(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/15769 E. , 2012/3512 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esas davanın kabulüne birleşen dava yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı (karşı davacı) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davacı ... aleyhine davalı tarafından başlatılan icra takibinde yanlış adres gösterilmek suretiyle takibin kesinleştirildiğini, eve haciz için gelindiğinde diğer davacı eşi...in, haczin baskı ve şoku ile takip konusu borca kefil olarak 10.000,00 YTL ödeme yaptığını, oysa davalıya borcu olmadığını, takip dayanağı bononun zamanaşımına uğramış olduğunu, icra takibine karşı yaptığı şikayetin kabul edildiğini, takibin durduğunu ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı ... tarafından icra dosyasına haricen ödenen 10.000,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacı ... tarafından rızaen ödenen paranın geri istenemeyeceğini, davacı ...’un bonodaki imzayı inkar etmediğini, bono zamanaşımına uğrasa dahi kambiyo senedi niteliğini kaybedeceğini, ancak borcu ortadan kaldırmayacağını, davacının borcu ödediğini ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiş, davalı alacaklının, İcra Hukuk Mahkemesince davacı borçlunun şikayetinin kabul edilmesi üzerine duran icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 tazminata karar verilmesi isteği ile açtığı dava eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, asıl davada bono altındaki imzanın inkar edilmediği, bono zamanaşımına uğramış ise de, temel ilişki Yönünden zaman aşımının dolmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine, birleştirilen itirazın iptali davasında ise takibe dayanak olan zamanaşımına uğramış bononun senet niteliğinde olduğu, davalı borçlunun senedin sonradan doldurulduğu iddiasını ispatlayamadığından bahisle itirazın iptaline, asıl alacağın %40’ı oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair 14.11.2007 tarihli verilen kararın davacılar(birleşen dosya davalısı) tarafından temyizi üzerine “Alacaklının dayandığı karz akti borçlu tarafından inkar edildiğine göre, ispat yükü alacaklı üzerindedir. Takibe dayanak yapılan bono, 3 yıllık zamanaşımı süresi içinde icraya konulmadığından kambiyo senedi niteliğini yitirmiş olup; bu senet tek başına temel ilişkiyi ispat açısından yeterli bir belge olarak kabul edilemez. Ne var ki davacının imzasını taşıyan bu belge HUMK’nun 292.maddesi hükmü gereğince yazılı delil başlangıcı sayılır. Karz akti 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup henüz bu süre dolmamıştır. O halde , davacı (-birleşen dosya davacısı) alacaklı iddiasını diğer yan deliller ve şahit beyanlarıyla ispat etmek durumundadır. O halde mahkemece tarafların bu konuda gösterdikleri deliller toplanıp, tanıklar dinlendikten sonra hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi” gerekçesiyle Dairemizce davacılar yararına bozulması üzerine Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı tanığı dinlenilmiş ve dinlenen tanığa itibar edilmemesi neticesinde yapılan yargılama sonunda, asıl davada davacı ...’ın davasının kabulü ile davalı karşı davacıya borçlu olmadığının tespitine, asıl davada davacı ...’ın davasının kabulü ile ... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2004/3357 esas sayılı takip dosyasına ödediği 10.000 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, birleştirilen davanın reddine, birleşen dosya davalısının kötü niyet tazminat isteminin koşulları oluşmadığından reddine, karar verilmiş; hüküm, bu kez davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı(birleşen dosya davacısı), davacıya borç para verdiğini ileri sürmüş; davacı borçlu ise davalıdan borç almadığını savunarak borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Bozma gerekçesinde de belirtildiği üzere, davalı alacaklı iddiasını diğer yan deliller ve şahit beyanlarıyla ispat etmek durumundadır. Davalı, alacaklı olduğunu şahit beyanıyla ve diğer delillerle ispatlayamamıştır. Ancak davalının 24.04.2007 havale tarihli delil listesinde “Yemin” delili 2011/15769 2012/3512
demek suretiyle yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece davalıya yemin hakkı hatırlatılarak hâsıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 21.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.