237 sayılı Kanunun 89. maddesinde düzenlenen taksirli suç olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 14.01.2021 gün ve 94660652-105-21-20326-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2021 gün ve 2021/10032 sayılı ihbarnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
10.09.2017 tarihinde, sanığın idaresindeki araç ile seyir halinde iken katılan ... idaresindeki motosiklete asli ve tam kusurlu olarak çarptığı ve katılanın kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; soruşturma aşamasında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma bürosunca uzlaştırmacı görevlendirildiği, uzlaştırmacının hazırladığı raporda taraflar arasında uzlaştırmanın sağlanamadığının rapor edildiği, sanığın kovuşturma aşamasında verdiği 29.11.2018 tarihli ifadesinde ise özetle “.... müştekinin zararı benim sigortamdan karşılandı, daha sonra uzlaştırmacı bilirkişi aradı müştekiye 10.000 TL vermem durumunda uzlaşacağımızı söyledi bende o kadar gücümün olmadığını söyledim, uzlaşamadık, dava açıldı, olayda kusurumun olduğunu düşünmüyorum, ilk önce kavşağa ben girdim diye hatırlıyorum, ayrıca ışık yoktu, müştekide hızlı bir şekilde motor kullanıyordu" şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın katılanın uğradığı maddi zararın giderilmesi konusunda bir girişimi, çabasının olmadığı, zararı da gidermediği, katılanın da şikayetinin devam ettiği nazara alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi olan mağdurun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi koşulunun yerine getirilmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarından olan "zarar gideriminin" yapılmaması nedeniyle, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2020 tarih 2018/481 esas 2020/270 karar sayılı kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/12/2010 tarihli ve 2010/4-210 esas 2010/259 sayılı kararında da belirtildiği üzere, yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Yargılaması Yasasının 309. ve 310. maddelerinde düzenlenmiş olup bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir.
Tüm bu nedenlerle; Kanun yararına bozma isteminin CMK"nın 309. ve 310. maddesinde düzenlenen amaca uygun hukuka aykırılık niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2020 tarih 2018/481 esas 2020/270 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin CMK"nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 30.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.