
Esas No: 2021/12418
Karar No: 2022/6152
Karar Tarihi: 27.06.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/12418 Esas 2022/6152 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davalılar adına yapılan kadastro tespitlerinin iptali ve Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tescili talep edilen Hazine adına tespiti yapılması gereken parsellerin davalılar adına tespitlerinin yapıldığı dava reddedilmiştir. Ancak, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilen hüküm, dava konusu taşınmazın orman olarak tespiti dışında davalının hiç zilyetliği de bulunmadığından mahkemce Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bozulmuştur. Kararda, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi belirtilmiştir. Karar düzeltme isteği için tarafların HUMK'un 440/I maddesi uyarınca 15 gün süreleri bulunmaktadır.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava konusu; ... İli Ovacık İlçesi ... Köyü ... Deresi Mevkii, 109 ada 9 parsel 9649,11 m2 tarla vasfındaki taşınmaz senetsizden vergi kaydı bulunmamakla 20 yılı aşkın zamandan beri ...'in zilyetliğinde bulunduğundan Hazineye intikali gereken veya kamu ortamalı niteliğinde yerlerden olmadığından 08.09.2008 tarihinde ... adına tespiti yapılmış olup 29.05.2009-29.06.2009 tarihleri arasında askı ilana çıkarılmışsa da eldeki dava nedeniyle kesinleşmemiştir.
Davacı Maliye Hazinesini temsilen Ovacık Mal Müdürlüğü tarafından mahkemenin 2009/105 Esas sayılı dava dosyasında verilen 16.07.2009 tarihli dava dilekçesi ile ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespiti yapılması gereken parsellerin davalılar adına tespitlerinin yapıldığından, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan bahisle davalılar adına yapılan tespitlerin iptali ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tescili talep edilmiştir.
Dava ilk olarak Ovacık (...) Kadastro Mahkemesinin 2009/105 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazla birlikte bir çok parsele ilişkin olarak açılmış olup 27.03.2014 tarihli celsede dava konusu 109 ada 9 parsel taşınmaz yönünden davanın tefrikine karar verilmesi üzerine dosya şimdiki esasını almıştır.
Mahkemece ; davanın reddine , dava konusu ... ili, Ovacık İlçesi, ... Köyü, ... Deresi Mevkinde kain 109 ada 9 nolu parselin kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ; tespite itiraza ilişkindir.
Dosya kapsamı incelendiğinde; davalı tarafından tefrik olunan 2009/105 Esas sayılı dosyada yapılan keşifte davalı tarafından davayı kabul ettiğine dair beyanda bulunulmuşsa da sonraki aşamalarda taşınmaz sayısının fazlalığından ve davalının yaşının ileri olması nedeniyle kabul beyanının hataen verildiği kabul edilerek yargılamaya devam edildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yöre de uzun bir süreden beri terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı, taşınmazların amaçlarına uygun olarak kullanılamadığı, davalı tarafından ibraz edilen 04.02.1970 tarihli ve 15 -16 sıra sayılı tapu kayıtlarının miktar, mevki ve sınırları itibariyle dava konusu 109 ada 9 parsele aynen uyduğu, taşınmazın iskan sonrası idare tarafından davalı ailesine verildiği, dava konusu taşınmazda davalı ve ailesinin terör ve köy boşaltmalarının yaşandığı döneme kadar zilyet edildiği, uzun tarla görünümündeki taşınmazın üst tarafında sulama amaçlı olarak yapılmış ve halen de kalıntıları bulunan taş havuz bulunduğu, bu durumun da taşınmazda uzun süre zilyetliğin sürdüğüne işaret ettiği ve taşınmazın hazine ile ilgisinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazın idare tarafından iskan sonrası davalı ve ailesine verilmiş tapulu taşınmazlar olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de davalının dosyaya sunduğu dayanak tapu kayıtları incelendiğinde ; 04.02.1970 tarihli ve 49 cilt, 31 syf ve 15 sıra nolu tapu kaydının sınırlarının doğusu ve güneyi: bayır, batısı: çaya inen patika yol, kuzeyi: bayır yukarı, 16 sıra nolu tapu kaydının sınırlarının ise doğusu: çaya inen patika yol, batısı: bayır aşağı, kuzeyi: bayır, güneyi ise bayır yukarı olduğu tespit edilmiş ve 14.11.2014 tarihli keşifte beyanları alınan mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi ile fen bilirkişisi tarafından tapu kayıtlarının dava konusu yere uyduğu belirtilmişse de tapu kayıtlarının sınırları soyut nitelikte olup her yere uyabilecek niteliktedir. Ayrıca dava konusu taşınmaza ilişkin tefrikten önceki dosya incelendiğinde; alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın ve komşusu olan 7,8,10,11 ve 12 parsellerin üzerinde terör dolaysıyla son 20 yıllık dönem de hariç maziden günümüze kadar uzanan bir dönemde herhangi bir tarımsal faaliyetin gerçekleştirilmediği, taşınmazların arazi eğimi ve toprak yapısının da zirai olarak kullanıma müsaade etmediği, bununla birlikte anakayanın yüzeye yakınlığı nedeniyle yer yer toprak üzerinde kayaların görüldüğü, taşınmazların toprak muhafaza karakteri taşıdığı, taşınmazlar üzerinde kesilmiş veya tahrip edilmiş ağaç ve bunların kalıntılarına, dip kütüklerine ve bunlardan süren sürgünlere de rastlanılmadığı taşınmazlardan herhangi bir faydalanmanın söz konusu olmadığı, ... fotoğrafları , orman amenajman planı meşçere haritası, eski tarihli memleket haritası üzerinde yapılan incelemede ise; 1961 tarihli memleket haritasında, komşu 7 ve 8 nolu taşınmazların beyaz renk ile boyalı açıklık alanda kaldığı, dava konusu taşınmaz ile komşu 10,11 ve 12 parsellerin ise ormanlık alanları temsil eden yeşil renge boyalı alanlar içerisinde kaldığı, 1971 tarihli orman amenajman planı meşçere haritasında, dava konusu taşınmazın ve komşu taşınmazlarının tümünün “bozuk baltalık ve orman toprağı” rumuzuyla gösterilen alanda kaldığı , 1956 tarihli ... fotoğraflarıda, komşu 7 ve 8 parsellerin açıklık alanlar içerisinde kaldığı , dava konusu taşınmaz ile komşu 10,11 ve 12 parsellerin ise küçük gruplar oluşturan orman ağaçlarının bulunduğu alanda kaldığı, dava konusu 109 ada 9 parsel ve komşu 7,8,10,11 ve 12 parsellerde herhangi bir zilyetlik ve sahiplenmeye rastlanmadığı, dava konusu 9 parsel ile komşu 10,11,12 parsellerin de ormanlık alanda kaldığı ve 3116 ile 6831 sayılı kanunlara göre orman sayılan yerlerden olduğu, orman bütünlüğünün çevresi ile birlikte 3 hektarı aşkın olduğu , dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarla bilrlikte milli park olarak ilan edilen Munzur Çayı Vadisi sınırları içerisinde bulunan 33 ve 34 numaralı bölmelerde kaldığı tespit edilmiştir. Yine aynı dosyada alınan ziraat bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazların tümünün üzerinin tek ve çok yıllık bitkiler ile kaplı olduğu keşif tarihi olan 25.11.2013 itibariyle bu alanlar üzerinde herhangi bir kültür bitkisine rastlanmadığı gibi geçmişten günümüze bu parseller üzerinde tarımsal faaliyette de bulunulmadığı tespit edilmiştir. Eldeki dosyaya gelince; davalı tarafından sunulan tapu kayıtlarının zemine uygulanabilmesi için 14.11.2014 tarihinde sadece bir fen bilirkişisi, bir mahalli bilirkişi ve bir de tespit bilirkişisi ile keşfe gidilmiş ve tapu kaydının zemine uyduğu, taşınmazın terör olaylarından 20 yılı aşkın süredir kullanılmadığı ve taşınmazın üzerinde davalı tarafından yapılan taş havuzun kalıntılarının bulunduğu belirtilmiş olup eldeki davada bu beyan ve tespitler ile tefrik olunan dosyadaki bilirkişi raporları çelişkili ise de tefrik olunan dosyada orman ve ziraat bilirkişilerinin uzmanlık alanları yanı sıra bu bilirkişilerce verilen aynı rapordaki diğer taşınmazlara ve dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarına ilişkin yapılan tespitlere dayanılarak tefrik olunan dosyada 109 ada 10.11 ve 12 parseller için orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 7 ve 8 parseller için ise zilyetlik bulunmadığından tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği ve bu kararın da Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından onandığı, karar düzeltme talebinde bulunulmamakla 28.04.2016 tarihinde kesinleştiği gözönüne alındığında tefrik edilen dosyada alınan bu bilirkişi raporlarına üstünlük verilmesi gerektiğinden ve bu raporlarda da taşınmazın orman olarak tespiti dışında davalının hiç zilyetliği de bulunmadığı anlaşıldığından mahkemce Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.