
Esas No: 2021/14316
Karar No: 2022/6492
Karar Tarihi: 04.07.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/14316 Esas 2022/6492 Karar Sayılı İlamı
8. Hukuk Dairesi 2021/14316 E. , 2022/6492 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ''Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı, karara dayanak alınan bilirkişi raporunun, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı, Mahkemece orman kadastrosuna ilişkin belgelerin getirtilmediği, orman tahdidi kesinleşmiş ise çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun tam olarak tespit edilmediği, orman tahdidi kesinleşmemiş ise taşınmazın resmi belgelerdeki konumu tespit edilerek orman sayılan yerlerden olup olmadığının tam olarak belirlenmediği belirtilerek, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek orman tahdidi 1946 yılından sonra yapılmış ve kesinleşmiş ise; yani kural olarak, 4785 sayılı Kanun gözetilmek suretiyle orman tahdidi yapılıp, kesinleşmişse, kesinleşmiş tahdit haritasının orman mühendisi aracılığıyla yerine uygulanması yoluyla uyuşmazlığın çözümlenmesi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidi, 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadan 3116 sayılı Kanuna göre 1946 yılından önce yapılmış ve taşınmaz tahdit sınırları dışında kalıyor ise veya sınırlandırma hiç yapılmamışsa, mahkemece memleket haritası, eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde taşınmazın ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, ... ada ... ( eski ... parsel) parsel sayılı taşınmazın tamamının kadastro tespitinin iptali ile bilirkişi heyetinin 29.04.2021 havale tarihli raporunda ekli krokide A harfiyle ve turuncu renkle gösterilen 564,02 m2'lik kısmın ana taşınmazdan ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle bahçe vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline ve tapu kaydının beyanlar hanesine "6831 Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılmıştır." ibaresinin şerhine, yine bilirkişi heyetinin 29.04.2021 havale tarihli raporunda ekli krokide B harfiyle ve sarı renkle gösterilen 2.361,16 m2'lik kısmın aynı ada parsel numarası ile orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karar davacı ... İdaresi vekili tarafından reddedilen kısma yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Arazi kadastrosu 1953 yılında yapılmıştır.
Davacı ... Yönetimi vekilinin dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; uzman bilirkişi raporlarına göre, kadastro sırasında davalı gerçek kişiler adına tespit gören 113 ada 5 (eski 954) parselin (A) harfi ile gösterilen 564,02 m2'lik bölümü davanın devamı sırasında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışmada 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş olduğu gerekçesiyle Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan sahada bırakılmıştır. Bu taşınmaz bölümü bakımından mahkemece yapılan araştırma, inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 2/B madde çalışmasının yargılamanın devamı sırasında yapıldığı anlaşıldığı halde, bu bölümler hakkındaki davanın aynı zamanda 2/B madde uygulamasına itiraza dönüşeceği gözönünde bulundurulmadan, taşınmazın bahçe vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Bunun yanı sıra, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Orman bilirkişi raporunda, A ile gösterilen kısmın, üzerinde kurumuş vişne ağaçlarının bulunduğu boşluk niteliğinde olduğu belirtildiği halde, bu kısmın eylemli niteliğinin tam olarak açıklanmadığı gibi, raporda, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman vasfını tam olarak yitirip yitirmediği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
6831 sayılı Kanun'un değişik 2/B maddesinde, bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı düzenlenmiş olup, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerekir. Her isteyenin, ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerler, kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur. Kanunda tanımlanan "bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme" kavramından bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği anlamına gelir ki, bu durum Anayasa'nın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi, kanunlarla korunamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle taşınmazın niteliği nazara alınarak, Hazine davaya dahil edildikten sonra, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahdidi ve 1991 yıllında yapılan 2/B çalışmalarına ait işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilmeli, yine yöreyi kapsayan 1981 tarihinden öncesine ve sonrasına ait en yakın tarihli hava fotoğrafları bulundukları yerden getirilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6, 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde giderilmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orjinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklanmalı; uzman orman bilirkişi kurulunca, 6831 sayılı Kanun'un 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağı, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazların orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşullar birlikte değerlendirilip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiği ya da etmediğini incelenerek bu olguları tartışılmalı ve hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu taşınmazın nitelik kaybettiği sonucuna ulaşıldığı raporlarında açıklanmalı ve bu yönde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.07.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.