Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/6338
Karar No: 2012/884

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2011/6338 Esas 2012/884 Karar Sayılı İlamı

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2011/6338 E.  ,  2012/884 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne,kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı asıl ... ile vekili avukat ..."ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    KARAR
    Davacı, davalı tarafından verilen 7/1/2005 tarihli vekaletnameye istinaden, ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/12 Esas sayılı ve bu dosya ile birleştirilen ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/364 Esas sayılı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında davalıyı vekil olarak temsil ettiğini, ayrıca Kazan ve ... Asliye Hukuk Mahkemeleri ile İdare Mahkemesinde görülen diğer davalarda ve bir kısım icra takiplerinde de davalıya hukuki yardımlarda bulunduğunu, ne var ki 13.11.2006 tarihinde haksız olarak azledildiğini, ödenmesi gereken akdi ve yasal vekalet ücretleri ile yaptığı bir kısım masraflarının ise ödenmediğini, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, toplam 5.500,00 TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 18.6.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle de, fazlaya ilişkin haklarını yine saklı tutarak, talep miktarını 94.429,00 TL’ye çıkarmıştır.
    Davalı, davacının, 14/1/2005 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 66.260,00 TL"lik kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açtığını, söz konusu davanın 17/8/2005 tarihli duruşmasına katılmayarak dosyanın işlemden kaldırılmasına neden olduğunu, dosyanın yenilenmesinden sonradevam eden yargılamanın 4/10/2006 tarihli duruşmasına da katılmaması nedeniyle dosyanın ikinci kez müracaata bırakıldığını, 12.10.2006 tarihinde dosyanın yenilendiğini, ayrıca bilirkişi raporunun tebliğ edilmesinden sonra bir an önce verilmesi gereken ıslah dilekçesini, 6 ay geçtikten sonra 4/1/2006 tarihinde verdiğini, dava ile ilgili bilgi vermekten de kaçındığını, tüm bu nedenlerle davacıya olan güveninin sarsıldığını, dosyanın bir kez daha müracaata kalması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi söz konusu olduğundan ve davanın neredeyse 1 yıl gecikmesine sebebiyet verildiğinden davacının haklı olarak vekaletten azledildiğini, takip edilen dava ve icra takipleri nedeniyle gerekli masraf ve ücret avanslarının ise fazlasıyla ödendiğini, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, 30.6.2010 tarihli ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak, azlin haksız olduğu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, 80.199,20 TL akdi ve yasal vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağın 5.500 TL"lik kısmına 15/12/2006 dava tarihinden, 74.699,20 TL"lik kısmına ise 18/6/2009 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/364 Esas sayılı dosyası ile Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/109 Esas sayılı dosyası açısından davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/12 Esas sayılı dosyası ile Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/140 Esas sayılı dosyası açısından ise fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” Şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
    Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; davacının, davalıya vekaleten “kamulaştırmasız el atma davası” ile diğer bir kısım davalarda hukuki yardımlarda bulunduğu, ancak 13.11.2006 tarihinde davalı müvekkili tarafından azledildiği anlaşılmaktadır. Davacı, vekaletten azlinin haksız olduğunu ileri sürerken, davalı ise azlin haklı olduğunu savunmuştur. O halde taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığı ile ilgili olup, ancak bunun sonucuna göre davalının vekalet ücreti ödemekle yükümlü olup olmadığı, yükümlü ise ödenmesi gereken ücretin miktarı belirlenebilecektir.
    Davalı tarafından öncelikli azil nedeni olarak, “davacının takip etmiş olduğu davada, iki kez duruşmalara mazeretsiz olarak katılmayarak dosyanın işlemden kaldırılmasına neden olduğu” hususu gösterilmiş, ayrıca “ıslah dilekçesinin geç verilmesi”, “davanın uzamasına sebebiyet verilmesi” gibi hususlar da azil nedeni olarak belirtilmiştir.
    Davacı avukatın, davalıya vekaleten takip ettiği ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/12 esas sayılı “kamulaştırmasız el atma davası”sının 17.8.2005 tarihli duruşmasına mazeretsiz olarak katılmadığı, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, daha sonra yenilenen davanın 4/10/2006 tarihli duruşmasına da mazeretsiz olarak katılmadığı için dosyanın ikinci kez işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece de benimsenen 30.6.2010 tarihli bilirkişi raporunda, “davacı avukatın her iki işlemden kaldırma olayından kısa bir süre sonra yenileme dilekçesi vermesi nedeniyle, davayı takip etmeme gibi ihmali bir davranış içerisinde olmadığı, istemeden de olsa bazı duruşmaların saatinin kaçırılmasının mümkün olduğu, esasen dosyanın bütünü gözetilerek, vekalet görevinin özenle yerine getirip getirmediğine ve bunun sonucunda davalının zarara uğratılıp uğratılmadığına bakılması gerektiği, olayda ise dava iki kez takipsiz bırakılmışsa da sonuç itibariyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmediği, dolayısıyla bu husustaki azil nedeninin haksız olduğu” belirtilmişse de, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde düzenlenmiş olan “avukatın özen borcu”nun, objektif sorumluluk olduğu göz önüne alındığında, basiretli bir avukatın mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması, bunun sonucunda da dosyanın müracaata bırakılması, üstelik bir süre sonra aynı olayın tekrar etmesi, “özen borcu” konusundaki yükümlülüğün yerine getirilmediğinin açık bir göstergesidir. Bu konuda davalı tarafından savunmada değinilen, “işlerin yoğunluğu”, “adliyenin geniş ve mesafeli olması”, “duruşma saatlerinin çakışması” gibi subjektif nedenlerin dikkate alınması ise mümkün değildir. Az yukarda da açıklandığı üzere taraflar arasındaki “güven ilişkisi” vekalet akdinin en önemli unsurlarından olup, davalı müvekkilin, iki kez işlemden kaldırılan, dosyanın bir kez daha müracaata bırakılması halinde, “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmesinin söz konusu olduğu bir durumda uğrayacağı zararlar dikkate alındığında, davacı avukatına olan güveninin sarsıldığının, dolayısıyla azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Haklı azil halinde, müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olmadığından davacı ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücretinin tahsilini isteyebilir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, aksine düşüncelerle azlin haksız olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
    SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.191.00 davalıya TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.1.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi