10. Hukuk Dairesi 2015/8678 E. , 2015/12661 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazanç tutarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı şirkete ait işyerinde 15.08.2007-31.03.2011 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile, gerçek sigorta primine esas kazanç tutarının tespitini istemiştir. Mahkemece, bordro tanıklarının beyanlarına itibar edilerek, davacının 2008/6. Ay ile 2008/10.ay arası dönemde haftada 2 günden ayda 8 gün hizmet akdine tabi olarak çalıştığının, prime esas kazanç yönünden ise Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ....İş Mahkemesinin 2011/906 esas 2013/665 karar sayılı işçilik alacakları dosyası gözetilerek, asgari ücretin üzerinde aylık 1.233, 96 TL brüt ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayıl Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık
dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında;
1-Prime esas kazancın tespiti yönünden; İşçilik alacaklarına yönelik kesinleşen kararın, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti yönünden güçlü delil olmakla birlikte, davacının, davalı işyerinden 01.11.2008 tarihinden sonra yapılan bildirimlerinin asgari ücret üzerinden olması, kesinleşen işçilik alacakları dosyasında kabul edilen hizmet süresinin 01.11.2008 tarihinden sonraki dönemi içermesi karşısında, kabule konu olan 2008/6.ay ile 2008/10.ay arası dönem yönünden, anılan işçilik dosyasının güçlü delil niteliğinden bahsedilemez. Şu halde, dava ve uyuşmazlığa konu, 2008/6.ay ile 2008/10.ay arası dönem yönünden, yazılı deliller bağlamında, sigorta primine esas kazanç iddiası araştırılmalı, öngörülen yöntem izlenmeli ve toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre, ödemenin yalnızca hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
2-Dava ve uyuşmazlığa konu, 2008/6.ay ile 2008/10.ay arası çalışma süresinin belirlenmesine ilişkin mahkeme kabulüne gelince, kesinleşen işçilik alacakları dava dosyasında, çalışma başlangıcının 01.11.2008 olarak alınmış olması karşısında, mahkemenin hizmet süresinin belirlenmesine ilişkin kararı da, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. O hâlde, Mahkemece, yapılacak iş; işçilik alacağı dosyası celbedilerek içeriğindeki belge ve beyanlar değerlendirilmeli, dosyada mevcut dönem bordrolarından, dinlenilmeyen bordro tanıkları resen seçilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, komşu işyerlerinin işverenleri ile hizmetleri bildirilen çalışanları tespit edilerek davacının ayda kaç gün üzerinden çalıştığı yönünde beyanlarına başvurulmalı, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişki giderilmeli, böylelikle, kayıtlarda görünmeyen davacı çalışmalarının, hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği, ya da, bildirim
dışı kaldığı hususu, çalışmanın varlığı ve süresi yöntemince araştırılmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.