
Esas No: 2021/13299
Karar No: 2022/6464
Karar Tarihi: 04.07.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/13299 Esas 2022/6464 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı Hazine vekili, kadastro tespitine itiraz istemiyle açılan dava sonucunda verilen kararın bozulması ve dava konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile Hazine adına tescilinin istenmiştir. Ancak mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Davalılar, taşınmazların zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olduğunu ve edinme koşullarının oluştuğunu iddia etmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını kısmen onamış, kısmen bozmuş ve keşif için belirlenen giderin yatırılmaması nedeniyle davacının dava konusu taşınmazları ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemenin önceki kararının Yargıtay ilamına karşı kanun yolları tüketilmediği için dosyanın yeni esasa kaydedilip işin esasının incelenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle, karar bozulmuş ve taraflara Yargıtay ilamının tebliği ile karar düzeltme süresinin beklenmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Kanun maddeleri: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Geçici 3/2. Madde, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 30.04.1973 tarihli 1711 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değişik 440. maddesi, 16.07.1981 tarihli 2494 sayılı Kanun'un 32. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 65. maddesi ve Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 23. maddesi.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
05.12.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu Van İli Başkale İlçesi Yurttepe Köyü çalışma alanında bulunan 137 ada 47, 48, 49 ve 51 parsel numarası ile sırasıyla 7.678,41 m², 10.314,69 m², 9.975,30 m² ve 13.623,45 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine temsilcisi her bir parsel için ayrı dava dosyaları üzerinden açtığı dava ile dava konusu taşınmazların bulunduğu mahallede Mal Müdürlüğü kayıtlarında mütegayyip ve firari şahıslardan kalan yerlere dair kayıtlar olduğunu ve bu kayıtların 1936 yılında umumi tahriri yapılarak Hazine kayıtlarına geçtiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Dava konusu taşınmazların öncesinde kaçak ve yitik kişilere aitken yasalar gereği Hazineye kalan yerlerden olmadığı, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olduğu ve davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen edinme koşullarının oluştuğu, taşınmazın meradan açılarak elde edilmediği gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline dair Mahkemece verilen kararın davacı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından 137 ada 48 ve 51 parsel sayılı taşınmazlar yönünden mahkeme kararının onanmasına, 137 ada 47 ve 49 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise, dava konusu taşınmazların sınırında eylemli mera olduğu, mera yönünden yeterli araştırma yapılmaması nedeni ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyularak keşif için belirlenen keşif giderini verilen süre içerisinde yatırılmadığından davacı yanın keşif delilinden vazgeçmiş sayıldığı, mevcut delil durumu itibari ile davacının davasının ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddi ile dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici 3/2. Maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükmü gereği 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 30.04.1973 tarihli 1711 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değişik 440. maddesi gereği, Yargıtay kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltilmesi istenebileceği, 16.07.1981 tarihli 2494 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile HUMK'a eklenen 442/A maddesi gereği ise Yargıtayın karar düzeltme yolu açık olan bozma kararlarının, mahkeme başkatibince onbeş gün içinde kendiliğinden taraflara tebliğ edileceği 6100 sayılı HMK'nin yürürlüğe girmesi nedeni ile 3 Nisan 2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 65. maddesi ile yürürlükten kaldırılan Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliğinin 23. maddesinde de kararın Temyiz Mahkemesince bozularak iadesi halinde; Asliye Hukuk Mahkemesine ait dava dosyalarının bozma kararının taraflara tebliğinden ve tashihi karar müddeti geçtikten sonra derhal esas defterine kaydolunacağı düzenlemesini içermektedir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerledirildiğinde, mahkemenin önceki kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.09.2013 tarihli ve 2013/4434 Esas, 2013/14143 Karar sayılı ilamı taraflara tebliğ edilmeksizin Mahkemenin 2014/10 Esas sırasına kaydedildiği ve yargılama yapılarak incelemeye konu kararın verildiği, ancak bozma ilamına karşı ilam tebliğe çıkartılarak tarafların karar düzeltme yoluna gitmelerine engel olunduğu bir yönü ile henüz Yargıtay ilamına karşı kanun yolları tüketilmediği için dosyanın yeni esasa kaydedilip işin esasının incelenmesinin mümkün olmadığı, mahkemenin açık kanun hükümlerine aykırı olarak dosyayı esasa kaydedip işin esası hakkında karar vermesi yok hükmünde olduğundan Mahkemece, esas kaydının kapatılması ve taraflara Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.09.2013 tarihli ve 2013/4434 Esas, 2013/14143 Karar sayılı ilamının tebliği ile karar düzeltme süresinin beklenmesi ve sonucuna göre işlem yapılması için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.07.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.