
Esas No: 2021/4132
Karar No: 2022/6851
Karar Tarihi: 08.09.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/4132 Esas 2022/6851 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Erzincan Merkez Kilimli Köyü'nde yapılan uygulama kadastrosunda tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların yüzölçümleri ve sınırları yanlış belirlendiği gerekçesiyle dava açılmıştır. Mahkeme davanın kabulüne ve taşınmazların uygulama tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin raporunda belirtilen alanın ifrazı ile bu alana eklenmesine ve tapuya tesciline karar vermiştir. Ancak Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamında, davada kadastro mahkemesi yerine genel mahkemenin görevli olduğu vurgulanmıştır. Kadastro mahkemesi de bu karara uygun olarak görevsizlik kararı vermiştir. Dava ardından Asliye Mahkemesinde görülmüş ve mahkeme hükümde keşif tarihindeki eylemli sınırı esas alarak davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak Yargıtay kararında, hata bulunmadığı ve sınır uyumsuzluğunun tesis kadastro çalışmalarından kaynaklandığı ve mülkiyet iddiası yönünden de Kadastro Kanunu'nun 10 yıllık hak düşürücü süresinin geçtiği belirtilmiştir. Bu nedenle Yargıtay hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Kanun maddeleri: 340
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yenileme Kadastrosunun İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, Erzincan Merkez Kilimli Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... Koyun adına kayıtlı bulunan eski 920 parsel sayılı 3.659,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 155 ada 3 parsel numarasıyla ve 3.678,35 m2 yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 187 parsel sayılı 9.180,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, 155 ada 2 parsel numarasıyla ve 8.418,49 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... Koyun, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün ve sınırının yanlış belirlendiği, yanlışlığın davalıya ait taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 155 ada 2 ve 3 (eski 187 ve 920) parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitinin iptaline, 155 ada 2 nolu parselden teknik bilirkişilerin 04.03.2016 (havale: 08.03.2016) tarihli raporlarında (A) harfi ile gösterilen 1.226,71 metrekarelik alanın ifrazı ile davacıya ait 155 ada 3 nolu taşınmaza eklenmesine, taşınmazların buna göre tapuya tesciline karar verilmiş; davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.04.2019 tarihli ve 2016/6003-2019/2919 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; çekişmeli taşınmaza ait tespit tutanağının 31.01.2015-03.03.2015 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, 30 günlük ilan süresinin 04.03.2015 tarihinde dolduğu, davanın 06.05.2015 tarihinde açıldığı, dava açıldığı tarih itibariyle kadastro tutanağı kesinleştiğinden davada Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı, genel mahkemelerin görevli olduğu hususlarına değinilmiştir.
Kadastro Mahkemesince bozma ilamına uyulmak suretiyle görevsizlik kararı verilmiş, dosyanın gönderildiği Asliye Mahkemesince dava eldeki esasa kaydedilmiş ve yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, Erzincan İli Merkez Kilimli Köyü 155 ada 2 ve 3 (eski 187 ve 920) parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitinin iptaline, 155 ada 2 nolu parselden teknik bilirkişilerin 04.03.2016 (havale: 08.03.2016) tarihli raporlarında "A" harfi ile gösterilen 1.226,71 m2'lik alanın ifrazı ile davacıya ait 155 ada 3 nolu taşınmaza eklenmesine, taşınmazların buna göre tapuya kayıt ve tesciline, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 32/3 maddesi uyarınca 04.03.2016 (havale: 08.03.2016) tarihli teknik bilirkişi raporu ve ekli krokilerin Mahkeme kararının eki sayılmasına karar verilmiş, davalı vekili temyize gelmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itiraz ile eksik tespit edildiğini iddia ettiği taşınmazın adına tescili istemlerine ilişkindir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde tesis kadastro çalışmalarının 1952 yılında kesinleştiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların yer aldığı ilk tesis kadastrosu paftasında her iki taşınmaz arasındaki sınırın zemini yansıtmadığının ve ilk tesis kadastrosundaki sınır ile uygulama kadastrosundaki sınırın aynı olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, uygulama kadastrosu işlemlerinde hata bulunmadığı, sınır uyumsuzluğunun tesis kadastro çalışmalarından kaynaklandığı ve mülkiyet iddiası yönünden de Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından; Mahkemece davanın reddi ile tutanakların tapu kütüğüne aynen aktarılmasına karar verilmesi gerekirken, keşif tarihindeki eylemli sınır esas alınarak davanın kabulü doğru olmamıştır.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.