10. Hukuk Dairesi 2014/8084 E. , 2015/12264 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, davalı Kurum"a borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1981 tarihinde 1479 sayılı ... Kanunu kapsamında sigortalı iken vefat eden annesi üzerinden aynı yasa kapsamında 01.04.1981 tarihi itibarıyla ölüm aylığı bağlanan davacının evlenmesi üzerine, 12.02.1982 tarihi itibarıyla aylığı kesilmiş; 1997 yılındaki kesinleşen boşanma ilamı üzerine de, başvuru gözetilerek 01.12.1998 tarihi itibarıyla yerinden bağlanmıştır.Ancak, bilahare davacı kız çocuğunun 08.05.1987-11.08.2008 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa kapsamındaki bağımsız çalışmalarından dolayı 01.09.2008 tarihinden itibaren Bağ-Kur"dan yaşlılık aylığı aldığı anlaşılınca, annesi üzerinden bağlanan aylığın iptali ve 01.12.1998-01.10.2008 tarihleri arası dönem yönünden 19.316,27 TL yersiz aylık tahakkuku üzerine eldeki bu dava açılmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45. maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanunla değişik 2. fıkrasının (c) bendinde, sigortalının; 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilip 1479 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin
2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiş, ancak, söz konusu...i’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 gün 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanunun 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiştir. Öte yandan aynı Yasanın 24"üncü maddesiyle de 1479 sayılı Yasanın ikinci fıkrası "Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir." şeklinde değişikliğe uğramıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler kapsamında, 08.05.1987-11.08.2008 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa kapsamındaki bağımsız çalışmalarından dolayı 01.09.2008 tarihinden itibaren ..."dan yaşlılık aylığı aldığı anlaşılan davacının, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı iken vefat eden annesi üzerinden 01.12.1998 tarihi itibarıyla bağlanan ölüm aylığının iptalin ilişkin kurum işlemi yerinde olup, aksini öngören mahkeme kabulu yerinde değildir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.