10. Hukuk Dairesi 2014/14599 E. , 2015/12451 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanakları olan 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu ...sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,...Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da ... Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
20.04.1982 ve 22.03.1985 tarihlerinde 2654 ve 3165 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık
niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ...sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Dava konusu somut olayda; davacının, 28.12.2001 varide tarihli sigortalılık giriş bildirgesine istinaden Kurumca 04.10.2000 tarihi itibari ile 1479 sayılı Yasa kapsamında tescilinin yapıldığı, 22.03.2000-28.12.2001 tarihleri arası ve 09.01.2004-devamla vergi kaydının, 03.12.1985- devamla oda kaydının, 13.12.1985-devamla sicil kaydının olduğu, Kurum tarafından 04.10.2000-28.12.2001 tarihleri arası ve 09.01.2004-devamla sigortalı kabul edildiği, eldeki dava ile 03.12.1985-04.05.2011 arası 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının tespitini istediği, Mahkemece; davacının vergiden muaf olmadığı gerekçesi ile sadece vergi kaydının olduğu 22.03.2000-04.10.2000 tarihleri arasındaki dönemde sigortalılığın tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının Bağ-Kur giriş bildirgesinin, Kuruma 28.12.2001 tarihinde intikal etmesi nedeni ile 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. maddesinin uygulanamayacağına ve sigortalılığın 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe 3165 sayılı Yasa ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddelerine göre belirlenmesi gerektiğine yönelik Mahkeme kabulü yerinde ise de; Mahkemece, 3165 sayılı Yasa ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddelerine göre, oda veya sicil kaydı olan kişilerin sigortalı kabul edilmesi için, ayrıca vergiden muaf olma şartının aranmadığı gözetilerek, oda ve sicil kaydına göre de davacının sigortalı olması gereken süre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.