14. Hukuk Dairesi 2017/2259 E. , 2020/4916 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.05.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; temyiz talebinin reddine dair verilen 09.06.2016 günlü ek kararın Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili; ... 64 ve 75 parsel, ... 322 ada 69 parselde kayıtlı 2 nolu ve 13 nolu bağımsız bölümler ile Hendek Başpınar 192 ada 29 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım davalılar vekili 26.08.2016 tarihinde temyiz etmiştir.
Mahkemece 02.09.2016 tarihli ek karar ile gerekçeli kararın; davalı vekiline 08.08.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 8 günlük süre içinde temyiz edilmediği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz talebinin reddine dair ek kararı bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- 02.09.2016 tarihli ek kararın temyiz incelemesi yönünden;
Tebliğ tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK"nin 103. maddesinde adli tatilde görülecek dava ve işler sayılmıştır. Ortaklığın giderilmesi davaları sayılan bu davalar arasında bulunmamaktadır. Anılan kanunun adli tatilin sürelere etkisini düzenleyen 104. maddesi; “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda; gerekçeli karar, temyiz eden bir kısım davalılar vekiline 08.08.2016 tarihinde tebliğ edildiğinden temyiz süresi adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacaktır. Çünkü, 1086 sayılı HUMK’nun 176. maddesinin 10. fıkrası uyarınca sulh mahkemelerindeki davaların adli tatilde de görüleceğinin belirtilmesi nedeniyle önceki yasa döneminde adli tatil içerisinde dolan temyiz süreleri 6100 sayılı HMK’nin 103. maddesinde genel olarak sulh mahkemelerindeki davaların adli tatilde görülecek davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle aynı yasanın 104. maddesi uyarınca adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesi süresindedir. Bu itibarla mahkemenin temyiz itirazının reddine ilişkin 02.09.2016 tarihli ek kararı kaldırılarak işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2-Bir kısım davalılar vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Somut olaya gelince, davalılar ..., ... ve ...’in açtığı muhdesatın aidiyeti davasında Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/59- 2013/673 E.K. sayılı kararı ile 64 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tavuk kümesi, kameriye, üç adet elma, iki adet armut, iki adet dut, üç adet kiraz, dört adet incir, üç adet cennet hurması, üç adet kivi, dört adet erik, bir adet kayısı ağacı ile üç adet üzüm ağacının dosyamız davalıları ..., ... ve ... tarafından meydana getirildiği tespit edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Dava konusu 64 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatların adı geçen davalılara ait olduğu mahkeme kararı ile sabit olduğundan, yukarıda yazılı olan ilkeler doğrultusunda dava konusu taşınmazın tespit edilen toplam değerinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmesi ve muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşlara, geri kalan bedelin ise tapu kaydındaki payları oranında tüm paydaşlara dağıtılması gerekirken mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) No"lu bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin mahkemenin 02.09.2016 tarihli 2011/622 Esas, 2016/578 Karar sayılı ek kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın KALDIRILMASINA; (2) No"lu bente açıklanan nedenlerle, bir kısım davalılar vekili tarafından mahkemenin asıl kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, 14.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan