20. Hukuk Dairesi 2011/14393 E. , 2012/2803 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, dava konusu ... köyü 112 ada 8 nolu 190675,03 m2 yüzölçümlü parsel, mera vasfıyla orta malı olarak tespit edilmiştir. Davacı ..., çekişmeli parselin yaklaşık 8 dönümlük bölümünün adına tespit edilen dava dışı 112 ada 1 nolu parselin devamı olduğu ve bu yerle birlikte çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydı bulunduğu halde bu bölümün mera olarak tespit gördüğü iddiasıyla, çekişmeli taşınmaz bölümünün adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, dava konusu yapılan bölümün davacı tarafça ibraz olunan tapu kaydı kapsamında kaldığı ve mera vasfını taşımadığından davanın kısmen kabulü ile dava konusu 112 ada 8 nolu parselin 14.09.2010 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ile gösterilen 1364,59 m2 yüzölçümlü bölümünün tespitinin iptaline, davacı ... adına tapuya tesciline, kalan bölümün mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından taşınmazın (B) ile gösterilen bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılmış, çekişmeli parsel orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Mahkemece 112 ada 8 nolu parselin dava konusu yapılan bölümünün davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı ve mera vasfını taşımadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı yöntemine uygun olarak mahalline uygulanmamış, usulünce mera araştırması yapılmamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümünün dayanılan tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı ve bu bölümün meradan açılıp açılmadığı konusundadır. Kural olarak; bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için, taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde, uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753, 5618 sayılı yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı yasalar ile 4342 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki
araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. Ayrıca, dayanılan tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri varsa krokisi getirtilmemiş, revizyon görüp görmediği sorulmamış, komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilip denetlenmeden yerel bilirkişinin soyut ve yetersiz beyanı ile yetinilmiştir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı mülki amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, davacının tutunduğu 1946 tarih ve 36 sıra numaralı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritası ile birlikte tapu sicil müdürlüğünden bulunamadığı takdirde, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdî ya da irsî ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu 112 ada 5 ve 6 parseller dahil olmak üzere komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanak kayıtları, davalı ise dava dosyaları kadastro müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan ve tutanak bilirkişilerinden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi, tanık sözleri ile tespit bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde çelişki duraksamasız giderilmeli, davacının tutunduğu tapu kaydı taşınmaz başında mahalli bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, bilinmeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının revizyon görmüşse revizyonlar da dikkate alınarak, yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek keşfi izlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, komşu taşınmazların tespit tutanakları içerikleri ile varsa dayanağı kayıtlar uygulanarak sınır denetimi yapılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, öte yandan, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 28/02/2012 günü oybirliği ile karar verildi.