2. Hukuk Dairesi 2009/17331 E. , 2009/19117 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tanıma-Teniz
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *Hukuk Genel Kurulunun 8.7.2009 tarih 2009/2-280 esas 2009/326 sayılı kararına uygun hüküm kurulmuş olmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 67.20 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 09.11.2009 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 40. maddesinde “Türk Mahkemelerinin Milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder”; 41. maddesinde ise Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiyede sakin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür” denilmektedir. 5718 sayılı yasanın 41. maddesi açık hükmüne göre Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalarda Türk mahkemeleri münhasır yetkili değildir. (Prof. Dr. E. Nomer – Prof. Dr. C. Şanlı Devletler Hususi Hukuku 16 bası-sahife 439)
5718 sayılı yasanın 10/1. maddesinde “Vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri hakkında vesayet veya kısıtlılık kararının verilmesi veya sona erdirilmesi istenen kişinin milli hukukuna tabidir.” -10/3. maddesinde ise “vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri dışında kalan bütün kısıtlılık veya vesayete ilişkin hususlar ve kayyımlık Türk hukukuna tabidir.” hükmü mevcuttur. Yasanın 10/3. maddesine göre vasinin görevleri ve sorumluluğu, vasinin kaçınma sebepleri, vesayet ve denetim makamının yetkileri, geçici tedbirlerin alınması, vasinin şahsına karşı yapılabilecek itirazlar vs. Türk hukukuna tabidir. Yabancı ilamın tanınması Türkiye’de tenfizi (yerine getirilmesi) sonucunu doğurmadığından, bu ilamdan ancak konusuna giren bir talep yapıldığında yararlanılabilir. Örneğin Türk Medeni Kanununun 462. maddesinde yazılı hallerde vesayet makamından; 463. madde de gösterilen hallerde ise hem vesayet makamından hem de denetim makamından izin alınması gibi, işte, bu gibi durumlarda 5718 sayılı yasanın 10/3. maddesinin açık hükmü nedeniyle vesayet işlemlerinin yürütülmesine ve denetlenmesine Türk Hukuku uygulanacaktır.
Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54.üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. İhtilafsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tabidir. Yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye’de idari bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır. (5718 sayılı Kanun m. 58)
Yasanın 58/2. maddesine göre; kesinleşmiş yenilik doğurucu nitelikteki ihtilafsız kaza kararlarının tanınması mümkündür. Vasi tayini gibi ihtilafsız kaza kararları verildikleri şartlar içinde kesinliklerini koruduğundan ve esasen yenilik doğurucu nitelikleri dolayısıyla kesin hüküm kuvvetini taşıdıklarından tanınmaları mümkündür. (Prof. Dr. Aysel Çelikel; Doç. Dr. B. Bahadır Erdem – Milletlerarası Özel Hukuk 9. Bası – sahife 635)
Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle yabancı mahkemece verilmiş “vasi tayini” kararlarının tanınması mümkün olduğundan, sayın çoğunluğun onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.