10. Hukuk Dairesi 2015/9726 E. , 2015/12594 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Ödeme emrinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın yasal süresi içinde temyizen incelenmesini tarafların avukatlarının istemesi ve davacının avukatının duruşma talep etmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılıp, duruşma için 23.06.2015 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderildi. Duruşma günü davacı adına Av. ... davalı adına Av. ...geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenip duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, asıl prim borçlusu anonim şirket tarafından Kuruma olan borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48. maddesine göre tecil/yapılandırmak için 15.04.2013 tarihinde başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu aşamada, davaya konu ödeme emri içeriğini teşkil eden prim borçlarının tecili/yapılandırılması halinde, eldeki davanın konusuz kalıp kalmayacağı; başka bir anlatımla, tecil/yapılandırma üzerine, “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Bazı hallerde dava devam ederken, dava açılmasından sonra meydana gelen (dava konusu alacağın ödenmesi gibi) bir nedenle dava konusu ortadan kalkabilir.
Davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine gerek kalmaz. Başka bir deyişle, her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararı kalmamış demektir. Bu halde, mahkemece, davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Bu çerçevede; asıl prim borçlusu anonim şirket tarafından istenen borçlarının tecili/yapılandırmasının davaya konu ödeme emrindeki prim borçlarını içermesi ve anlaşmanın geçerli hale gelmesi durumunda; tecil/yapılandırmaya konu icra takiplerinden Kurumun vazgeçmesi durumu söz konusu olacağından, tecil/yapılandırma talebinin dava konusu borcu kapsayıp kapsamadığı, geçerli hale gelip gelmediği araştırılıp, davanın konusuz kalıp kalmadığı irdelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2-)Kabule göre;
./...
a-)Anonim şirketlerde, yönetim kurulu üyelerinin Kuruma karşı prim borçlarından sorumluluğu hususunu 5510 sayılı Yasanın Yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirmek gerekecektir.
01.10.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları nedeniyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/11. maddesinde; “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.
Türk Ticaret Kanunu"nun 317. maddesi uyarınca; bir anonim şirketin idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda; anonim şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan, karar organında yer almayan kişilerin işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
506 sayılı Kanun, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup, 01.10.2008 tarihinden sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile şirket yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda, primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumluluğu gerektirir şekilde görevi olmasada 10.01.2008 tarihinden itibaren anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu ve 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren ödenmesi gereken primlerden anonim şirket ile birlikte mütesilsilen sorumlu olduğu gözetilmeksizin, davacının 11.03.2011 tarihinde yönetim kurulu üyesi olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsizdir.
b-)Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesi gereğince davanın kısmen reddine karar verilmesi nedeniyle kısmen haklı çıkan ve avukatla temsil edilen davalı Kurum lehine avukatlık ücretine karar verilmemiş olması isabetsizdir.
O hâlde, tarafların avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davacı Avukatı yararına takdir edilen 1.100 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan, davalı Avukatı yararına takdir edilen 1.100 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınmasına, 23.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.