11. Hukuk Dairesi 2020/1096 E. , 2020/5141 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çivril Asliye Hukuk Mahkemesi"nce bozmaya uyularak verilen 09.05.2019 tarih ve 2018/505 E.-2019/341 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Gizem Sigorta adı altında Çivril’de sigortacılık faaliyetini sürdürdüğünü, faaliyeti gereği davalıya ait araçları sigorta poliçelerini yapıp teslim ettiğini, ancak sigorta bedellerinin poliçenin yapıldığı anda almadığını, sigorta poliçeleri sebebiyle davalı borçlunun ödemesi gereken bedellerin ödenmesi için ilamsız takip başlattıklarını, kötü niyetli borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlu davalının borcunu ödediğine dair bilgi veya belge ortaya sürmediğini, borcun hiç bir şekilde ödenmediğini ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ödemeleri yaptığını beyan etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İcra Müdürlüğünün dosyasında takibe konu 20/10/2011-2012 tarih aralığında geçerli 1.301,28 TL bedelli kasko poliçesi ve 20/10/2012-2013 tarih aralığında geçerli 1.217,62 TL bedelli kasko poliçesi ile 27/10/2012-2013 tarih aralığında geçerli 278,86 TL ZMMS"ye Unico Sigortaya ait poliçeler ve ödemeler birlikte değerlendirildiğinde takibe konu edilen kasko poliçeleri ile ZMMS"ye ilişkin ödemelerin davalı yanca yapıldığı yazılı delil ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
(1)- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle 27.10.2012/2013 tarihleri arasında cari 411-101000001965891 numaralı poliçenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında düzenlenmiş bir sigorta poliçesi niteliğinde olup poliçenin davalıya teslim edildiğinde bir uyuşmazlık bulunmamasına, bu nedenle 2918 sayılı Kanun’un 91/2. maddesi ile bu sigortaya ilişkin genel şartların C.1 maddesi uyarınca poliçenin teslimi karşılığında sigorta priminin peşin ödenmesi zorunluluğu gözetildiğinde, mezkur poliçenin, primin davalı tarafından ödenmesine ilişkin bir makbuz niteliğinde bulunduğunun kabulü gerekmekle, bunun aksi yöndeki davacı iddiasının ispatlanamamış olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2)- Dava, davacının sigorta acentesi sıfatıyla düzenlenmesine aracılık edilen poliçe primlerinin sigortalı yerine kendisi tarafından ödendiği iddiasına dayalı olarak davalı sigortalı aleyhine girişilen icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü, vekaletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında, yukardaki bentte sözü edilen sigorta poliçesi dışında kalan diğer dava konusu poliçe primlerini davalının yerine ödeyip ödemediğinin belirlenmesi ile mümkündür. Davacının bu yoldaki davasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği izahtan varestedir. Mahkemece, sigorta şirketine yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı gözetilerek, poliçe primlerinin davalı tarafından ödendiğinin yazılı delil ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacının iddiasını ileri sürüş biçimi de gözetildiğinde, salt primlerin sigortacı şirketine ödenmiş olması, davacının iddiasının aksinin ispatlandığına delalet eder nitelikte değildir. Bu durumda davacının tarafların ticari defterlerine delil olarak dayandığı hususu da gözetilerek, her iki tarafın defterlerinin uyuşmazlık konusu hususlar kapsamında bilirkişi marifetiyle inceletilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi dışında kalan diğer sigorta türlerine ilişkin poliçe primlerine yönelik olarak da davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davaya konu sigorta ilişkisinde, davacı sadece aracı olup, davacının ticari defterleri bu ilişkide delil olarak değerlendirilemez. Asıl ilişkinin tarafı olan Unico (Aviva) Sigorta A.Ş. cevabi yazısında davalı sigorta ettirenin, davaya konu poliçeler nedeniyle bir borcunun bulunmadığını söylediğine göre davacı acentenin davalıdan herhangi bir sıfatla bir alacak talep etme hak ve yetkisi yoktur. Davacı acentenin davalının sigorta şirketine olan borcunu onun yerine kendisinin ödediği ve ona halef olduğu gibi bir iddiası bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 127. maddesi uyarınca, ifadan önce izin verilmedikçe borçlu adına alacaklıya ödeme yapılsa bile alacaklının halefi sıfatıyla borçluya gidilemez. O nedenle, bir an için davacının, borçlu yerine alacaklıya ödeme iddiası olsaydı bile davalıdan herhangi bir alacak talebinde bulunması mümkün değildir. Mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunun bozma yönündeki düşüncelerine katılmıyorum.